Nihal Şahsenem Akköse

Nihal Şahsenem Akköse

Vergi kaçıran, milletten çalar

Yıllardır duyarız değil mi bu vergi kaçırma işini. Adam şirket kuruyor, muhasebeciyle kafa kafaya veriyor ve bakıyorlar piyasaya, “ben bir lira vergi kaçırmayacağım” diyen birçok patronun işyerleri batmış ve sonuç olarak yaptıkları görüşmede, “vergi kaçırmazsak batarız” sonucu çıkıyor.  İşin tuhaf, garip, ilginç yanı şirket kuran şahsiyet sırf vicdanını rahatlatmak için vergi kaçırabileceği yönünde ‘fetva’ istiyor… Buna da icazet verenlerin olduğu hep söylenegelmiştir…

“Bir ülkede işlenebilecek en büyük suç nedir” diye sorulsa ne cevap verirsiniz? Ben, “hırsızlık ve vergide yapılan yolsuzluk” derim. Şimdi dünyada bu işler nasıl oluyor bir bakalım. Avrupa’da yaşayan eşinize, dostunuza, akrabanıza sorun; yaşadıkları ülkelerde en büyük suçların başında vergi hırsızlığının geldiğini söylerler. Aklınızda olsun; Avrupa Birliği ülkelerine gidip, geçici oturum izni almak istiyorsanız vergi mükellefi olmanız lazım. Şayet, aldığınız geçici oturum izninin sürekli olmasını istiyorsanız 4 yıl boyunca vergilerinizi eksiksiz bir şekilde ödemek zorundasınız. Avrupa Birliği ülkelerinde nispeten daha müreffeh bir hayat olmasının nedenlerinden biri budur. Adamların milliyetçilik anlayışı bile bunun üzerine, vatanlarını buna göre seviyorlar. Diyorlar ki; vergi kaçırmak ülkeye ihanettir. Mantık bu, uygulama bu. Hele ABD’de “vergi numaran yoksa adam değilsin” derler. O derece yani.

Gelelim cennet vatanımıza. Bizim ülkede vergi kaçırana, “zeki” derler. Yıllardan beri, Ankara’da emmisi olan, dayısı olan, paşası olan, halası olan, yeğeni olan ‘köşe’ olmuştur. Adalet hep onlardan yana olagelmiştir maalesef. Ülkemizdeki en büyük sorunlu alanlardan biri bu ve bunu da hepimiz biliyoruz. ‘Sen olsan yapmazmısıncılık’ vardır bir de, olmasa pek güzel olur. Vergi kaçıran taltif edilir, mafyacılık oynayan ‘medar-ı iftihar’ olur. Kimse karnından konuşmasın, aynen böyle oluyor…

Şimdi ‘global düşünelim’ dünya geneline bir bakalım. Düşünün yoksulluğun derinleştiği ülkeleri. Zengin ve fakir arasındaki makasın en çok açık olduğu ülkelere baktığımızda bu makasın bu kadar açılmasındaki en önemli faktörün vergi kaçırma olduğunu görürüz. Bunu görünce insanın aklına hemen şu soru da geliyor tabi; vergi kaçıran varsa, vergi kaçırılmasına göz yumanlar yok mudur? Vardır. Vergiyi bir çalan var, bir de çalınmasına göz yumanlar var. Peki böyle bir tablonun olduğu bir ülke iflah olur mu, müreffeh olur mu? Olmaz.

Son olarak şunları söyleyeyim; vergi kaçıran şahsiyet, devletten değil öksüzden, yetimden, duldan, yaşlıdan, gençten, çocukların geleceğinden yani kısaca milletten çalar. Bu işten uzak durun ki; vatanseverliğinizi, milliyetçiliğinizi, muhafazakarlığınızı, inancınızı görelim…

Esenlikler.

Önceki ve Sonraki Yazılar