Konya
Hafif yağmur
7°
Aksaray
Kapalı
10°
Karaman
Kapalı
7°
Ara

Belirsizlik vuracak...

YAYINLAMA:

Evet…

26 gününü geride bıraktığımız savaşın, uzaması ya da sonlanması fark etmeksizin, tüm dünyanın bu sürecin bedelini ödemeye hazır olması gerekiyor.

Sanayici açısından tablo oldukça net:

Artan lojistik maliyetleri, ithalat kalemlerinde ciddi yükselişlere neden olacak.

İhracatta ise navlun fiyatlarıyla başlayan baskı, rekabet gücünü zorlayacak.

İkinci ve daha ağır dalga enerji tarafında geliyor.

Doğalgaz, LNG ve elektrik fiyatlarında önemli artışlar kaçınılmaz görünüyor.

Bu artış, başta demir-çelik ve çimento olmak üzere üretimin temel alanlarında zincirleme maliyet artışlarını beraberinde getirecek.

Zaten savaş öncesinde; yüksek faiz, krediye erişimde zorluk ve düşük kur baskısı altında olan üretici ve sanayici, şimdi bu yeni yüklerle karşı karşıya.

Peki asıl soru şu: Sanayici ve üretici bu yükü kaldırabilecek mi?

Benim öngörüm açık: Yükselen maliyetlerle birlikte talep daralması kaçınılmazdır.

“Nefes kredileri” yeniden gündeme gelecek mi?

Gelse bile gerçekten nefes mi aldıracak, yoksa firmaları daha derin bir faiz girdabına mı sürükleyecek?

Maliye Bakanlığı’nın sıkı para politikası devam ederken, enflasyonu kontrol altına almak adına kimlerden vazgeçilecek?

Diğer tarafta ise tarım ve hayvancılık cephesi var.

Yükselen petrol fiyatları, gübre maliyetlerini artırırken; yeraltı su kaynaklarındaki azalma üretimi tehdit ediyor.

Çiftçi ve hayvancılığı bekleyen bu risk nasıl bertaraf edilecek?

Bugün mevduat faizleri %40,85 seviyesine ulaşmış durumda.

Bu tablo üretimi değil, paranın beklemesini teşvik ediyor.

Ve tüm bu soruların merkezinde tek bir gerçek var: BELİRSİZLİK.

Evet…

Hane halkından sanayiciye, ihracatçıdan ithalatçıya, köylüden kentliye kadar herkes bu belirsizliğin içinde.

Hatta açıkça söylemek gerekirse, devlet başkanlarının dahi öngöremediği tek şey; bu sürecin ne zaman sona ereceği.

Ukrayna savaşı, Suriye’deki durum, İran-ABD gerilimi…

Ne zaman sonlanacak? Barış ne zaman gelecek?

Kimse bilmiyor.

Bilinmediği için de yapılan tüm yorumlar, tüm analizler…

Bir öngörü olmaktan öteye geçemiyor.

Ve belki de en büyük risk tam burada başlıyor: Belirsizlik uzadıkça, karar veremeyenler kaybeder.

Ama yanlış karar verenler daha hızlı kaybeder.

Bu yüzden bugün yapılması gereken; ne aşırı risk almak, ne de tamamen kabuğuna çekilmek…

Doğru olan; ölçülü hareket etmek, temkinli büyümek ve nakdi koruyarak ayakta kalmaktır.

Çünkü bu dönemde kazananlar, en cesur olanlar değil en az hata yapanlar olacaktır.

Bu durum sadece bizi mi etkiliyor?

Hayır.

En az bizim kadar düşünmesi gereken bir diğer merkez de Avrupa.

Çünkü bu belirsizlik uzadıkça, enerji denkleminde Putin’in eli güçleniyor.

Avrupa’ya adeta “gel bakalım” der gibi bir tablo oluşuyor.

Enerji bağımlılığı, siyaseti de ekonomiyi de yeniden şekillendiriyor.

Tüm bu yaşananlar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Hiç kimseyle ilişkileri tamamen koparmamak gerekir.

Ne kimseyi mutlak dost ilan etmek, ne de kesin bir düşman görmek doğru değildir.

Çünkü küskünlük kazandırmaz…

Savaş kaybettirir.

Kazandıran tek şey, dengedir.

Ve dengeyi sağlayan ise barıştır.

Barışla kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *