Hafta Sonunun Özeti: Polis, KTÜN ve Sokaktaki Ses
Konya hafta sonuna da hareketli bir şekilde girdi. Konya Teknik Üniversitesi(KTÜN) Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik üniversitedeki gelişmeleri basına aktardı. Kapı Camisinde Cuma namazı sonrası İsrail’i protesto vardı. Bu protestolar cumartesi günü de daha da büyüyerek tel’ine dönüştü. Ve en önemlisi Cuma günü 10 Nisan Polis Teşkilatının kuruluşunun 181. yıldönümü idi. Şimdi ilgileneneler için kısa kısa bunların bilgisini vereyim.
181 YILDIR POLİSLERİMİZE MİNNETTARIZ
10 Nisan, polis teşkilatının kurulduğu gündür. 1845 yılında yayınlanan Polis Nizamnamesi ile düzenli bir polis teşkilatı oluştu ve cumhuriyetle birlikte de 10 Nisan tarihi, Polis Günü, öncesi hafta da Polis Haftası olarak kutlanmaya başladı.
Polis teşkilatımız, diğer güvenlik teşkilatlarımıza karşılık biraz daha şanssızdır. Çünkü vatandaş direkt olarak jandarmayla veya askerle karşı karşıya kalmazken, polisle her zaman yüz yüzedir. O nedenle de kötü bir şey olduğu her zaman karşısında polisi gören vatandaş polisle yüz yüze kalmaktadır. Haliyle de tepkisini de hep polise göstermektedir. Bu nedenle polisimiz biraz şanssız olsa da vatandaşlar olarak gece yataklarımıza rahat uyumamızın teminatının da polis teşkilatı mensuplarının olduğunu biliriz.
10 Nisan Polis Günü’nde Anıt’a görevdeki çalışan polislerimizin temsilcisi olarak çelenk sunan Konya İl Emniyet Müdürümüz Maksut Yüksek ve teşkilata emek vererek yıllarca çalışıp şimdi de emekli olan polislerimizi temsil ederek çelen sunan Türkiye Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği Konya Şube Başkanı Hasan Hüseyin Yazar başta olmak üzere tüm polislerimize başarılar diliyorum. Ayaklarına taş değmesin. Tabii ki görevi başında, vatandaşlarının güvenliğini sağlayabilmek adına canını veren şehit polislerimize de bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.
Burada son olarak şunu da belirtmeden geçmemek lazım. Birçok meslek vardır, o mesleklerde bir hata yapıldığı zaman en olumsuz sonucu para kaybetmek olabilir. Ancak polislikte olumsuz sonuç maalesef canını kaybetmek olur. O zaman Devlet adaletli davranarak hem görevi başındayken hem de emekli olduktan sonra polisine toplumda mahcup olmadan yaşayabileceği bir ekonomik ortamı sağlamalıdır. Bu da Devletin polisine borcudur.
KTÜN REKTÖRÜ 4 SENEYİ DEĞERLENDİRDİ
Konya Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik yaptığı bir basın toplantısıyla, görevi süresince yaptıkları konusunda basını bilgilendirdi. Öncelikle şunu belirteyim ki KTÜN’deki gelişmelerle ilgili olarak bilmediğim çok şey varmış.
KTÜN’ün şanssızlığı şu idi: Selçuk Üniversitesi çok büyük bir üniversite idi. Bunun içerisinden Necmettin Erbakan Üniversitesi’ni böldüler “yeni üniversite kurduk” dediler. Buna kamuoyu çok sıcak bakmamıştı en başta. Daha sonra Konya yöneticileri “teknik üniversite kuracağız” diyerek bu sefer Selçuk Üniversitesi’nin mühendislik bölümlerini bir daha bölerek “küçük” bir teknik üniversite kuruldu. Bunun da yeri olmadığı için tabiri caizse Selçuk Üniversitesi’nin kanatlarının altında üniversite gibi görülmedi kamuoyuna.
Ondan sonraki süreçte de “KTÜN’ün yeri Dutlukır’da mı olsun, yoksa Aksaray kavşağında mı olsun” tartışmaları KTÜN’deki eğitim tartışmalarını neredeyse geçti. Kısacası Konya kamuoyu bu teknik üniversite ile çok ilgili olmadı işin doğrusu. Rektör Çelik göreve gelince işin rengi biraz değişti. Konyalı olan Prof. Dr. Osman Nuri Çelik’i işin doğrusu rektörlüğünden önce pek tanımıyordum. Hiç konuşmuşluğumda yoktu. Ancak rektör olduktan sonra öğrendim ki Konya kamuoyu Çelik Hocayı çok seviyor. Bilhassa Konya’nın mevcut yöneticilerinin “cenahı” Hoca’ya karşı çok sempati besliyor. Bu durum herkese kısmet olacak bir durum da değildir malumunuz.
Bu durum KTÜN’e karşı ilgiyi biraz arttırmış gözüküyor. Bunun dışında başarılı mühendislerimizden ve de Konya’daki tramvay yapımında yetkili mühendislerden biri olan Rektör Osman Nuri Çelik, üniversitedeki eğitim kalitesini de arttırmış gözüküyor. Üretilen makaleler, yayınlar, öğretim görevlilerin bilimsel üretimleri bunu gayet iyi gösteriyor.
Selçuk Üniversitesinden ayrılan Necmettin Erbakan Üniversitesinin, birçok konuda Selçuk Üniversitesini geride bıraktığı gibi, KTÜN de yakında Selçuk Üniversitesini eğitim yönünden geride bırakacağa benziyor. Gidişat bunu gösteriyor.
Tabii ki bizler Konyalı olarak her üniversitemizin başarılı olmasını istiyoruz. Ancak Türkiye’nin en başarılı eğitim fakültelerinden birisi ilimizde varken, bir başka üniversitenin eğitim fakültesi açmasını doğru bulmuyoruz. Türkiye’nin en başarılı İlahiyat Fakültelerinden birisi varken, bir başka üniversitemizin İlahiyat Fakültesi (ya da buna benzer bir fakülte) açmasını doğru bulmuyoruz. Türkiye’nin en başarılı Spor Bilimleri fakültelerinden birisi varken bir başka üniversitemizin “Beden Eğitimi Fakültesi” açmasını doğru bulmuyoruz.
Dolayısıyla eğitim açısından çok iyi ilerleyen KTÜN varken, diğer üniversitelerimizde teknik okullar ya da mühendislik fakülteleri açılmasını doğru bulmuyoruz.
Üniversiteler bu düzenlemeye kendi aralarında uyarlarsa inanıyorum ki tüm üniversitelerimiz çok daha başarılı işlere imza atacak ve hem Konya hem ülkemiz için önemli bir eğitim kurumu hüviyetine sahip olacaklardır.
Ben başta Rektör Prof. Dr. Osman Nuri Çelik olmak üzere tüm emeği geçen hocalarımızı kutluyorum.
İSRAİL KATLETMEYE DEVAM EDİYOR
Konya’da hafta sonu önemsediğim ama eksik bulduğum iki eylem vardı. Bunlara da değinmeden geçemeyeceğim. Cuma namazı sonrası Kapı Camiinde bir araya gelen Konyalılar, Filistin’e Destek Platformu Derneği öncülüğünde bir protesto eylemi gerçekleştirdiler.
Bilindiği üzere İsrail Devleti 12 bin Filistinlinin idam edilmesi kararını almıştı. Tabii ki çocuk, yaşlı demeden insanları katleden bir İsrail ortadayken buna sessiz kalmak ve 4 bini çocuk 12 bin Filistinlinin idam edilecek olmasının engellenmesi için tepki gösterme gerekliliği şart haline gelmiştir.
Filistin’e Destek Platformu Derneği de bu konuda tüm yurtta 10 Nisan’da Cuma namazı sonrası böyle bir eylem organize etmiştir.
Aynı konuda, İsrail’in terör devleti haline geldiğini bir kez daha dillendirmek adına Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Derneği de cumartesi günü bir yürüyüş gerçekleştirdi.
İkisi de çok önemli eylemlerdir. İkisinin de “antiemperyalist” çizgide bir direniş göstermesi çok önemlidir ve de tüm insanlığın da bu konuda burada aynı çizgide olması gerekmektedir. Buradaki baz alınacak konu, “antiemperyalizmdir”. Burada Filistin gibi, Lübnan gibi, İran da emperyalist saldırı altındadır. Ve tüm Ortadoğu Emperyalizmin uşağı durumuna gelmiştir. Bu coğrafyada tek dik duran ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önemi bir kez daha öne çıkmaktadır. Dolayısıyla Türki Milleti olarak tüm unsurlarımızla birlik ve beraberlik içerisinde AB Emperyalizmini ve İsrail Terörizmini reddetmek ve karşı durmak zorundayız. Bunu yaparken de Filistin’in de, Lübnan’ın da, Suriye’nin de, İran’ın da diğer ezilen ülkelerin de arkasında durmalıyız. O zaman insanlığa karşı görevimizi tüm anlamıyla yerine getirmiş oluruz.
Ben gerek Filistin’e Destek Platformu Derneği’ni gerekse Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Derneği’ni eylemlerinden ötürü kutluyor, destekliyor ve değerli buluyorum.
Dostlukla kalın.