Piyasalarda sular durulmuyor. Sadece birkaç hafta önce kendi halinde seyreden küresel ekonomi, Batı Asya merkezli jeopolitik şoklarla adeta sarsılıyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte enerji vanalarındaki korku, Brent petrolün varil fiyatını bir anda 115 dolar gibi can yakan seviyelere kadar fırlattı.
Bu korkunç yükseliş masum bir fiyat artışı değil; dünyada unutulmaya yüz tutan enflasyon canavarını tekrar uyandıran o büyük kıvılcım. Enerji maliyetlerindeki şok artış, doların küresel gücüyle harmanlanınca doğrudan altın ve emtia fiyatlarının üzerinde oldukça sert bir yön arayışına dönüştü.
Peki, böylesine puslu ve tehlikeli bir havada elinde nakdi olan veya mevcut birikimini korumak isteyen vatandaş ne yapmalı? İşte tam bu noktada piyasaların nabzını tutan İslam Memiş'ten çok net bir kırmızı çizgi geldi.
Altın, gümüş ve bakır gibi emtialarda fiyat hareketlerinin aşırı hassaslaştığını vurgulayan Memiş, "tek seferde alım" riskine karşı yatırımcıları şiddetle uyardı. Cepten çıkan tüm parayı, o anki fiyat üzerinden panikle tek bir işlemde bağlamak, mevcut konjonktürde adeta kumara oturmak demek. Memiş'in reçetesi aslında çok açık ve disiplin gerektiriyor: Alımları mutlaka zamana yayın. Parçalı ve kademeli alım stratejisi, bu fırtınalı denizlerde rotayı kaybetmeden limana yanaşmanın tek güvenli yolu.
Piyasadaki bir diğer ezber bozan gelişme ise yatırımcının reflekslerindeki o büyük yapısal değişim. Yıllardır "Altın dediğin yastık altında, kasada durur" diyen o asırlık gelenek yıkılıyor. Fiziki altını evde saklamanın getirdiği hırsızlık riskleri ve son dönemde can yakan fahiş işçilik maliyetleri, vatandaşı resmen dijital bankacılığa itti.
Rakamlar yalan söylemez. Dijital güvenliğin rahatlığı ve alım-satım makasındaki maliyet avantajlarının etkisiyle, vatandaşın banka hesaplarında tuttuğu toplam altın rezervi dudak uçuklatan bir seviyeye, tam 676 tona ulaştı!
Ancak fiziki tarafta tamamen havlu atılmış değil. Bir dönem kuyumcu vitrinlerinde rekor üzerine rekor kıran ve alıcıyı isyan ettiren o yüksek işçilik maliyetleri nihayet düşüş trendine girdi. Maliyetlerdeki bu geri çekilme, vatandaşa fiziki altına ulaşımda ufak da olsa bir nefes aldırırken, kapalıçarşı piyasasındaki arz-talep dengesini de yeniden hareketlendirdi.
Görünen o ki; günlük al-sat maceralarının hüsranla biteceği, piyasa hareketlerini soğukkanlılıkla izleyip uzun vadeli pozisyon alanların kazanacağı yeni bir döneme giriyoruz. Jeopolitik krizlerin gölgesinde altının o sarsılmaz "güvenli liman" rolü, ister dijitalde ister fiziki olsun, her zamankinden daha güçlü.
Önemli Not: Bu haber metninde yer alan bilgi, yorum ve değerlendirmeler kesinlikle yatırım tavsiyesi kapsamında değildir.