Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi ile Uluslararası Rumi Medeniyetler Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde “Feleklerin Nağmesi” adlı musiki dinletisi ile “Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile Ailesinin Konya’ya Teşrifleri, Mevlevîlik ve Sema” konulu söyleşi programı gerçekleştirildi.
NEÜ Köyceğiz Yerleşkesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlik, akademisyenler ve öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Programın açılış konuşmasını yapan Uluslararası Rumi Medeniyetler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Akkuş, 13. yüzyılın Anadolu irfanı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Akkuş, Anadolu ve Konya’nın önemli bir ilim ve tasavvuf merkezi haline gelmesinde dönemin büyük mütefekkir ve mutasavvıflarının rol oynadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Konya’nın ve Anadolu’nun en önemli yüzyılı 13. yüzyıldır. Anadolu irfanının ortaya çıktığı bu yüzyılda çok büyük mütefekkir ve mutasavvıflar yaşamıştır. Anadolu ve Konya’yı büyük kılan bu büyük âlimlerdir. Onların 13. yüzyılda başlayan ve Osmanlı Dönemi’nde de devam eden bir irfan yolculuğu vardır. Osmanlı döneminde de Türkistan coğrafyasından birçok âlim Konya’ya gelmiştir. Onların gelişiyle ilgili birçok konuyu anlatıyoruz ama hepsi manevi bir işaret üzere bu bölgenin ihyası için gelmiş ve burayı kalkındırmıştır. Bizler de onların oluşturduğu irfan birikiminden dolayı hepsine müteşekkiriz.”

Konuşmanın ardından program, Doç. Dr. Mustafa Yıldırım’ın icrasıyla gerçekleştirilen “Feleklerin Nağmesi” başlıklı musiki dinletisiyle devam etti. Katılımcılara manevi bir atmosfer sunan dinleti büyük beğeni topladı.
Musiki dinletisinin ardından Doç. Dr. Mustafa Yıldırım’a plaket takdim edildi ve programın ikinci bölümüne geçildi.

Moderatörlüğünü Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Soner Hunkan’ın yaptığı “Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile Ailesinin Konya’ya Teşrifleri, Mevlevîlik ve Sema” başlıklı söyleşide, Mevlânâ’nın 22 kuşak torunu Esin Çelebi Bayru konuşmacı olarak yer aldı.
Bayru, konuşmasında Mevlevîlik geleneği, Hz. Mevlânâ’nın Konya’ya gelişi ve tasavvufi mirasın günümüze yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Kendinizi sevin, hayata dolu tarafından bakın” başlığıyla öğrencilere seslenen Bayru, hayata dair önemli tavsiyelerde bulundu. İnsan sevgisi ve Allah inancı üzerine konuşan Bayru, “Kendinizi sevin canlar. Çünkü Allah bizi sevdiği için yarattı. Allah bilinmek ve sevilmek için kâinatı yarattı. En şerefli mahluk olarak insanı yarattı ve kâinatta yarattığı her şeyi insanın emrine verdi. Demek ki biz gerçekten sevilmeye layık şekilde yaratıldık” dedi.
Hayatın zorluklarına da değinen Bayru, şu ifadeleri kullandı:
“Allah’ın bize vermiş olduğu hediyelerin farkına varın. Her zaman yüzünüz gülsün. Bardağın dolu tarafı ve boş tarafı vardır ya, ben her zaman dolu tarafa bakıyorum. Bu demek ki Allah’ın bana neler verdiğinin farkındayım. Ama aynı zamanda boş tarafı nasıl doldurabilirim diye de çalışıyorum. O zaman insan kendini daha güçlü hissediyor. Bir kere Allah benimle beraber. Nasıl bir anne baba çocuğunun zarar görmesini istemezse, Allah da bizim zarar görmemizi istemez.”
Zorlukların hayatın bir parçası olduğunu vurgulayan Bayru, “Mümkün mü hayatın hep yükselen bir çizgide gitmesi? Tabii ki zorluklar yaşadım. Ama ‘ah’ dediğiniz anda farklı düşünmeye başlamalısınız. Bu zorluklar aslında ders gibidir. O dersten geçer not almalıyız ki bir üst sınıfa geçebilelim. O ‘ah’ dediğiniz şeyin içindeki dersi bulduğunuzda akıl devreye girer ve çözüm üretmeye başlarsınız” diye konuştu.

Etkinlik, Hz. Mevlânâ’nın 22 kuşak torunu Esin Çelebi Bayru’ya çiçek ve tablo takdim edilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.