Konya
Parçalı bulutlu
7°
Aksaray
Parçalı bulutlu
9°
Karaman
Parçalı az bulutlu
7°
Ara
Anadolu'da Bugün Sağlık İnme sessiz geliyor! Konya’daki uzmandan hayat kurtaran tavsiyeler

İnme sessiz geliyor! Konya’daki uzmandan hayat kurtaran tavsiyeler

Medicana Konya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Büyükgöl, beyin damar tıkanıklığında erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirterek, belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden 112’nin aranması gerektiğini söyledi.

KAYNAK: İHA
Okunma Süresi: 3 dk

Beyin damar tıkanıklığı, tıbbi adıyla iskemik inme, beyne giden damarların ani şekilde tıkanması sonucu ortaya çıkan ve hayatı tehdit eden ciddi bir hastalık olarak öne çıkıyor. Medicana Konya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Büyükgöl, inmenin acil müdahale gerektiren bir durum olduğunu belirterek, erken tanı ve hızlı tedavinin kalıcı hasarı önleyebileceğini ifade etti.

Beyin hücrelerinin oksijensiz kalması durumunda dakikalar içinde hasar görmeye başladığını söyleyen Büyükgöl, belirtilerin çoğunlukla aniden ortaya çıktığını vurguladı. Görme bulanıklığı veya kaybı, yüzde kayma, konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük ya da uyuşma ve yürüme zorluğu en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Ayrıca ani baş dönmesi, denge kaybı ve konuşulanı anlayamama gibi şikayetler de görülebiliyor. Uzmanlar, bu belirtiler kısa süreli olsa bile mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor.

“Belirtiler varsa hemen 112 aranmalı”

Tanı sürecinde hastadan alınan öykünün yanı sıra bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını aktaran Büyükgöl, beyin anjiyografisinin damar yapısını detaylı incelemek için önemli bir yöntem olduğunu söyledi.

İnme belirtilerinin kolay hatırlanması için “Yüz-Kol-Konuşma” testine dikkat çeken Büyükgöl, şu bilgileri paylaştı:
“Kişiden gülümsemesi, iki kolunu kaldırması ve basit bir cümle söylemesi istenir. Yüzde kayma, kol düşmesi veya konuşma bozukluğu varsa vakit kaybetmeden 112 aranmalıdır. Çünkü inmede zaman hayati öneme sahiptir.”

Tedavide zamanla yarışılıyor

Beyin damar tıkanıklığı tedavisinin zamanla yarışılan bir süreç olduğunu vurgulayan Büyükgöl, tedavinin temel amacının beyin dokusuna kan akışını yeniden sağlamak olduğunu ifade etti.

Akut dönemde uygulanan trombolitik tedavinin, pıhtıyı çözücü ilaçlarla damar açıklığını sağlamayı hedeflediğini belirten Büyükgöl, bu yöntemin ilk 4,5 saat içinde uygulanması gerektiğini söyledi. Büyük damar tıkanıklıklarında ise mekanik trombektomi yöntemiyle pıhtının kateter yardımıyla çıkarılabildiğini ve bu işlemin bazı hastalarda 24 saate kadar etkili olabildiğini aktardı. Ayrıca stent uygulamasının da uygun hastalarda tercih edilebildiğini dile getirdi.

Uzun dönem tedavi ve rehabilitasyon önemli

Tedavinin yalnızca akut dönemle sınırlı olmadığını belirten Büyükgöl, uzun vadede pıhtı oluşumunu önlemek amacıyla aspirin ve klopidogrel gibi antiplatelet ilaçların kullanıldığını ifade etti. Kardiyak kaynaklı durumlarda ise antikoagülan tedavilerin devreye girdiğini söyledi.

Hastaların iyileşme sürecinin; tıkanıklığın şiddeti, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna göre değiştiğini belirten Büyükgöl, fizik tedavi ve konuşma terapisi gibi rehabilitasyon süreçlerinin hastaların yeniden bağımsız yaşamlarına dönmelerinde büyük rol oynadığını kaydetti.

“Risk faktörlerini kontrol etmek şart”

Beyin damar tıkanıklığından korunmak için risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Büyükgöl, yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı ve kalp ritim bozukluklarının en önemli riskler arasında yer aldığını söyledi.

Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sigaranın bırakılmasının inme riskini önemli ölçüde azalttığını belirten Büyükgöl, “Altta yatan nedenler tedavi edilmezse inme tekrarlayabilir. Bu nedenle düzenli takip ve tedavi büyük önem taşır” dedi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *