Tahmin hatası
Yıllardır tanıdığınız bir insanı düşünün. Ne söyleyeceğini, neye nasıl tepki vereceğini, onu neyin mutlu edeceğini ya da kızdıracağını bilirsiniz. Sonra bir gün size beklemediğiniz bir cümle söyler. Bu cümle aslında çok sıradan ve olağan bir cümle olabilir.
Neden her şeyi anlamak zorundayız ki?
İnsanoğlu belirsiz ve arafta kalmayı seven bir varlık değil. Herhangi bir şey olduğunda hemen sonuca bağlansın ve bu sonuca bağlanmasının da nedenini bilmek istiyor. Somut bir şekilde “Bunun sebebi buymuş” demek istiyor.
Kimsenin bilmediği o yer
Leyla ile Mecnun diye bir dizi vardı. Başrol kahramanı Mecnun bir yön haritasının önünde buluyordu kendisini ve haritada 'buradasınız' imgesi yer alıyordu. Fakat başka bir belirleyici yok sadece 'buradasınız. 'Mecnun bir süre haritayı inceledikten sonra Evet, neresinin burasındayım? diyordu.
Sorumluluk vakti
Bugün biraz tarzımın dışına çıkıyorum. Herkesi ilgilendiren bir mevzuyu sizlere hatırlatmak istedim. Malumunuz olduğu üzere çevre hepimizin. Siyaset üstü bir mesele. Vakıf, dernek, cemiyet, cemaat vesaire üstü bir mevzu. Gözümüzün önünde hava, su, toprak kirleniyor.
Anlamsal bir yorgunluk
Neden fiziksel olarak dinlendiğinize emin olduğunuz bir gün sanki hiç dinlenmemiş gibi hissedersiniz? Neden başarılarınız sizi eskisi kadar tatmin etmez ve de hak edilmiş bir galibiyetin mutluluğu beklenenden az sürebilir?