İş davalarını işverenler neden kaybeder

Tam 35 yıldır, çalışma hayatı ve sosyal güvenlik alanında faaliyet gösteriyorum. Bunun 25 yılını çalışma hayatının denetimi görevi ile geçirdim, 10 yıldır da serbest meslek olarak aynı faaliyeti yürütüyorum. Bizzat gördüğüm şudur ki, işçi – işveren davalarını kaybeden hep işveren tarafı oluyor. Buna rağmen işveren tarafı, bununun nedeni üzerinde hiç kafa yormuyor. Kastettiğim birkaç işçi çalıştıran işverenler değildir. Yüzlerce işçi çalıştıran, uluslararası piyasada isminden söz ettiren işverenler de dahil olmak üzere çok sayıda işveren, ne hikmetse, basit ama planlı ve bilinçli bir program uygulayarak bu sorunu en aza indirmiyor. Bazı işverenler var ki, bunlar davayı kaybetmeyi hak ediyor. Çünkü bu grup, işçiyi bir insan yerine bile koymuyor. Günde 14 saat çalıştırıp fazla mesai ücreti ödemiyor, yıllık iznini kullandırmıyor, hiçbir iş güvenliği tedbirini almıyor. Kıdem, ihbar tazminatının yanından bile geçmiyor. Benim sözüm bu gruptaki işverene değildir. Böyle davranın kişi elbette yargıda kaybedecektir. Başka bir grup işveren var ki, İş Kanunu ne emretmişse onu işçiye veriyor, ancak işçi ile mahkemelik olunca davayı yine kaybediyor. Bizim kastettiğimiz grup işte bu ikinci grup işverenlerdir. Bir işveren düşünün, hem işçinin yasal haklarını verecek, hem de uyuşmazlık durumunda davayı kaybedecek. Bu nasıl olabilir diyeceksiniz? Şöyle oluyor; maalesef kendi alanında başarılı çok sayıda da işçi çalıştıran bu gruptaki işverenler, asıl iş olarak, üretme ve pazarlama üzerinde yoğunlaşıyor. Ham maddeden temininden satışa, satış bedelini tahsil etmeden satıcılara borçların ödenmesi yönetimine kadarki süreci çok iyi bir şekilde yönetirken, işçilerin İş Kanunu’ndan kaynaklı haklarının takip ve yönetilmesine gereken önemi vermiyor. Süreci iyi yönetemiyor. Yahut bu departmanlarda nitelikli personel istihdam etmiyor. Böylece işçilere kanunun emrettiği tüm yükümlülükleri yerine getirse dahi, yerine getirilen yükümlülükler usulüne uygun bir şekilde kayıt altına alınmıyor. Örneğin, iş disiplinine aykırı davranan ve haklı feshe konu edilecek şekilde iş akdinin feshini hak eden bir işçisi için, usulüne uygun bir şekilde işçiye belli süre tanıyarak savunmasını almıyor, olayın diğer tanıklarının beyanlarına başvurmuyor, aralarında işçi temsilcisinin de bulunduğu bir disiplin kurulu kurup, olayı etraflıca araştırıp bir karar alınmasını sağlamıyor. Yine olumsuz bir eylemi kanunda belirtilen sürelerde inceleyerek gereğini yapmıyor. Şifahi ve asabi bir hareketle işçiyi işten çıkarıyor. İşçi mahkemeye gidince de tüm bu hususları ortaya koyamıyor ve davayı kaybediyor. İşverenler, yukarıdaki örnekte saydığımız tüm bu prosedürleri gereksiz görüp, bunun yapılması gerektiğine inanmıyor. Bunun yerine, bir dava ile karşılaştığında bulunduğu yerin en meşhur, en kariyerli avukatının kim olduğu arayışına giriyor. Halbuki, asıl sorun, vekil edilen avukatın kim olduğu, hangi unvana sahip olduğu değil, iddialarla ilgili mahkemelere sunulacak belgenin olup olmadığıdır. İsterse stajyer bir avukat olsun, mahkemeye geçerli belge sunulduğunda dava kazanılacaktır. İş davalarının genel özelliği gereği, birçok konuda ispat yükü işverenlere aittir. Bu nedenle işçinin iddia ettiği hususların yerine getirildiğini işveren ispat etmek zorundadır. Günümüzde, çalışma mevzuatı, özellikle çok sayıda işçi çalıştıran işverenlerin, insan kaynakları departmanına özel bir önem vermesini zorunlu kılmaktadır. Zira bu tür işyerlerinde en önemli maliyet unsuru işçilik maliyetidir. İş Kanunu, İş Güvenliği Kanunu, Sosyal Güvenlik Kanunu gibi çalışma mevzuatının getirdiği yasal düzenlemelere uygun bir şekilde işlemlerin yürütülmesi yanında, bu işlemlere ilişkin kayıt ve dokümantasyon işlemlerinin çok düzenli bir şekilde hazırlanması ve saklanması zorunludur. Aksi halde, işverenler, hem Çalışma Bakanlığı Müfettişlerince yapılacak denetimlerde çok yüklü idari para cezaları ile karşılaşacaklar, hem de işçilerin açtıkları davaları kaybedeceklerdir. Geçmişte, işverenlerin korkulu rüyaları, sigorta müfettişleri idi. Zira ceza miktarları yüksekti. Günümüzde ise, korkulu rüyaya İş Müfettişleri de eklendi. Artık, İş müfettişleri, hem iş güvenliği uygulamalarından hem de işin düzenlenmesine ilişkin uygulamalardan çok astronomik boyutlda cezalar kesmektedirler. Çalışma ve sosyal güvenlik alanında 25 yıl müfettişlik yaptıktan sonra, emekli olup serbest çalışmaya başladığımız 2008 yılından sonra, yukarıda saydığımız hususların işverenler yönünden ne denli önemli olduğunu görerek bir konsept oluşturduk. Tüm çalışma mevzuatını bir bütün kabul edip, işyerlerine işçi alımından işten çıkarılma aşamasına kadar tüm sürecin  profesyonel bir şekilde yönetilmesi, işten çıkıştan sonra da dava sürecinin aynı şekilde yönetilmesi, yine müfettiş denetimleri aşamasında işverene destek olunmasının tamamı bir paket olarak tarafımızdan yürütülmeye başlanmıştır. Ekibimizin içine; hem çalışma mevzuatına hakim tecrübeli kişiler(müfettiş, denetmen vb) hem de serbest çalışan avukatları kattık. Bir işyerinin çalışma mevzuatı kapsamında danışmanlığını aldığımızda, işyerindeki tüm belge ve doküman oluşturma ile açılan davalara müdahale etme bir paket olarak işverenlere sunulmaktadır. Böylece, daha ihtilaf doğmadan iyi bir kayıt düzeni  oluşturulmakta  ve buna rağmen bir dava açılmış ise güçlü bir şekilde mahkemelere belge ve doküman sunularak davanın lehe sonuçlanması amaçlanmakta, denetimlerde işverenlerin cezalandırılması önlenmektedir. Bizim oluşturduğumuz konsept oldukça basit. Yapacağımız danışmanlığı “paket” olarak alıyoruz. Bu pakette, sürecin yönetimi yanında açılacak davaların da takibi bize ait oluyor. İlk önce işletmenin insan kaynakları departmanında bir durum tespiti yapıyor, eksik veya yanlış yapılan işlemleri tespit ederek işe başlıyoruz. İş sözleşmesinden, firma iç  yönetmeliğine kadar bütün yasal prosedürleri oluşturuyor, gerekli kurulları kuruyoruz ve sürecin her  aşamasına müdahil oluyoruz. Böylece insan kaynakları departmanı bizim bilgimiz dışında bir tutanak bile tutmuyor. Çekilecek ihtarlar, işçiden savunma alınması ve uygulanacak yaptırımın tespit edilmesi, işten çıkış işlemleri gibi sürecin her aşamasında oluşturulacak dokümanlar bizim bilgimiz dahilinde yapılıyor. İşveren aleyhine dava açıldığında bu kez, ekibimizdeki avukatlar marifetiyle dava da tarafımızdan takip ediliyor ve hazırladığımız dokümanları sunuyoruz. Danışmanlığını yaptığımız firmalarda, bizden önceki döneme göre yüzde ellinin üzerinde bir başarı sağladık. Böylece hem işçiler yasal haklarına kavuştu, hem de işverenler mahkemelerde hep kaybeden taraf olmadı. Bunu sizlerle de paylaşalım dedik.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.