Konya
Parçalı bulutlu
9°
Aksaray
Kapalı
11°
Karaman
Parçalı bulutlu
8°
Ara
yazar
Genel Yayın Yönetmeni
Tüm Yazıları

Bayramlar ritüele dönüşürken

YAYINLAMA:

Oruç ayı olan Ramazan ayını geride bıraktık. Bir aylık oruçtan sonra bayramımızı da kutladık. Her ne kadar “bayramlar birlik, beraberlik vesilesidir, “sılayi Rahim” önemlidir” gibi ‘beylik’ laflar edilse de bayramların eskisi kadar önemi kalmamıştır. Bayramlar, maalesef artık bir ‘geleneksel ritüele’ dönüşmüştür. Bayramların en önemli ve sevilen uygulaması da “tatil” kısmı olmuştur. Hangimiz, bayramın 4 gün mü ya da 9 gün mü olduğunu önceden hesaplamıyoruz? 

 

Umut edelim de ilerleyen süreçte bu bayram kutlamaları bir angarya olarak algılanmasın. Düşünsenize şehrin “protokol bayramlaşması” bile arife gününe alınmış. Yani bayram girmeden, protokolümüz bayram kutlamalarını yaptılar bile.

 

Protokol kutlaması dediğimiz olay; Milli ve Dini bayramlarımızda ilin yönetimine katkıda bulunanların, protokol listesinde kayıtlı yöneticilerin ve halkın; ilin mülki amiri yani valisi tarafından resepsiyonda bir araya getirilerek günün anlam ve önemine dikkat çekmek ve katkıda bulunmaktır. Bu resepsiyonlar genelde bayramların ilk günü düzenlenir, bazen ikinci gününe kaydırılabilir. Ancak arife günü yapılması çok da görünen bir uygulama değildir. 

 

Bayramlar, “arife gününde yapılacakları savalım da, bayramda gideceğimiz yerlere gideriz” diye kurgulanacak duygular olmamalıdır. Hele ki Devlet, milli ve dini bayramlara en fazla sahip çıkması gereken ve halkı da özendiren kurum olmalıdır.

 

Tabii bunları yazınca, hemen içinizden bazıları “madem bu kadar önemli niye gelmedin” diye sorabilir. Hemen onu da söyleyeyim, davetli olmadığım için katılmadım. 

 

Bu da ayrı bir konu tabii ki. Konya’da son zamanlarda “yerel basını önemsememe” gibi bir bakış açısı gelişti. Bunda tabii ki kendisine “gazeteci” diyen bir kesimin de rolü büyük oldu. Onlar kendilerine gazeteci derken yerel basının her şeyden önce o şehrin bir hafızası olduğunun bilincine bile sahip değiller. Belki biraz bunlardan da etkilenen kamuoyunda yerel basına karşı bir ilgisizlik oluştu. 

 

Ama tabii ki bu durumda Konya’nın “tek sesli” siyaset ikliminin de payı olduğunu inkar etmemek lazım. Konya’daki bu tek seslilik, bazı kifayetsiz yöneticilerin gelişmesine de engel oluyor. Bu kifayetsiz yöneticiler muhalefet bilmedikleri için bu durumun ilelebet süreceğini düşünüyorlar.

 

Daha evvelki yazılarımda birkaç kere yazmıştım. Gazeteciler Cemiyeti Yönetimi olarak bir oda başkanını ziyarete gitmiştik. Ziyarette oda başkanı bize kısaca “benim yerel basına ihtiyacım yok, ben işimi Anadolu Ajansı ile çözüyorum zaten” demişti. İşte kifayetsiz bir yönetici örneğidir bu. Halbuki oradaki gazetecilerden en yenisi o başkandan önceki 2-3 başkanı görmüştür. O başkan, o göreve hak ederek değil ısmarlama geldiğinin farkında bile değildir. Yarın bir gün o başkan da gider, biz gazeteciler yeni başkanla muhatap oluruz. 

 

Basın mensubu olarak tabiri caizse bizler “hancıyız”. Bu mesleğimiz süresince birçok “yolcuyla” da tanıştık. 

Bu ne kadar sürer diye sorarsanız söyleyeyim: Bu en fazla 1 yıl ya da bundan birkaç ay daha fazla sürecektir. Ondan sonraki süreçte seçim atmosferine girilecektir ve yerel basın hatırlanmaya başlanacaktır.                                                                                                                                                                                                                                                        

Her neyse, sonuçta öyle ya da böyle, bir bayramı daha geride bıraktık. Daha nice bayramları birlik ve beraberlik içerisinde kutlamak dileklerimle.

 

Dostlukla kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *