İran-ABD Gerilimi Üzerinden Türkiye’ye Düşen Dersler
İran-ABD savaşı konusunda inanın hiçbir şey yazmak istemiyorum. Aslında olayın çok içerisinde olmadığım için pek de bilgim yok. Bu konuyu “Yaygın Basın” içerisinde özellikle takip eden gazeteci arkadaşlarımız daha fazla bilgiye sahipler. Yani bizler Konya’da ayaklarımızı uzatarak otururken Ortadoğu ve İran konusunda savaş sosyolojisi yapmamız sanırım çok da ciddiye alınacak bir durum olmaz.
Bu konuda sadece genel düşüncelerimi belirteyim. Öncelikle ülkemizin komşuları olan İran, Rusya, Suriye, Irak, gibi ülkeler bizim dost ve müttefik ülkelerimizdir. Dolayısıyla tüm dünya ülkeleriyle iyi geçiniriz ancak komşu ülkelerimizle kader dostluğumuz vardır. Tabii ki İngilizlerin çok kullandığı “ülkelerin dostları değil çıkarları vardır” sözünü de unutmamak gerekir.
ABD’ye baktığımız zaman, 1963’te Vietnam’dan başlayarak; 1983’te Grenada’nın işgalinde, 1990’da Körfez Savaşı’nda, 2001’de Afganistan savaşında, 2003’te Irak müdahalesinde hiç kazanabildiği bir operasyonu olmamıştır. Yine kazanamayacaktır.
Emperyalizmin güçlerini arkasına alan ABD-İsrail, tüm dünyaya yarattığı terörden derhal vazgeçmeli ve dünyayı teröre sürüklememelidir.
Hele ki, bir Türk vatandaşı olarak; Diyanet İşleri Başkanlığından maaş alıp, İran’la ilgili nifaklar sokmaya çalışan “imam kılıklı” insanlardan uzak durmak gerekir. Bunlar güya “biz İran’dan taraf da değiliz, ABD ve İsrail’den taraf da değiliz” derler ama buna da inanmamak lazımdır. Hatta böyle söyleyenlerin ABD ve İsrail ilişkilerini de araştırmak gerekir.
Kısacası Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İran’ın yanında olmak gerekir. Bu konuda temel olarak söylenecek şeyler bunlardır diye düşünüyorum.
FETÖ İLE MÜCADELE BİTMEDİ
Bu savaştan çıkarmamız gereken önemli sonuçlar olduğunu da unutmamalıyız. Malumunuz olduğu üzere ABD emperyalizmi her ülkede kendisine hizmet edecek ülke vatandaşları bulmakta ve onlardan hizmet almaktadır. Bunun en bariz örneğini ülkemizde 15 Temmuz’da gördük.
İmam kisvesi altında, Amerikan hizmetkarlığı yapan Fethullah Gülen, ABD’nin desteğiyle kurduğu terör örgütüyle ülkemizi ABD emri altına almak için çalışmıştır. Ve bu terör örgütü halen bitmemiştir. Dün sabah itibariyle İstanbul’da yapılan operasyonlarda 4’ü ihraç edilmiş, 7’si halen kamu görevlisi olan 25 kişi gözaltına alınmıştır.
Tabii ki içinizden “nasıl olur bu” diye soruyorsunuz. Bunun cevabı çok basit. Vatandaşlarımız FETÖ tehlikesi konusunda artık bir rehavete kapılmış durumdalar. Hatta yapılan operasyonlar ve gözaltına alınanlar konusuna çok da önem göstermiyorlar. Halbuki durum böyle giderse bu sorunun ilerleyen süreçte tekrar başımıza gelebileceği konusunu düşünmüyorlar bile.
Bu tür terör örgütlerinin öncelikle parasal kaynaklarını kurutmak gerekir. Ve ayrıca daha evvel FETÖ ile beraber olanlar, ilerde tekrar bu yapıyla beraber olmaya meyilli olacaklarını unutmamak gerekir.
Size şöyle bir örnek vereyim. 2025 yılının üçüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisi yüzde 3,7 büyürken; inşaat sektörü yüzde 13,9 büyümüştür. 2026 yılında inşaat sektörü ile ilgili Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen “riskli yapı yenileme” ve “deprem güvenli konut üretimi” politikalarının hem kamu destekli finansman modelleri hem de özel sektör işbirlikleri ile genişletilmesi beklenmektedir. Bu da sektörün daha da gelişeceğini gösteriyor bize. O zaman bu sektöre, para kaynağı için güzel bir sektör denilebilir. O zaman Devlet de bu ve bunun gibi konularda geçmişte FETÖ ile ilişiği olan şahıs ve kurumların ilerleyen süreçte de ilişiğinin olacağını düşünerek önlemini şimdiden almalıdır.
Dolayısıyla FETÖ zamanında zenginleşen, FETÖ’nün nüfuzlu olduğu dönemde onu adına işler yürüten kişiler araştırılmalı ve bunlardan bilhassa inşaat sektöründeki kişiler gözlem ve kontrol altında olmalıdır. Eğer kazancın en yüksek olduğu sektörden bu kontrol işlemlerine başlanırsa çok daha kolay yol kat edilebilir.
Aksi halde FETÖ’nün nüfuzunu kullandığı zamanlarda onlar için oraya buraya aday olan insanlara hala ön alınamamışsa yarın çok geç olabilir.
İran, bizim yaşadığımız 15 Temmuz ihanetinden ders almamış olacak ki; şimdi aynı ihanetlerle kendisi karşılaşmaktadır. Şimdi bizler de İran’ın kendi içlerinden hainlerin neler yaptığını görerek, ders almalıyız. FETÖ başta hiçbir terör örgütüne geçit vermemeliyiz.
Dostlukla kalın.