Pişmanlık beyhude midir?
Başlığı gördüğünüzde “Nasıl yani?” demiş olabilirsiniz. Ama gelin bir de benim baktığım yerden pişmanlığa bakalım.
Etimolojik olarak karşı düşünen, karşı akıl gibi anlamlara gelmektedir. Yani yapılan eylemin sonradan tersini düşünerek farklı bir değerlendirme yapmaktır. Buraya kadar ayrı düşündüğümüz bir durum yok elbette. Fakat pişmanlık dünyanın en faydasız duygusudur. Geçmişte bir şey olmuş ve sen buna ‘keşke olmasaymış’ diye yakınıyorsun. AMA OLMUŞ. ‘Beni ilgilendirmez olmasın’ diyorsun. “Olmasaydı, bu böyle yapmasaydı” diye bugününü yiyip bitirdiğin yetmezmiş gibi bir de geleceğini ipotek altına alıyorsun. Hani şu ne kadar kaldığını bilemediğimiz gelecek.
Böyle faydasız bir duygunun evrimsel olarak bize bırakılmasını kabul etmiyorum. Çünkü bize aktarılan bu mirasların hepsinin bir faydası olmalı. Bunun anlamı seçilmiş olmasıdır. Böyle düşündüğümüzde bu faydasız şeyin daha anlamlı kullanılması gerektiğini düşünmekteyim.
Pişman olduğunuz tüm olayların aslında tek bir ortak noktası vardır. O da bunların hepsinin düşünmeden, gelişine davranılmasının sebebidir. Kolay yoldan sonuç almak gibi düşünebiliriz. Şimdi şunu düşünün; pişman olduğunuz o anı ve bu eylemi yaptığınız anı birleştirin. ‘Ben bunu yaparsam ileride pişman olurum’ diyebilmelisiniz. İşte pişmanlığın asıl çalışma prensibi bu olmalı. Yaptıktan sonra değil, olay anında bunu söyleyebilmek ve bu karar doğrultusunda hareket edebilmek. İşte bu anda pişmanlık olumlu ve anlamlı bir role bürünür. Bizim insanlık olarak atladığımız nokta burası bana göre.
Belki de insanı en çok zorlayan şey; ‘Olan oldu şimdi ne yapmalıyım’ evresine geçebilmektir. Geçmişin girdabından çıkarak geleceğe gözümüzü dikebilmek. Çünkü zihnimiz sürekli olarak geçmişin karanlık sokaklarında dolaşmaya meyleder. Sanki geçmişe dönüp onu değiştirebilecek ve kızabilecek gücü varmış gibi...
Fakat hepimizin de bildiği gibi pişmanlık olanı değiştirebilecek gücü elinde barındırmaz yalnızca gelecekte alacağın kararlar üzerinde etkisi olabilir. Belki de bu yüzden pişmanlık geçmiş değil geleceğin bir parçasıdır.
İnsanlar ise yaptıkları hatalar kadar değildir. Buradaki öğreti ‘keşke yapmasaydın’ demek için değil ‘bir daha yapma’ demek içindir. İkisi arasında çokça fark vardır. Birisi faydasız bir yoruculuk, diğeri geleceğin düğümleri için bir çözüm barındırır içlerinde.
Kur’an-ı Kerim’de Zümer Suresi 53. ayetinde şöyle buyrulur:
“Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar."
Burada dikkat edilmesi gereken yer insanların hata yapmaması değil, o hatanın/pişmanlığın içinde ömür boyu mahkum olmamalarıdır. İşte tam da bu yüzden pişmanlık beyhude değildir, beyhude olan asıl şey geçmişte kalıp mahkum gibi yaşayarak bugünü ve geleceği karanlığa gömmektir.