Alara Çifçi
[email protected]
Herkes her şeyi bilmek zorunda değil
Hepimizin hayatında vardır böyle insanlar. Bir odaya girer girmez havası değişen, konuşurken sanki “ben bilirim” demese bile hissettiren tipler. Her şeyi herkesten iyi bildiğine inanan, yanıldığında bile bunu kabullenmekte zorlanan o tuhaf özgüven hâli.
“Ben buradayım” dürtüsü
Hayatın farklı dönemlerinde, değişimi biraz aceleye getiren insanlarla karşılaşırız. Onlarda; hafif bir gösteriş, biraz tedirgin bir özgüven ve derinlerde saklı bir merak uyandıran hâl vardır. Çünkü kimse durduk yere parlamaya heves etmez; ama bazı davranışlar vardır ki, ister istemez göze batar.
Neden kitap okumuyoruz?
Gerçekten soruyorum, kaçımız en son bir kitap bitirdi? Ben dahil, çoğumuz ekranların içinde kaybolmuşuz. Telefon elimizden düşmüyor, sosyal medyada saatler geçiyor. Ama bir kitabı elimize almak zor geliyor. Bence mesele zaman değil. Vaktimiz var, ama önceliğimiz farklı.
Rol modellerimizi sosyal medyada mı arıyoruz?
Geçenlerde arkadaşlarla oturuyorduk, sohbet arasında dikkat ettim; herkesin dilinde bir futbolcu, bir rapçi ya da sosyal medyada takip ettiği yabancı bir fenomen var. Ben de düşündüm, biz niye kendi kahramanlarımızı bu kadar az biliyoruz?
Paylaşmak
Paylaşmak denince çoğu kişinin aklına hemen yemek gelir. Bir dilim ekmeği bölüşmek, sofrada bir tabaktan iki kaşık almak… Oysa paylaşmak sadece karın doyurmak değildir, gönül doyurmaktır. Bazen otobüste yanımıza oturanla kısa bir tebessüm paylaşırız, bazen komşumuzla yeni pişirdiğimiz çorbayı.