Normalleştiremeyeceksiniz
Yaşadığımız hayatta kimi zaman yorgun kimi zaman tükenmiş kimi zaman mutlu kimi zamansa öfkeli olabiliriz. Bunların hepsi insani dürtülerimiz ile normal sayacağımız şeylerdir. Çünkü hayat, dinamikleri bir aşağı bir yukarı gitmesi ile meşhur o lunaparktır aslında. Kiminin lunaparkı romantik temalı, kiminin ise macera odaklıdır. Bu da normaldir. Lunapark içerisinde koyduğumuz tüm oyuncaklar ve ışıklar bizlerin seçimleri ile şekillenmiştir. İsmi 'çarpışan arabalar' olan oyuncağa binip çarpmamaya çalışmak nasıl bir seçimse kamikazeye binip ters takla atmak da bunun gibi bir seçimdir. Yani NORMALDİR.
Fakat yaşamayı seçtiğimiz her şey NORMAL DEĞİLDİR. İşte asıl normal olmayan nedir biliyor musunuz? AİT OLMADIĞINIZ BİR YERE SEBEPSİZ GİRMEYE ÇALIŞMAK. Bunun için gereksiz çabalara girmek ve mevcut bulunduğun temaya zarar vermek.
Metaforumu değiştirerek bunu başka bir metafor ile açıklamam gerekirse, her çiçeğin her toprak ve ortamda yetişmeyeceği gerçeği bilindiği halde neden başkasının bahçesindeki çiçeğe elini uzatırsın? Ve bunu yaparken kendinde bir hak bulursun? Bunu normal insani bir dürtü olarak nasıl adlandırırsın? İşte NORMAL OLMAYAN BUDUR.
Bazı çiçeklerin köklendiği bahçelerin görünür tabelaları yoktur. Belirgin büyük duvarlar arkasına saklanmamıştır. Çünkü buna gerek duymamıştır. Ama o çiçek ile ilgilenildiği, emek ve sevgi verildiği bellidir. Çünkü etrafında ZEHİRLİ OTLAR yoktur. Suyu zamanında ve ihtiyacı kadar veriliyordur. İÇERİDE BİRİNİN OLDUĞU BELLİDİR. Kilide de ihtiyaç duyulmamıştır. Fakat kilide ihtiyaç duyulmuyor diye kenarında uzun süre durmak bir gezinti değil, izinsizliğin cazibesini kullanmaya çalışmaktır. Mesafe ihlalinin kol gezdiği bir bahçede buna; bakmak denebilir, beğenmek denebilir, sonrasında ise normal denebilir. Oysa bu hiç normal değil aksine AHLAK HUDUTLARININ HİÇE SAYILDIĞI bir davranış biçimidir.
Tıpkı lunaparklarda HERKESİN YERİNİ BİLDİĞİ bir düzenin olduğu gibi. Herkes sırasını bekler. Oysa bazıları yanlış sırada beklemeyi “CESARET?” sanır. “Nasılsa kimse beni görmüyor”, “Nasılsa sırasını almaya çalıştığım kişi farkında değil” bu mesnetsiz düşünceler nereden normalleşti bilemiyorum. Açıkçası bilmek de, alışmak da istemiyorum. Ben ve benim gibi düşünen bir avuç azınlığın var olduğu gerçeğini kabullenerek ve saygı, terbiye ve ahlak sınırlarının korunduğu o herkesten bağımsız çiçek bahçemde yaşamaktan onur duyuyorum. Ahlakı noksan toprakların yılmaz savunucularını ise görüyor ve NORMALLEŞMEMELERİ için söz uçar yazı kalır şeklinde olan mottomu buraya bırakıyorum.
Sahi size dokunmayan bu yılan, daha kaç yıl yaşayacak söyler misiniz?