Konya
Açık
24°
Aksaray
Parçalı az bulutlu
24°
Karaman
Açık
21°
Ara

LGS: Evlerin İçinde Yaşanan Sessiz Savaş

YAYINLAMA:

Bir babanın gözünden sınav süreci, çocuklar ve aileler…

Bir eğitim öğretim yılının daha sonuna doğru yavaş yavaş ilerliyoruz. Dersler bitiyor, sınav arefesindeki çocuklar için adeta maratonun son etabına geliyoruz. Sonrasında ise önce Kurban Bayramı, ardından da tatil başlıyor.

Bu yıl 8. sınıf öğrencisi bir çocuğun babası olarak, özellikle LGS’ye hazırlanan veya ileride bu süreci yaşayacak veliler için bazı gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.

Şöyle ki…

LGS süreci bilindiği üzere sadece 8. sınıfta başlayan bir süreç değil. Eğer öyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. “Geçmiş olsun” demeyeyim ama işiniz zor diyebilirim. Bana göre bu süreç ilkokul 4. sınıfta başlıyor. Tıpkı üniversite sınavı gibi, son yıla bırakılabilecek bir maraton değil.

Özellikle ilkokul 4. sınıftan itibaren çocuğunuzda ödev yapma sorumluluğu var mı, önce buna bakın. Bu bilinç yerleşmiş mi? Önceliğiniz kesinlikle bu olsun.

Sonrasında ise;    okuduğunu anlama, yorum yapabilme, düşündüğünü ifade edebilme, bir konu hakkında konuşabilme gibi becerileri mutlaka ön plana çıkarın.

Gerekirse destek alın ama özellikle disiplinli şekilde ödev yapma ve kitap okuma konusunda asla taviz vermeyin. Çünkü kazanılan bu disiplin, 8. sınıfa kadar size çok lazım olacak.

5 ve 6. sınıflarda ise “Daha 8’e var” demeyin.

Özellikle matematik ve Türkçe temelini sağlam atın. Yoksa 7 ve 8’de ne yaparsanız yapın, bir yere kadar götürür; sonrası yetmez.

Benim tavsiyem; öğretmen bile olsanız, çocuğunuzla çok yüz göz olmadan iyi bir mentörden destek almanızdır.

Peki mentor nedir?

Mentor; sizin yaptıramadığınızı yaptıran kişidir.

Sizin sözünüzün geçmediği yerde söz geçirebilen, gerektiğinde abi gibi yaklaşan, gerektiğinde çocuğun seviyesine inebilen, “Seni anlıyorum ama…” diyebilen ve çocuğun durumuna göre yön verebilen kişidir.

En önemlisi de sizi çocukla sürekli çatışmaktan kurtarır.

Ben bu desteğin özellikle 7. sınıftan itibaren profesyonel kişilerden alınmasını faydalı görüyorum.

Çünkü süreç gerçekten zor…

Bitmeyen konular, testler, denemeler…

“Şu hoca daha iyi”, “Bu yayın daha kaliteli”…

Sosyal medya paylaşımları, online kamplar, influencer öğretmenler, sürekli kaynak önerileri…

Bir yıl boyunca insanın kafasının karışmaması neredeyse imkânsız.

Bir de anne babanın beklentileri var…

Ne yaparsanız yapın, yapılanı az bulan bir ebeveyn profili çıkabiliyor karşımıza. Verdikçe daha fazlasını isteyen bir yapı…

Dahası bu sürece biraz da çocuk penceresinden bakmak gerekiyor.

Günümüz teknoloji dünyasında telefon, tablet ve bilgisayar oyunlarına adapte olmuş bir çocuğu masa başına oturtup sınava hazırlamak da hiç kolay değil.

Bu zaman diliminde size eşlik edecek başka bir unsur da ergenlik dönemi olacaktır.

Ters cevaplar, dinlememeler, “Ben bilirim” halleri…

Belki daha fazlası, belki daha azı…

Bilemiyorum ama dediğim gibi; bu süreç sadece bir sınav değil, psikolojik bir harp bile diyebilirsiniz.

Çocuk gözünden bakınca aslında o da haklı…

Ama zaman, sistem ve içinde yaşadığımız kapitalist dünya sizi de ister istemez bu yarışın içine çekiyor.

Başarıyla mutlu olunacağına insanı adeta ikna ediyor.

“Benim için önemli değil” deseniz bile bir şekilde kendinizi oyunun içinde buluyorsunuz.

Ama en tehlikelisi başka bir şey:

KIYAS.

Evet, en büyük tehlike bu.

Ahmetler, Ayşeler, başkalarının çocukları…

Bitmek bilmeyen örnekler…

Öyle bir hale geliyor ki sadece çocuk değil, neredeyse aile bile şekillenmeye başlıyor. İşte bu çok tehlikeli.

Çünkü kıyas; başkasının tabağına bakmaktır.

Yapmayın…

En büyük kıyasınız, bir önceki denemeniz olsun.

Bir önceki başarınız olsun.

Kazanalım derken çocuklarımızı kaybetmeyelim.

Razı olmak, kabul etmek, kabullenmek ve çocuğu olduğu gibi kucaklamak da büyük bir erdemdir.

Her şey insanda bitiyor aslında.

Çiftçi için tarla ne kadar önemliyse, terzi için kumaş da o kadar önemlidir. Tarla verimsizse, ne kadar gübre verirseniz verin alacağınız ürün bellidir.

Çocuk da böyledir.

Ne kadar disiplinli, çalışkan ve istekliyse alınacak sonuç da o kadar iyi olacaktır. Çocuk istemedikten sonra anne babanın ısrarıyla, özel derslerle, kurslarla alınacak başarı sınırlıdır.

Başarı; çocuğun disiplini, çalışma isteği ve kapasitesi kadar olacaktır.

Şimdi en başta söyleyeceğimi en sonda söyleyeyim:

Siz ne yaparsanız yapın, ne ederseniz edin; nasipte ne varsa o olur.

Ama bu sadece ağızla söylenen bir “nasip” olmasın…

Yürekten gelen bir teslimiyet olsun.

Elbette iyi bir lise; iyi arkadaş çevresi, iyi bir gelecek demektir.

Ama Cenab-ı Hakk’ın bizim için planladığı ve hakkımızda hayırlı olan neyse, en sonunda o olsun.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *