DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Konya Tarım Fuarı kapsamında düzenlenen “Basın Buluşması” programında hem Türkiye ekonomisine hem de tarım sektörüne ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Fuar alanında yoğun katılımla gerçekleştirilen programda Babacan, tarımın stratejik önemine dikkat çekerken, mevcut politikaların üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade ederek,” Türkiye Tarımında gerçekler var ama bedeller çok ağır” ifadelerini kullandı.
Konya Tarım Fuarı’nın Türkiye’nin en önemli organizasyonlarından biri olduğunu belirten Babacan, fuarın sadece bir ticaret alanı değil, aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren bir platform olduğunu söyledi.
“Fuar demek heyecan demektir, umut demektir. Aynı zamanda teknoloji, yenilik ve yarınlara hazırlık demektir. Üreticilerin, tüketicilerin ve sektör temsilcilerinin bir araya geldiği bu ortamlar, tarımın gelişmesi açısından büyük önem taşıyor” diyen Babacan, fuarın bugüne gelmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

"Çok kurak bir yıl geçirdik"
Ancak bu olumlu tabloya rağmen çiftçinin içinde bulunduğu şartların giderek ağırlaştığını vurgulayan Babacan, özellikle kuraklık ve yetersiz altyapı yatırımlarının üretimi olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Türkiye’nin birçok bölgesinde sulama yatırımlarının zamanında yapılmadığını ifade eden Babacan, bu durumun verim kaybına yol açtığını söylerek, Çok kurak bir yıl geçirdik. Sulama yatırımları eksik kalınca üretim ciddi şekilde etkilendi. Çiftçi hem doğayla hem de maliyetlerle mücadele etmek zorunda kalıyor” dedi.
"Bugün alınteri ile çalışan çiftçi feryat ediyor"
Tarımda girdi maliyetlerinin hızla arttığını belirten Babacan, üreticinin artık üretmekten kaçınır hale geldiğini belirterek, “Bugün Türkiye’de alın teriyle çalışan üretici feryat ediyor. ‘Üretsem zarar ediyorum’ diyen çiftçilerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Ne kadar çok üretirse o kadar zarar ettiğini söyleyen bir kesimle karşı karşıyayız. Bu tablo sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı.
"Faize kaynak var tarıma kaynak yok"
Devletin bütçe politikalarını da eleştiren Babacan, tarıma ayrılan desteklerin yetersiz olduğunu savundu.
Faiz ödemeleri ile tarım destekleri arasındaki farkın dikkat çekici boyutta olduğunu vurgulayan Babacan, “Bu yıl bütçede faize ayrılan kaynak 2 trilyon 700 milyar TL civarında. Tarıma ayrılan destek ise sadece 163 milyar TL. Yani çiftçiye verilen desteğin yaklaşık 16 katı faize gidiyor. Daha yılın ilk ayında faize ödenen 450 milyar TL, çiftçiye bir yılda verilen desteğin neredeyse üç katı” diye konuştu.
"Tarımda Türkiye’nin rekabet gücü düşüyor"
Bu dengesizliğin tarım sektörünü doğrudan etkilediğini ifade eden Babacan, Türkiye’nin giderek daha fazla dışa bağımlı hale geldiğini belirtti.
Canlı hayvandan ete, birçok üründe ithalatın arttığını söyleyen Babacan, “Niye dışarıda üretim daha bol ve daha ucuz? Çünkü o ülkelerde devlet çiftçisini güçlü şekilde destekliyor. Türkiye’de ise üretici yeterince desteklenmediği için rekabet gücü düşüyor” dedi.

"Tarımdaki kötü tablo kötü yönetimin bir sonucu"
Gıda enflasyonuna da değinen Babacan, Türkiye ile dünya arasındaki farkın çarpıcı olduğunu ifade etti.
Pandemi sonrası dünyada gıda fiyatlarının yaklaşık yüzde 42 arttığını hatırlatan Babacan, Türkiye’de bu artışın yüzde 800’ü aştığını belirtti. “Bu tabloyu sadece pandemiyle açıklayamazsınız. Bu, yanlış ekonomi politikalarının ve kötü yönetimin sonucudur” dedi.
"Hükümet gerçek üretici ile konuşmayı bıraktı"
Hükümetin tarım politikalarına yönelik eleştirilerini sürdüren Babacan, yöneticilerin sahadan koptuğunu öne sürdü.
Çiftçilerle yeterince temas kurulmadığını savunan Babacan, “Gerçek üreticilerle oturup konuşmuyorlar. Anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen, elleri nasırlı çiftçilerle bir araya gelip dertleşmiyorlar. İstişare yok, sahayı tanıma yok. Böyle olunca da doğru kararlar alınamıyor” ifadelerini kullandı.
"Sosyal açıdan ciddi riskler var"
Vatandaşın geçim sıkıntısına da dikkat çeken Babacan, artan hayat pahalılığının toplumun her kesimini etkilediğini söyledi.
Açlık sınırının 33 bin TL’ye ulaştığını belirten Babacan, “Asgari ücret 28 bin TL, en düşük emekli maaşı 20 bin TL seviyesinde. Bugün bir ailenin sadece gıda ihtiyacını karşılamak bile zor hale gelmiş durumda. Bu tablo sosyal açıdan da ciddi riskler barındırıyor” dedi.
"Asgari ücreti artırmak enflasyonu arttırır"
Asgari ücret politikalarına da değinen Babacan, ücret artışlarının enflasyonun sebebi olarak gösterilmesini eleştirdi. “Asgari ücreti baskılayarak enflasyonu düşüremezsiniz. Sorunun kaynağı yanlış ekonomi yönetimidir” diyen Babacan, geçmiş yıllardaki düşük enflasyon oranlarını hatırlatarak mevcut durumun kötü yönetimin sonucu olduğunu savundu.
"Faize verilen para ile tüm sulama yatırımları tamamlanır"
Tarımda su yatırımlarının önemine de dikkat çeken Babacan, Türkiye’nin bu alanda ciddi eksikleri olduğunu ifade etti.
Babacan, “Yaklaşık 2 trilyon liralık bir yatırımla Türkiye’nin tüm sulama altyapısı tamamlanabilir. Ancak faize çok daha büyük rakamlar ödeniyor. Bu öncelik hatasıdır” dedi.
Konuşmasının sonunda tarım sektöründe karar alma süreçlerinde üreticilerin değil, büyük ithalatçıların etkili olduğunu iddia eden Babacan, “Bugün iktidara en hızlı ulaşan kesim büyük ithalatçılar. Ancak gerçek üretici aynı erişime sahip değil. Bu da politikaların yanlış şekillenmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Programın ardından Ali Babacan’ın, fuar alanını gezerek çiftçilerle birebir görüşmeler yapacağı, Güneydoğu ve Çukurova tarımını yakından bilen isimlerle birlikte sahadaki sorunları yerinde dinleyeceği belirtildi. Babacan’ın ziyaret kapsamında üreticilerin taleplerini not alarak çözüm önerileri geliştireceği ifade edildi.