Zıtlık ve Griler
Her şey zıttıyla var oluyorsa, griye ne oldu sizce?
Dualite… Bu kavrama aslında hem felsefi olarak hem de gündelik hayatımızda çok aşinayız. Bir şeyi anlamak istersek onun zıttını düşünürken buluruz kendimizi. İyiyi anlamak için kötüyü tanımalı, mutluluğun değerini üzüntüyü yaşamalı ve ışığı, karanlıkta kalarak anlamalıyız. Buraya kadar her şey tamam. Peki ya bu durum gerçek bir çizgi üzerinde değilse? Yani evren bu kadar basit değilse?
İnsan beyni, dünyayı ve içerisinde yaşadığı durumlara anlam atfederken sadeleştirmekten yanadır. İyi ve kötü, siyah ve beyaz, sıcak ve soğuk… Aslında bu durum beynimizin karmaşık olaylar karşısında kendisine sunulmuş bir çözüm mekanizmasıdır. Olayı yaşa, fark et, sadeleştir, anlamlandır. Bu durum aslında bana gerçeğin kendisini görmekten ziyade gerçeğe yapılan bir yorum gibi geliyor. Çünkü antik Çin’den doğan ve bir düşünce biçimi olarak günümüze kadar gelen, kadim bir öğreti olan Yin-Yang felsefesinde de bu durum işlenmiştir: Karşıtlık değil, tamamlayıcı olmak.
Bu felsefede de kendime yakın gördüğüm alan merkezin de sabit olmaması. Yani aslında merkez bir alandan, durumdan ibarettir. Hayatımızı, deneyimlerimizi, evreni anlama biçimlerimizi iki uçlu bir çizgi gibi düşünmeyip yani "Hayatta sadece siyah ya da beyaz yoktur, griler de vardır" diyebilsek bu iki uç noktanın arasında kalan tüm alanlar merkezdir. Merkez bir noktadan ziyade bir durumdur. Dengedir. Birden çok koşula bağlı olan, yorumlanmaya açık, bağlama göre değişen ve şekillenen bir denge.
Modernizmin temellerini sorgulayan bir postmodernizm savunucusu olarak şunu hatırlatmak isterim ki gerçeklik hiçbir zaman tek bir eksende var olamaz. Belki de sorun hayatı anlamaya çalışırken onu fazla sadeleştirmemizden kaynaklanıyordur? Çünkü dünya genellikle siyah ve beyaz olamayacak kadar yoruma dayalıdır. Elbette burada istisnalar da vardır, herkes tarafından kabul edilen, daha doğrusu hiç kimse tarafından kabul görmeye ihtiyaç duyulmayacak kadar gerçek, tartışmaya kapalı, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez şeyler örneğin Anayasanın ilk üç maddesi gibi...
Sonuç olarak gri kaybolmadı merkezde ve dengede hala. Gerçekliği keskinlik sanmadığımız sürece onu görmemizi bekliyor.