Perşembe Hadisi

İbni Abbas radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Ömer radıyallahu anh Bedir Harbine iştirak etmiş yaşlı sahâbîlerle beraber beni de is- tişâre meclisine dahil etti. Sahâbî- lerden biri buna içerledi ve Hz. Ömer’e:

- Bu, neden bizimle beraber oluyor? Oysa bizim onun yaşıtı çocuklarımız var, dedi. Hz. Ömer:

- Bildiğiniz bir sebepten dolayı, diye cevap verdi. Derken birgün beni çağırdı ve büyük sahâbîlerin meclisine aldı. Bana öyle geliyor ki, o gün beni onlara isbat etmek istiyordu. Sahâbîlere:

- “Allah’ın yardımı ve fetih geldi­ğinde...” diye başlayan Nasr sûresi hakkında ne düşünüyorsunuz? diye sordu. Bir kısmı:

- Yardım görüp fetih gerçekleşince Allah’a hamd ve istiğfar etmekle
emrolunmaktayız, dedi. Kimi de hiç bir yorum yapmadı. Hz. Ömer bu defa bana hitaben:

Ey İbni Abbas! Sen de böyle mi diyorsun? dedi. Ben:

Hayır, dedim.

Peki, ne diyorsun? diye sordu.

Ben de:

Bu sûre, Hz. Peygamberin eceli­nin kendisine bildirildiğini ifade et­mektedir. “Allah’ın yardımı ve fetih sana gelince - ki, bu senin ecelinin geldiğinin alâmetidir-, Rabbini hamd ile teşbih et, bağışlanma dile. Çünkü o tövbeleri kabul edendir” buyuruluyor, dedim.

Bunun üzerine Hz. Ömer:

Ben de bu sûreden senin dedi­ğinden başkasını anlamıyorum, dedi.

(Buhârî, Tefsîru sûre (110), 4; Menâ- kıb 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (110), 1)

Açıklamalar

Hadîs-i şerîf, Abdullah İbni Abbas hazretlerinin anlayış ve kavrayışının üstünlüğünü, Kuran konusundaki bilgisinin enginliğini, dolayısıyla ilmin yaşta değil başta olduğunu göstermektedir. İbni Abbas’ın genç yaşına rağmen danışma meclisinde bulundurulmasına itiraz eden zatın Abdurrahman İbni Avf radıyallahu anh olduğu Buhârî’nin ikinci rivaye­tinde açıkça yer almaktadır. Burada ise kapalı geçilmiştir.

Öte yandan hadis, Hz. Ömer’in devlet yönetimin­de belli bir istişare mecli­siyle çalıştığını, bu mecli­se öncelikle Bedir Savaşı mücâhidlerini, sonra da ilim ve anlayışlarını yeterli gördüğü gençleri üye seçtiğini göstermektedir. Ayrıca Hz. Peygambere ecelinin yaklaştığı, zafer, Mekke’nin Fethi ve insanların öbek öbek İslâm’a girmeleri gibi üç işâretle bildirilmiş olması, onun peygamberliğinin delillerinden biri sayılmaktadır. Bu sebeple hadisi Buhârî, “İslâm’da Peygamberlik Alâmetleri” bölümünde de zikret­miştir (bk. Menâkıb 25).

Bu rivayet, bizzat Allah Teâlâ’nın Hz. Peygambere, ömrünün son­larına doğru teşbih, tahmid ve istiğfarı arttırmasını emrettiğini belgelemektedir. Hayatın sonuna doğru hayır ve hasenâtı arttırmanın İslâm’da temel bir ilke olduğuna dikkat çekmektedir. Hadis burada kahramanları açısından değil, özü ve mesajı bakımından değerlen­dirilmiştir. Bu bir anlamda hadisi, fıkıh açısından değerlendirmek (fıkhu’l-hadîs) demektir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

  1. İlim ve ulemânın değeri herşeyin üstündedir.
  2. İstiğfar ve hamdin arttırılması, işlerin sonuna yaklaşıldığının tabii bir delili sayılmaktadır.
  3. Abdullah İbni Abbas, Kuran bilgisinde üstün bir mevkie sahipti. Ona “tercümânü’l-Kur’an" denilme­si boşuna değildir.
  4. Devlet işlerinde istişare esastır ve istişare yaşa bakılmaksızın irfan ve ilim sahipleri ile yapılır.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.