“Herkes Yapıyor” Saltanatı!
Uzunca bir süre yurt dışında yaşadıktan sonra, Türkiye’ye tekrar döndüm ve yeniden bu ülkede yaşamaya başladıktan sonra “Burası Türkiye”, “Herkes yapıyor” gibi cümleleri sıklıkla duymaya başladım.
İnsanlar, ülkeyi ‘hor kullanıyor’ ve bunu bazı gerekçelendirmelerle meşrulaştırmaya çalışıyor. Yani ihlalleri normalleştirmenin bahanesini buluyorlar. “Ben medeni bir yaşama uyum sağlayamıyorum”un bahanesi.
İnsanlar; çevreye zarar veren bir eylemde bulunduğunda, yere çöp attığında, trafik kurallarını hiçe saydığında, kamu malına zarar verdiğinde, yayaya yol vermediğinde, fırsatçılık yapıp ürünü değerinin çok üzerinde sattığında vb. durumlarda kuvvetli(!) bir argüman sunuyorlar: “Burası Türkiye”, “Ama herkes yapıyor.”
Bu söylem yanlışı normalleştirmekle kalmıyor daha büyük suçlara giden yolu da açıyor.
Bu sistemin bir parçası olmak yerine sistemin dışında kalmak bizim elimizde. Pekâlâ bir tepki olarak sistemin dışında kalabilecekken kendi hür iradenle o çok eleştirdiğin sistemin bir parçası olmayı sen kabul ediyorsun zaten. Ve kendini temize çekmek için de “El âlem yapıyor” argümanını kullanıyorsun. Herkes her şeyi eleştiriyor ama eleştirdiği şeyleri yapıyor. Yahu zaten herkes sen yaptığın için de yapmış olacak ve iş içinden çıkılamaz bir hal alacak.
Bu zincirin ilk halkasının atılmasının temeli nedir sizce? Nasıl oldu, nasıl başladı? Kim bu herkes? Ve insanlar, nasıl bu düzenin bir parçası oluyor? Bunu nasıl durdurabilir, bu zinciri nasıl kırabiliriz? “Herkes yapıyor” saltanatını nasıl yıkabiliriz?
Kimse dört dörtlük değildir, elbette ben de değilim. Ama yaptığım yanlışa “Çoğunluk yapıyor” kalkanını kullanmıyorum. Bireysel sorumsuzluğumu “Ülkemin durumu zaten böyle” diye meşrulaştırmaya çalışmıyorum.
Uyanıklığı erdem saymıyorum.
Burada, Wilson ve Kelling tarafından ortaya atılan, Zimbardo’nun deneyleriyle desteklenen ‘Kırık Cam Teorisi’nden kısaca bahsetmek istiyorum. Bu teori bize şunu söyler: Bir yerde küçük düzensizlikler görmezden gelinirse zamanla daha büyük sorunların önü açılır, kırık bir cam onarılmazsa kimse umursamıyor algısı oluşur.
Bu da yeni camların kırılmasını hatta ciddi suçları teşvik eder. Buna karşılık, küçük sorunlara hızlıca müdahale edilen ortamlarda düzen ve güven duygusu oluşur.
Yerde gördüğümüz bir çöpü kaldırmak yerine üzerine biz de çöp atarsak orası çöplüğe dönüşür ve kimse oraya çöp atmaya çekinmez, bir cam kırıksa kimse orayı kırmaktan çekinmez.
O ilk çöpü atmamak, o ilk camı tamir ettirmek...
Belki de buradan başlayacak zinciri kırmak.