Hasan Hüseyin GÜLCAN

Hasan Hüseyin GÜLCAN

Ajans Çöplüğü Konya!

Bak arkadaş bir kere gazetecilik yürekte başlar, beyinde filizlenir, canı gönülden icraata dökülür…

 

En azından bize öyle öğrettiler. Dayak yemeden gazeteci olunmazdı eskiden… Numune’de nöbet tuttun mu ‘Yok’ ya adliyede ‘Yok’ peki hiç dayak yedin mi ‘Yok’

 

Eeee o zaman ne diye gazeteciyim diyorsun kendine derlerdi bize büyüklerimiz eskiden… Bilgisayarımız yoktu ama hevesimiz isteğimiz vardı, Facebook ve Twitter hesabımız yoktu ama haber yapmak için çevremiz, tanıdıklarımız hatta ve hatta Teleteximiz vardı…

 

Belki cepten haber geçip, sosyal medyadan paylaşmazdık ama daktiloda yazar, fax ile birbirimizle paylaşırdık haberlerimizi…

 

Akıttığımız ter bilgisayar başında değil de mesleğimizi icra etmek için olurdu. Bizim tertemiz ve bu işi gururla yapan büyüklerimizden bize miras pırlanta gibi bir mesleğimiz vardı.

 

Facebook ve Twitter’da çok takipçin oldumu iyi gazeteci olunmaz kardeş… Bu işin mutfağından gelmezsen, nöbetini tutup, cefasını çekmezsen, her türlü sıkıntısına katlanmazsan, İbrahim Sur ile sigara içip, Haşmet Öyken ile habere gitmediysen, Rıdvan Bülbül’ü, Sabit Horasan’ı, Uğur Özteke’yi, Gazel abiyi, Ali Akgül, Kemal Soylu ve isimlerini saymadığım nicelerini tanımadan onlarla çalışmadan ve onların engin hazinelerinden yararlanmadan kendine gazeteci diyemezsin. Dersen de kendi çapında bir gazeteci olursun. Dersen bile ben bunu kabul etmem.

 

Yanına 2 kız alıp ajans açmakla, gazeteci olamazsın arkadaş. Haber yazmayı bilmiyorsan, fotoğraf çekmeyi cep telefonundan öğrendiysen, kendine gazeteciyim deyip de bu işin emektarlarına bari saygısızlık etme… En azından haber yazmayı bari bil yahu…

 

Hey abla;

Kendi adın gibi mesleğimizi de kirletme… 8-10 sayı dergi çıkardım diye gazetecimi oldum sandın… 10-15 firma tanıdım diye basın camiasına girdim mi sandın kendini…

 

Gazetecimi olmak istiyorsun, o zaman Yıldız Durak’a, Yadigâr Güneş’e bir sor! Havva Güldiken’den öğren nasıl gazeteci olunur… Sizin yaptığınız işe ne Gazetecilik denir, ne ajansçılık, ne de dergicilik denir… Sizin yaptığınız işin adı başka ama onu da bana söyletmeyin…

 

Önce Gazetecilik onurlu insanların yaptığı onurlu bir meslekti. Şimdi ise herkesin yaptığı sıradan bir meslek haline geldi. Bu işin havası atılır ama sosyal medyadaki takipçi sayısıyla, içtiğin sigaranın markasıyla, bindiğin arabayla yada yattığın kadınları kızları sağa sola anlatmayla yapılmaz. Bu işin havası İbrahim Sur ile çalışmakla, Haşmet Öyken ile mesai yapmakla ile bu işin mutfağında ter dökmekle ve en önemlisi de yaptığın haberlerle atılır.

 

İnternete girdiğin zaman adını arama motoruna yazdığında karşına yaptığın haberler çıkıyorsa ne mutlu sana. Ama adın yazılınca magazin sayfalarındaki resimlerin, yaptığın selfieler ve sosyal medya hesapların çıkıyorsa o zamanda ne mutlu sana ki sen iyi bir şovmen olmuşun…

 

Ne hediye ve promosyon için basın toplantılarına gittim, ne de kahvaltı için haberleri takip ettim.  Nede insanların açığını arayıp küçük düşürmek için haber yaptım. Bu işi bugüne kadar sadece ve sadece sevdiğim için yaptım…

 

Ama artık. Camianın ağırlığını kaldıramayacak insanların camianın içerisine girmesi ve hala bu camia içerisinde yer alıyor olmaları da mesleğimizin ve basın camiasının ismini lekeliyor. Bu yüzden özellikle son yıllarda Ajans çöplüğü haline gelen Konya’mızın bu kirlilikten kurtulması lazım. Özellikle bu işi yıllardır layıkıyla yapan değerli insanları bir kefeye koymak istiyorum. O insanlara da özellikle teşekkür etmek istiyorum ve başarılarının daim olmasını diliyorum.

 

Allahım sen bizi büroda başlayıp barlarda, 5 yıldızlı otellerde ve yatak odalarında iş bitiren Ajans Başkanlarından koru… AMİNN…

Önceki ve Sonraki Yazılar