Konya
Parçalı bulutlu
12°
Aksaray
Az bulutlu
15°
Karaman
Parçalı bulutlu
13°
Ara

Mart Ayı

YAYINLAMA:

Halk arasında söylenen bir söz vardır “Mart ayı dert ayıdır” diye. Sıradan bir ay gibi görünen mart ayına böyle bir anlam yüklenmesinin nedeni ne olabilir?

Eskiden çiftçilik yaygındı. Toplumun neredeyse tamamı doğrudan ya da dolaylı olarak tarımla uğraşırdı. Mart ayının değişken havası, yıldan yıla farklılık gösterir, bir yıl sıcak geçen mart ayı diğer yıl yerini sert rüzgârlara ve soğuklara bırakırdı. Bu nedenle çiftçiler arasında mart ayının ayrı bir önemi vardı. Bir anda ağaçların çiçek açtığı bir yılın ardından, başka bir yıl tipi ve fırtına ile göz gözü görmez hale gelebilirdi. Nitekim tarihte birçok doğal felaketin mart ayında yaşandığı bilinir. Bu yüzden büyüklerimiz bu aydaki iklim değişikliklerini anlatmak için “Mart ya dokuz ya otuzdur” derlerdi. Mesela, Konya’da 1971 yılında yüzyılın en sert kışı yaşanmış, 13 Mart Cumartesi günü öğleden sonra kar yağışı ile başlayan tipi ve fırtına ile göz gözü göremez hale gelmiş, birçok kişi iş yerlerinde mahsur kalmış, evlerine gidememiştir.  Şehrin büyük kısmı 24 saat elektriksiz kalmış, o günde hava sıcaklığının -14 derecelere kadar düştüğü kaydedilmiştir. Sabah saatlerine kadar süren tipi ve fırtına nedeniyle 67 kişinin öldüğü dönemin gazetelerinde yer almıştır. 

Eski takvimlere göre mart ayı günümüz takvimlerine göre 9 Mart’ta başlardı. Bahar aylarının başlangıcının da 21 Mart’a, yani Nevruz dönemine tekabül ettiği bilinmektedir. Babamdan öğrendiğim bilgilere göre de Sultan Nevruz, tarım işlerine başlanacak bir tarih olarak belirlenmiştir. Türk kültüründe de Nevruz, doğanın yeniden dirilişini simgeler ve mart ayının en kritik döneminin atlatıldığına işaret eder. Tarımsal açıdan mart ayı, tarım faaliyetlerinin başladığı ay olarak bilinir. Aşı yapılması, tarlanın sürülmesi, bahçenin ekime hazırlanması, ağaçların budanması ve fidan dikimi gibi pek çok tarımsal faaliyet bu ayda yapılır. Hayvanların kış boyunca kapalı alanlardan çıkıp meraya yönelmesi, doğanın yeniden canlanması da bu aydadır. Başka bir ifadeyle mart ayı, tükenen enerjinin yenilendiği ve hayatın yeniden başladığı bir dönemdir.

Zamanla toplumun önemli bir kısmı tarımdan uzaklaşsa da mart ayının insan hayatındaki etkisi devam etmektedir. Çünkü mart ayı aynı zamanda mali yılın başlangıcı ve vergi beyanlarının yapıldığı bir dönemdir. Bu yönüyle mart ayı, ekonomik açıdan da birçok insan için zorlayıcı bir ay haline gelmiştir.

Vergi denildiğinde, düşünce tarihinin önemli isimlerinden olan İbn Haldun’u anmadan geçmek mümkün değildir. İbn Haldun, vergi konusunda “düşük vergi oranı, yüksek gelir” ilkesini savunur. Ona göre ağır vergiler üretimi düşürür, ekonomik faaliyetleri zayıflatır ve devletin gelirlerini azaltır. Mukaddime adlı eserinde, düşük vergi oranlarının halkı üretime teşvik ettiğini, vergi tabanını genişlettiğini ve devlet gelirlerini artırdığını açıkça ifade eder. Buna karşılık yüksek vergiler, üretim motivasyonunu azaltarak ekonomik durgunluğa yol açar.

İbn Haldun’un vergiye bakış açısı, kamu maliyesinin temel prensiplerinden biri olarak bugün de geçerliliğini korumaktadır. Vergilerin adil ve dengeli şekilde dağıtılması, ödeme gücüne göre belirlenmesi ve herkesin vergi yüküne eşit şekilde katılması gerektiğini vurgular. Bu yaklaşım, modern maliye teorisinin de temelini oluşturmaktadır. Çünkü yüksek vergi oranları üretim ve yatırım isteğini azaltırken, makul vergi politikaları ekonomik büyümeyi teşvik eder.

Günümüzde uygulanan vergi sistemi ise bu yaklaşımın tam tersine işaret etmektedir. Birçok kişi “ben vergi vermiyorum” düşüncesine sahip olabilir, ancak bu düşünce doğru değildir. En düşük gelirli birey bile farkında olmadan vergi vermektedir.  Katma Değer Vergisi (KDV), dolaylı vergilerin en yaygın örneğidir ve herkes tüketim yoluyla bu vergiyi ödemektedir. Dolayısıyla tüketilen her mal ve hizmetten dolaylı vergi alınmaktadır. Yüksek KDV oranları ve artan doğrudan vergi yükü, ekonomik baskıyı artırmakta ve vatandaşın satın alma gücünü düşürmektedir. Gelir vergisinin yüksek oranlara ulaşması ise kayıt dışılığı teşvik eden önemli bir unsur haline gelebilmektedir.

Sonuç olarak vergi, devletin temel fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için vazgeçilmez bir araçtır. Ancak verginin makul, adil ve sürdürülebilir bir yapıda olması gerekir. Gelir ve giderlerin şeffaf şekilde denetlenmesi, vergi yükünün dengeli dağıtılması ve üretimi teşvik eden politikaların uygulanması, toplumun ekonomik refahını artıracaktır. Böylece mart ayı sadece dertlerin değil, ekonomik güven ve istikrarın da başlangıcı olabilir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *