Konya
Parçalı az bulutlu
6°
Aksaray
Parçalı bulutlu
10°
Karaman
Az bulutlu
7°
Ara

Toplumun sessiz çöküşü: Hile

YAYINLAMA:

Hile, günlük dilde çoğu zaman “kurnazlık” ya da “maharet” gibi masum anlamlarla ifade edilse de özünde bir aldatma biçimidir. Hukuki ve ahlaki açıdan ise bir kimseyi, kendi iradesi dışında belirli bir yönde karar almaya zorlamak için onda yanlış kanaat oluşturmak ya da mevcut hatalı düşüncesini sürdürmesini sağlamak anlamına gelir. Kısacası hile, insanın özgür iradesini gölgeleyen ve gerçeği çarpıtan bir müdahaledir.

Bu açıdan bakıldığında, gerçeği saklamak, yalan söylemek, yapılan bir işi başkasına mal etmek ya da insanları bilerek yanıltmak gibi davranışların tamamı hile kapsamına girer. Dolayısıyla hile, yalnızca ticari ilişkilerde değil, hayatın hemen her alanında karşılaşılabilecek ahlaki bir sorundur.

İslam düşüncesinde de bu konu son derece açık bir şekilde ele alınmıştır. Ticari ve sosyal ilişkilerin karşılıklı rıza ve güven temelinde yürütülmesi esası vardır. İnsanların özgür iradelerini zedeleyen her türlü aldatma ve zorlayıcı unsur yasaklanmış, dürüstlük, açıklık ve güven toplumsal düzenin temel ilkeleri olarak kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, sadece hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda güçlü bir ahlaki çağrıdır.

Buna rağmen günümüzde hilenin giderek yaygınlaşması ve daha da önemlisi normalleştirilmesi, ciddi bir toplumsal soruna işaret etmektedir. Dürüstlükten söz eden, ancak davranışlarıyla bunun tersini sergileyen bireyler ve yapılar, farkında olarak ya da olmayarak bu yozlaşmayı beslemektedir. Hile yapan kadar, buna sessiz kalan, görmezden gelen ya da meşrulaştıran herkes de bu sürecin bir parçasıdır.

Toplumun büyük bir çoğunluğu kendisini belirli bir inanç sistemi içinde tanımlarken, bu inançların temel ilkeleriyle çelişen davranışların yaygınlığı ise dikkat çekicidir. Bu durum, sadece bireysel bir çelişki değil, aynı zamanda toplumsal bir tutarsızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. İnandığını söyleyen bir insanın, o inancın açıkça yasakladığı bir davranışı sürdürmesi nasıl açıklanabilir? Bu soru, her bireyin kendisine yöneltmesi gereken temel bir sorgulamadır.

Bu noktada mesele, büyük söylemlerden ziyade bireysel yüzleşmedir. Hile, çoğu zaman küçük gibi görünen davranışlarla başlar ve zamanla alışkanlığa dönüşür. Eskiden anlatılan bir hikâye bu durumu çarpıcı biçimde özetler. Utangaç bir genç, davet edildiği sofraya “tokum” diyerek oturmaz, içinden de tekrar davet edilmeyi bekler. Sofradakiler birkaç kez daha davet etse de genç her seferinde “tokum” der. İçinden ise bir kez daha ısrar edilmesini bekler. Ancak bu gerçekleşmeyince yemek biter ve pişman olur. Bugün de benzer şekilde insanlar, doğru olanı yapma fırsatını kendi elleriyle geri çevirirken, sonrasında bunun pişmanlığını yaşamaktadır. Hile yapan kişi çoğu zaman ‘bir daha yapmayacağım’ demekte ancak buna alışan yeniden hileye başvurmaktadır. Çünkü dürüst kalmak çoğu zaman zordur. Doğrulukta insan bazen kendisini de yargılayabilmelidir. 

Günümüzde birçok kişi yaptığı hileyi çeşitli gerekçelerle açıklamaya çalışmaktadır “Mecbur kaldım”, “herkes yapıyor”, “bana böyle söylediler” gibi ifadeler, aslında sorumluluktan kaçmanın farklı yollarıdır. Oysa hile, gerekçelerle meşrulaştırılabilecek bir davranış değildir.

İnsanın en büyük denetleyicisi kendi vicdanıdır. Adalet, sadece kanun maddeleriyle sınırlı bir kavram değil, bireyin iç dünyasında taşıdığı bir ölçüdür. Kişi başkalarını kandırdığını zannettikçe, gerçekte kendi doğruluğunu zedelemektedir. Bilmediği halde bildiğini, yapmadığı halde yaptığını söylemek ise hilelerin en büyüğüdür. Bazen en küçük menfaatler bile insanı bu yola sürükleyebilmektedir. 

Sonuç olarak hile, bireysel bir zafiyet olmanın ötesinde, toplumsal güveni aşındıran temel sorunlardan biridir. Doğru olmak ise bir tercih değil, insan olmanın en temel şartıdır. Toplumların sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürebilmesi, bireylerin kendi içlerindeki adalet duygusunu korumalarıyla mümkündür. Aksi halde hile, sadece bireyi değil, toplumu da içten içe çökerten bir alışkanlığa dönüşür.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *