Konya
Hafif yağmur
7°
Aksaray
Kapalı
10°
Karaman
Kapalı
7°
Ara
yazar
Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Mesele partisi değil, nasıl zengin olduğu

YAYINLAMA:

Son günlerde basında en çok konuşulan konulardan biri: insanların mal varlıkları. Bunu siyasi bir tartışmanın parçası olarak söylemiyorum ama gerçekten merak uyandırıcı bir durum değil mi?

 

Bir taraf diğer tarafı mal varlığı üzerinden suçluyor, tartışmalar büyüdükçe ortaya çıkan rakamlar daha da dikkat çekici hale geliyor. İster istemez insanın aklına şu soru geliyor: Bu kadar servet nasıl oluşuyor?

 

Şöyle basit bir hesap yapalım. Ortalama bir ailenin aylık gelirinin 100 bin lira olduğunu varsayalım. Bu, yıllık 1 milyon 200 bin lira eder. Hiç harcama yapılmadığını düşünsek bile, bu gelirle kısa sürede ciddi bir mal varlığı oluşturmak pek mümkün görünmüyor. Üstelik bu hesap, emeklileri, asgari ücretlileri ya da geçim sıkıntısı çeken milyonları hiç hesaba katmadan yapılıyor.

 

İşin ilginç tarafı şu: Siyasi tartışmalarda taraflar birbirlerinin mal varlıklarını sorguluyor. Bir bakıyorsunuz, CHP’liler AK Partilileri eleştiriyor; başka bir yerde AK Partililer CHP’lileri hedef alıyor. Ama gözden kaçan önemli bir nokta var: Eleştirilen kişilerin büyük bir kısmı, sanıldığı gibi köklü bir sermayeden gelmiyor. Yani çoğu, ortalama ailelerin çocukları.

 

Peki o zaman soru daha net hale geliyor: Bu insanlar bu servetleri nasıl ediniyor?

 

Burada meseleyi sadece maaş üzerinden değerlendirmek de yeterli değil. Örneğin bir milletvekilinin maaşı toplumda abartıldığı kadar yüksek değildir. Üstelik harcamaları da sıradan bir bireyden çok daha fazladır. Meclise gelen ziyaretçiler, partililer, teşkilat üyeleri… Bunların ağırlanması, yemekler, konaklamalar derken ciddi bir gider kalemi oluşur.

 

Nitekim geçmişte bunun somut örnekleri de yaşanmıştır. Meclisten aldığı maaşı kısa sürede tüketip, kendi işinden destek almak zorunda kalan siyasetçiler olmuştur. Bu durum, siyasetin dışarıdan göründüğü kadar “kolay kazanç” olmadığını da gösterir.

 

Aynı durum üst düzey bürokratlar için de geçerlidir. Devlette önemli görevlerde bulunan kişilerin gelirleri belli, giderleri ise çoğu zaman yüksektir. Bu nedenle, bu görevlerde bulunan kişilerin kısa sürede büyük servetler edinmesi normal şartlarda çok da mümkün görünmez.

 

İşte tam bu noktada mesele siyasetin ötesine geçiyor.

 

Konu artık “hangi partiden olduğu” değil, “nasıl zengin olunduğu” meselesidir.

 

Eğer bir kişi, hangi siyasi görüşten olursa olsun, gelirine oranla açıklanamayacak bir servete sahipse; burada sorgulanması gereken şey partisi değil, o servetin kaynağıdır. Aynı durum herkes için geçerli olmalıdır.

 

Bir CHP’linin zenginliği normal, bir AK Partilinin zenginliği anormal ya da tam tersi gibi bir yaklaşım, meseleyi çözmek yerine daha da karmaşık hale getirir. Çünkü bu bakış açısı, adalet duygusunu zedeler.

 

Bu nedenle konuya siyasi değil, ahlaki bir çerçeveden bakmak gerekir.

 

Eğer ortada bir yanlışlık, bir usulsüzlük ya da izah edilemeyen bir durum varsa; bu, kim olursa olsun araştırılmalı ve gereği yapılmalıdır. Devletin görevi de tam olarak budur.

 

Asıl mesele taraf olmak değil, doğru olanın yanında durabilmektir.

 

Dostlukla kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *