UNUTMAK DERS VERMEZ

Bugün biraz gerilere dönüp unutulmuş olayları anımsatmak istiyorum. Geçmişi unutursak, bugünün sağlıklı bir analizini yapma olanağı yoktur.

DP ve Adnan Menderes, siyasi dinci yapılanmanın öncülüğünü yaptı; sonuçta 1960 askeri darbesiyle idam edildi. Necmettin Erbakan’ın 1976- 80 yılları arasında sıkça söylediği bir söz vardı: “Tespih çeken elle tetik çeken el bir tutulur mu?” Alparslan Türkeş, Milliyetçi cephe dönemlerinde terör estiren MHP militanları için “Komandolarım güvenlik güçlerine yardımcı oluyorlar” diyerek terörün arkasında kale gibi duruyordu. Zamanın başbakanı Demirel Herkesle alay edercesine; “Türkiye’de demokrasi ya vardır, ya yoktur. İkisinin ortası yok” diyerek laf ebeliği yapıyordu. Turhan Feyizoğlu ve Ecevit“Atatürkçülük” diyorlarsa da dinleyen yoktu. Bu dönemde Maraş kana bulandı, Çorum kan gölüne döndü. Yine bu dönemde bütün tarikatçılar, cemaatler, İslam devleti isteyen siyasi dinciler hiç gizlenme gereği duymadan ortalıkta cirit atıyorlardı. O günlerde üniversite, basın, devlet çalışanları, öğretmenler başta olmak üzere faşist bir baskı uygulanıyordu. Sorgusuz içeri atılanların suçsuzluklarının anlaşılması uzun sürüyordu.

ABD ve batı ülkeleri silah ve uyuşturucu satarak en kazançlı Pazar haline getirdikleri Türkiye’yi kan gölüne çevirtirlerken bizim siyasilerin gaflet ve koltuk sevdalarından çokça yaralandılar. İçinden çıkılmaz bir bataklığa dönüştürülen Türkiye’nin tek çıkar yolu, ABD destekli 12 Eylül askeri darbesi oldu. Türkiye üstüne oynanan bu Oyunların arka yüzü ortaya çıkınca çok geç kalınmış ve siyasilerin yanlış yaptıkları da anlaşılmıştı. Şimdi o günlerle bu günlerin bir karşılaştırmasını yapın.

Kan gölü Türkiye birdenbire durgun göle dönüşüverdi. “Bir sağdan, bir soldan” idamları başladı. Ancak, askeri darbeye gerekçe gösterilen Erbakan’ın Konya Mitingi solda sıfır kaldı. Bütün tarikatlar, cemaatler, siyasi dinci yapılanmalar 12 Eylül koruması altına alındı. Rabıtacılar, Nakşiler, Kaplancılar, Nurcular, İsmail Ağa, İskender Paşa gibi örgütlenmeler falan devletten çöplendiler. Bunların yurt dışında örgütlenmeleri bu dönemde başladı. Yurt dışında bunlar 12 Eylül desteğiyle güçlendiler. Daha sonra ANAP ve DYP, FP, RP örgütlü siyasi dincilerle içli dışlı oldular. O dönemlerde 12 Eylülcülerin yarattığı Fethullah Gülen hepsinin başını çekiyordu. Bu siyasi dincilere karışmayan parti kalmadı dersek pek yalan olmaz. Daha sonrasını biliyorsunuz. Yine bir karşılaştırma yapmanızı öneririm.

Kürt milliyetçiliğinin hortlatılarak silahlı örgüte dönüştüren ABD ve batılılar “ılımlı İslam, BOP, GOP” adı altında bölücü- parçalayıcı projeler üretmeye başladı. Bu yüzden Ortadoğu’da ha bire Müslüman, Müslüman’ın kanını döküyor.

Şimdi herkes oturup düşünsün. Türkiye’nin başı neden dertten kurtulmuyor? Kurtulmaz. Çünkü Türkiye tam bağımsız bir ülke olmaktan çıkalı çok oldu. Çünkü Kürt milliyetçiliği kan döktürüyor. Çünkü siyasi dinci yapılanmalar kontrolden çıkarak Türkiye’yi büyük maceralara doğru sürüklemekte. Çünkü siyasilerimiz koltuk sevdasından dolayı laf salatasından başka bir şey üretemiyorlar. Çünkü Türkiye her şeyiyle dışarıya bağımlı siyasetin çemberlerini kıramadı. Çünkü İslam dünyasında siyasal dincilik ve mezhepçilik kan dökerken, İslam dünyası nedenleri düşünüp sorgulayamıyor. Üstelik uluslar arası bir suçlu yok. Herkes birbirini suçlayarak günü kurtarmaya çalışıyor.

Bütün bu olayları anımsayıp, sorgulayarak, düşünebilenler varsa; önümüze konulan halkoylamasını da iyice bir düşünüp, iyice bir analiz etmelerinde yarar var. Anayasanın 18 maddesi üzerinde yapılacak değişiklikler halkoyuna sunulacak. Herkes bu halkoylamasının getireceği sonuçları iyi düşünsün, nedenlerini iyi analiz etsin, kimler evet, kimler hayır demeye hazırlanıyorlar iyi bilinsin. Şu parti için, bu parti için oy vermeye hazırlananların yanlış yolda olduklarını sanıyorum. Çünkü oylanacak olan konular sisteme yöneliktir.

Önceki ve Sonraki Yazılar