Bunlara prim veren, gelecekten çalar!
"Siyasete girmeyeyim, politikadan uzaklaşayım, bu konular hakkında görüş belirtmeyeyim, daha 'soft' konulara gireyim" düşüncesiyle siyasetten fellik fellik kaçsam da o gelip beni buluyor.
Farklı düşünenler olacaktır ama benim gördüğüm şu: Amerika'da, Avrupa'da siyaset bir ilgi alanıdır. İlgisi olanlar kafa yorar. İllaki siyaset dünyanın her yerinde isteseniz de istemeseniz de hayatınıza müdahale ediyor ama insanlar pek de yüz göz olmamayı seçebiliyor.
Bizde öyle değil.
Bizde siyaset; ekmek, su gibi. Okula yeni başlamış bir çocuktan artık yürüyemez hale gelmiş yaşlılara kadar herkesin dilinde. "Ben siyaseti hayatımdan çıkardım, ilgilenmiyorum" demiyor kimse. Şimdi bizim memlekette hal böyleyken köşe yazarlarından, gazetecilerden beklenti de "Yok arkadaş; tarihten, felsefeden, bilimden, sanattan sepetten bahsetme, önceliğimiz bu değil. Siyasete gir" oluyor.
Ben pek girmekten yana değilim. Ama 'genel' bir iki yorum yapacağım şimdi...
20'li yaşlarımdayken birkaç arkadaş bir araya gelip, "Memleket için, milletimiz için neler yapabiliriz, sosyal sorumluluk adına bir şeyler yapalım, vatandaşlarımızın, hemşehrilerimizin, soydaşlarımızın seslerini duyurmak için harekete geçelim" diye düşünürken, birisi/birileri çıkardı "Cengiz Han Türk müydü, Moğol muydu?", "Yıldırım Bayezid intihar mı etti, eceliyle mi öldü", "Mevlana Moğol ajanı mıydı" ve benzeri sorular sorardı, biz de sözlüye kaldırılmış öğrenci misali, tüm düşündüklerimizi bir kenara bırakıp, ona/onlara cevap vermeye çalışırdık bildiklerimiz nispetince. Bu yüzden de milletimize, ülkemize daha fazla fayda sağlayamadık. Şimdi de bu açığı kapatmak için gece gündüz çaba sarf ediyorum. Yeterli midir, değil midir bilemem ama bir çabam var...
Benim derdim aslında siyaset adına ele alınan konular...
Hala 'türban' konusunu konuşuyoruz. Artık aşmamız gereken bir mevzuyu tekrar tekrar konuşuyoruz. Zaman harcıyoruz. Isıtılıp ısıtılıp önümüze konuluyor. Daha başka şeyler konuşmanın zamanı gelmedi mi?
Hala “Sağcılar şöyle, solcular böyle” mevzusu. Bıkmadınız mı, yeter be abi hala mı sağ-sol kavgası…
Hala Atatürk'ü eleştirmek adına "Öyle yaptı böyle etti" diye sosyal medyada paylaşım yapanlar ve bu paylaşımları destekler nitelikte yorumlar yapanlar var. Yahu artık bırakın be, yetmedi mi? Şimdi bu mevzuyu açtın da memleketin ileri gitmesine ne gibi katkı sağladın?
Bu durum şuna benziyor: Hatırlar mısınız, Rasmus Paludan adında aşırı sağcı bir politikacı vardı da Danimarka'da İsveç'te Kur'an yakma eylemleri yapardı. Peki, bu herif bu eylemleri niye yaptı? Siyaset yaptığı ülkede kimse kazımıyordu, bu eylemleri yaptıktan sonra dünyaca ismi bilinen biri oldu. Türkiye'nin en ücra köşesindeki yerel gazetede bile ismi çıktı. Amacına ulaştı yani. Türkiye'de de kolay yoldan 'etkileşim kasmak' isteyen Atatürk'e 'sallıyor'. Mevzu bu...
Ben diyorum ki; aynı mevzular üzerinde yıllarca durmanın ülkeye ve millete ihanet etmekten farkı yoktur. Artık önümüze bakalım, daima ileri bakalım. Bunu yapmak zorunda olduğumuzu hala görmüyor musunuz?
"Teknikte, fende, teknolojide, sanayide nasıl ileri gideriz", "Nasıl daha güçlü bir ekonomiye sahip oluruz", "Herkesin gözü üstümüzde, daha fazla nasıl gelişebiliriz" hesapları yapacağımıza geçmişle hesaplaşıyoruz. Aklınızdan geçenleri susturun ve yanıt verin, geçmişle yapılan bu hesaplaşmalar geleceğimizden çalmıyor mu?
Bu ülkenin yerinde saymasını isteyenlerin 'tuzaklarına' gelmeyin, prim vermeyin. Yoksa gelecek nesiller de sizleri yargılar. Şu anki tabloya bakacak olursak pek de hayırla anılacağınızı sanmıyorum, o yüzden kendinize gelin. Aynı konuları tartışıp durarak iyi bir gelecek inşa edemeyiz.
Esenlikler...