Konya
Açık
2°
Aksaray
Açık
5°
Karaman
Açık
7°
Ara
Anadolu'da Bugün Sağlık Klinik Psikolog Baykuş: Savaşın en derin yaraları psikolojide açılıyor

Klinik Psikolog Baykuş: Savaşın en derin yaraları psikolojide açılıyor

Klinik Psikolog Büşra Baykuş, savaşların yalnızca fiziksel yıkıma yol açmadığını, insan psikolojisi üzerinde de uzun yıllar sürebilen derin etkiler bıraktığını söyledi.

MUHABİR: Evren Atcı
Okunma Süresi: 3 dk

Klinik Psikolog Büşra Baykuş, savaşların yalnızca fiziksel yıkıma neden olmadığını, insan psikolojisi üzerinde de uzun yıllar sürebilen derin etkiler bıraktığını belirtti.

Baykuş, Anadolu’da Bugün’e yaptığı özel açıklamada savaşın görünmeyen ancak en ağır izlerinin çoğu zaman insan zihninde ve ruhunda oluştuğunu ifade etti.

Savaşların genellikle yıkılan şehirler, kaybedilen hayatlar ve zorunlu göçlerle anıldığını dile getiren Baykuş, “Ancak savaşın bıraktığı en derin izler çoğu zaman görünmezdir. İnsan zihni ve ruhu üzerinde oluşan bu izler, savaş sona erdikten yıllar sonra bile etkisini sürdürebilir” dedi.

"Temel güvenlik duygusunu sarsan bir süreç"

Savaş ortamının bireyin en temel güvenlik duygusunu sarsan travmatik bir deneyim olduğunu vurgulayan Baykuş, sürekli tehdit altında yaşamanın, patlama sesleri, kayıp haberleri ve belirsizlik duygusunun insanın psikolojik dayanıklılığını ciddi şekilde zorladığını söyledi. Bu koşullarda yaşayan bireylerde yoğun kaygı, korku, umutsuzluk ve çaresizlik duygularının ortaya çıkabileceğini belirten Baykuş, travmatik olaylara doğrudan tanık olan kişilerde kabuslar, ani irkilme tepkileri ve sürekli tetikte olma hali gibi travma sonrası stres belirtilerinin görülebileceğini ifade etti.

"En kırılgan grup çocuklar ve ergenler"

Savaşın psikolojik etkilerinin yalnızca yetişkinlerle sınırlı olmadığını dile getiren Baykuş, çocuklar ve ergenlerin de savaşın en kırılgan tanıkları olduğunu söyledi. Çocukların güvenli bir ortamda büyümesi gerektiğine dikkat çeken Baykuş, savaş koşullarında korku, ayrılık, kayıp ve belirsizlikle erken yaşta tanışan çocukların duygusal gelişiminin ve dünyayı algılama biçimlerinin olumsuz etkilenebileceğini ifade etti. Baykuş, bazı çocuklarda içine kapanma, uyku sorunları, yoğun kaygı ve davranış problemlerinin ortaya çıkabildiğini kaydetti.

"Toplumsal travmalara neden oluyor"

Savaşın bir diğer önemli psikolojik sonucunun ise toplumsal travma olduğunu belirten Baykuş, toplumun geniş kesimlerinin aynı korku, kayıp ve belirsizlik deneyimini paylaşmasının kolektif bir ruhsal yaraya dönüşebileceğini dile getirdi. Bu durumun güven duygusunun zedelenmesine ve toplumsal ilişkilerde uzun süreli etkiler oluşmasına neden olabileceğini ifade etti.

"Psikolojik destek ve sosyal bağ kurmak önemli"

İnsan psikolojisinin yalnızca kırılgan olmadığını, aynı zamanda iyileşme potansiyeline de sahip olduğunu vurgulayan Baykuş, travmatik deneyimlerden sonra bireylerin yeniden güven duygusu geliştirebilmesi için sosyal destek ağlarının ve psikolojik yardım hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Baykuş, savaş sırasında ve sonrasında uygulanacak psikososyal destek programlarının bireylerin yaşadıkları travmayı anlamlandırmalarına ve yeniden yaşamla bağ kurmalarına yardımcı olabileceğini söyledi.

Klinik Psikolog Büşra Baykuş, “Unutulmamalıdır ki savaşın yaraları yalnızca fiziksel değildir. Görünmeyen psikolojik yaralar da en az görünenler kadar gerçek ve derindir. Bu nedenle savaşın etkilerini değerlendirirken yalnızca fiziksel yıkımı değil, insan ruhunda bıraktığı izleri de anlamaya çalışmak büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *