Aday adaylarına başarılar

Seçimin en kötü tarafı, aday adaylarının çok fazla olmasıdır. Aslında demokrasi açısından aday adaylarının çok olmasının hiçbir kötü tarafı yoktur ama biz gazeteciler için çok zordur bu iş.

Mesela AK Partili aday adayı ziyarete gelir, adınız AK Partiliye çıkar. CHP’li aday adayı gelir adınız CHP’liye çıkar. MHP’lisi, Saadetlisi ve diğerleri… Adınız her partili olarak değerlendirilir.

Halbuki ben kendi açımdan baktığımda seçimle hiç alakalı değilim. Yani gerek aday adaylarını gerekse parti yönetimlerini sadece muhabir olarak ne kadar biliyorsam o kadar biliyorum.

Benim açımdan seçimin kötü tarafı her partide çok sevdiğim dostlarımın olmasıdır. AK Parti’den birçok aday adayı var ve büyük bir kısmını tanırım, içerisinde çok sevdiğim dostlarım var. CHP’ye bakınca başta Milletvekili Hüsnü Bozkurt olmak üzere çok sevdiğim, ağabeylerim, dostlarım, arkadaşlarım bulunmakta. MHP keza aynı şekilde İl Başkanı Sevgili Murat Çiçek’ten başlamak üzere birçok dostum var.

Saadet Partisi derseniz, il başkanı Hasan Hüseyin Uyar’dan başlamak üzere, antiemperyalizm politikalarını da oldukça benimsediğim birçok dostum var. İYİ Parti her ne kadar yeni kurulmuş olsa da, bu partinin içindekiler de uzaydan gelmiş değil ki; hepsi daha evvel Konya siyasetinde söz sahibi olmuş ve bugün de İYİ Parti’yi tercih etmiş birçok dost var. Ve sağ olsunlar, eksik olmasınlar, her bir partimizden ziyaretimize geliyorlar ve hasbihal etme fırsatı buluyoruz.

Evvelsi gün AK Partili dostlarımızdan gelenler olmuştu, dün de İYİ Partili olan Nazmi Sırıt ağabeyimiz geldi. Zaten bence siyasette bir gazeteciyi ilgilendiren konu da bu olması lazım gibi geliyor. Yani her gelen dostumuz, arkadaşımız, büyüğümüz, küçüğümüz, her birine başarılar diliyoruz. Ülkemiz için hayırlı olan neyse o olsun inşaAllah.

Tabi dostlarla sohbetin de en güzel taraflarından birisi belirli bir samimiyet olduğu için işi nüktelerle götürebiliyoruz.

Nazmi Sırıt ağabeyimizin nüktedanlığı ve güzel sohbetleri de bilinir. Ben adaylığa nasıl karar verdiğini sorunca güzel bir hikaye anlattı:

“Malumunuz Osmanlı saltanatında genelde kötü gidişatlarda, en küçük bir olumsuzlukta hemen vezirler diyeti ödermiş. Vezirler devir teslim yapıyorlarmış. Eski vezir yeni vezire bakar, yıllar önceki halini hatırlar. Bir kaç yıl önce, O da tıpkı bu genç sadrazam gibidir. Derken devrik sadrazam önceden hazırladığı 3 tane mektubu yeni sadrazama verir. Bir, iki, üç no’lu mektuplar. Ve şöyle der: “ başın sıkıştığında bir no’lu mektubu aç bak.” Yeni vezir nezaketen bir şey demez. Mektupları alır. Bir kenara atar. İşe başlar.  Aradan bir zaman geçer. İşlerin iyi gitmediği dönemlerdir. Dolayısıyla yeni sadrazamın da bir faydası olmaz.

Bizim ki yavaş yavaş sıkışmaya başlar. Sağa vurur, sola vurur. Sonunda aklına eski sadrazam ve mektuplar gelir. Dediği gibi, bir no’lu mektubu açar, okur.

Şöyle demektedir: “ Senden önceki veziri, yöneticileri, imkanın olduğu kadar, elinden geldiği kadar kötüle, sıkışırsan ikinci mektubu aç bak.” Bizimki başlar atıp tutmaya. Bir zaman durumu idare eder. Herkes,” hele durun galiba bir şeyler yapacak” diye susar beklerler.

Ancak dedik ya; işler kötüdür diye. Yeniden itirazlar başlar “Artık ne yapacaksan eskiyi unut” denilmeye başlanır. Bizim ki hemen iki no’lu mektubu hatırlar. Açar bakar. Şöyle demektedir: “Senin göreve getirdiklerini, kendi ekibindekileri kötüle ve sıkışırsan üçüncü mektuba bak.”

Başlar kendi ekibindekilere, kendi göreve getirdiklerine sataşmaya. “Benim bir suçum yok, aldatıldım” diye. Bir zaman daha durumu idare eder. Herkes susar, bir süre ses çıkmaz ama bu taktik de uzun sürmez. “Artık yeter anladık senin suçun yok, ancak seni getirdik çözüm bulasın” diye itirazlar başlar. Yeni vezir bu defa gerçekten çok sıkışır. Aklına üçüncü mektup gelir. Başka da çare kalmamıştır. Açar bakar. Şöyle denilmektedir: ‘Sen de benim gibi üç tane mektup yaz.’“

Yani Nazmi Sırıt ağabey neden şimdi aday olduğunu bu hikaye ile anlattı. Yorumu size kalmış…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.