Konya
Parçalı az bulutlu
15°
Aksaray
Parçalı bulutlu
16°
Karaman
Açık
13°
Ara

İnandığımız Kadar Gerçek

YAYINLAMA:

Gerçek dediğimiz şey, zihnimizin kendi gerçekliğini yaratması olabilir mi?

Fark ettiniz mi, gün içerisinde odaklandığımız şeyler ne kadar değişken. Bazen bir kişiye bazen bir olaya bazen bir davranışa bazen de cansız nesnelere gereğinden fazlaca odaklanabiliyoruz. Hiç düşündünüz mü, bu neden değişiyor? Örneğin şimdi herkes olduğu anda gözlerini kapatsa ve bulundukları yerdeki nesneleri tarif etmeye çalışsa herkesin tarifi birbirinden farklı olabilir. Neden? Siz karşınızdaki turuncu saksıyı gördüğünüzde ofis arkadaşınız neden onun yanında duran çerçeveyi fark etti? Çünkü odaklandıkları ve zihinlerinde gördükleri buydu. O halde, herkesin odaklandığı ve gerçek, yani var olduğunu düşündüğü şeyler farklıysa gerçek dediğimiz şey de herkese göre değişen bir şeydir diyebiliriz.

Aslında bu yazımda subjektif ya da objektif gerçekle çok ilgilenmiyorum. Çünkü birisi ölçüldüğünde var olduğu belli olan yani fiziksel gerçeklik diğeri ise kişinin yaşam ve deneyimleri ile şekillenebilecek ölçüde değişebilen ve de zihinlerindeki yorumları olan algısal gerçeklik. Bunlar cepte. Ben varlık düzeyindeki gerçekle ilgileniyorum. Yani felsefi gerçeklik. Burada her şeyden önce aklıma gelen olgu Platon'un 'Mağara Alegorisi'ydi. Yani “Gerçeklik aslında bir yanılsama olabilir mi?” sorusu ve de gölgeler. O gölgelere yüklediğimiz anlamlar ve aslında olanlar. Nietzsche ise buna “Gerçek yoktur, yorumlar vardır” der. O zaman insanların yaşamış olduğu bir gerçek yok. Onları yorumladıkları ve kendilerine uygun gördükleri bir gerçek var. Yani yine bir SEÇİM meselesi.

İnsanın gördüğü, seçtiği bir gerçekliktir (Birbirinden farklı şeylere odaklandığımız, odaklanmadığımız şeyleri görmediğimiz gibi). Yani kişi neye odaklanırsa karşısında onu görür. Saygısızlığa odaklanırsan sürekli insanların sana saygısızlık yaptığını görmeye başlarsın. Yeni bir ayakkabı aldın ve bir süre sonra insanların ayakkabıları dikkatini çekmeye başladı. Oysaki onlar zaten hep oradaydı ama senin bakış açın orada değildi.

Hayattaki her olayı, yaşadığın her anı aslında kendi gözündeki filtre ile görüyorsun. İnsanlar ya da yaşadığımız anlar sana bir tepki vermiyor sen kendi zihninde kendi gerçekliğinde yaşıyor ve karar veriyorsun. Aslında hepsi bu.

Peki, madem herkes kendi gerçekliğinde yaşıyorsa hakikati değil de hikâyeyi yaşamış olmaz mıyız? Senaryosunu seçimlerimizin belirlediği o hikâyede herkese esenlikler dilerim.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *