Konya
Açık
13°
Aksaray
Açık
14°
Karaman
Açık
13°
Ara

Türk'ün kardeşliği

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Seneler evvel bir insani yardım kuruluşunu aramıştım ve “Doğu Türkistan’a yardımda bulunmak istiyorum” demiştim. Yanıtlarının olumsuz olacağını tahmin ediyordum. Çünkü daha önce bölgede bir faaliyette bulunulmamış. Ancak ben verilecek tepkiyi merak ediyordum.

Ne deseler beğenirsiniz?

“Doğu Türkistan diye bir yer yok!”

Bir belediye “kardeşliğimiz anısına” Çin’den gelen heyet ile birlikte dualarla tekbirlerle ‘Çin Parkı’nın açılışını gerçekleştirdi. İtiraz ettim, bu itirazımda da yalnız değilmişim onu da sonradan öğrendim. Aradan birkaç gün geçti, belediyeden vaziyete itiraz edenlere “Siz, Çin malı kullanmıyor musunuz?” şeklinde toplu bir yanıt geldi. Gel zaman git zaman, belediye başkanı değiştikten sonra yeni başkan parkın adını değiştirdi, bir Türk büyüğünün adını koydu.

Yardım kuruluşunun, belediyenin, belediye başkanının ismini kasten paylaşmadım. Hem cevap hakkı doğmasını istemiyorum hem de daha evvel de belirttiğim gibi benim için mesele isimler değil, zihniyet.

Bir önceki yazımda bir cümlede yer vermiştim, ‘Karabağ’da zamanında verilmeyen destek’ diye. Burada biraz daha açmış olayım; Karabağ Savaşı’nın yaşandığı dönemde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Türkiye’den helikopter talebinde bulunmuştu ve talebi reddedilmişti. Arama motorundan aratın, bulursunuz. Elçibey yaşananları kendisi anlatmıştı…

Yıllardır ‘Türki cumhuriyetler’ olarak adlandırılan ülkelerden Türkiye’ye gelenlerin isimleri asayiş olaylarında geçiyor. Çoğunlukla da mağdur durumdalar, birçoğu da maktul. Bu durum çok göz ardı ediliyor. Onların açısından bakarak Türkiye’yi değerlendirsek pek de pozitif şeyler söyleyemeyiz. Biz onları nasıl görüyoruz, onlar bizi nasıl görüyor?

Evet, esas mevzuya şimdi geldim.

Sosyal medyada “Türk devletlerinden beklenmedik KKTC kararı!” ve benzer başlıklarla, yeni bir hadiseymiş gibi paylaşılan bir gönderi var. Son günlerde sıklıkla karşıma çıkıyor. Açıkçası, gönderi altına yapılan yorumların ardından bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim…

Olay ne? Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ın Türkiye’yi Kıbrıs’ta ‘işgalci güç’ olarak tanımaları. Mevzubahis devletlerin ekonomik gerekçelerden dolayı böyle bir karar verdikleri ifade ediliyor.

“Kardeşlik yalanmış”, “Bizi şu kadar paraya sattılar” ve türevi çok sayıda yorum var…

Aklınızdan geçenleri susturun, sadece soruyorum: ‘Türki cumhuriyetlerin’ Türkiye’ye ne borcu var? Türkiye’nin geçmişte aldığı veya gelecekte alacağı karar ve kararların arkasında durma zorunlulukları var mı? Türkiye’yi yönetenlerin ve hatta vakıf, dernek, kurum, kuruluşların yaptıkları hataları göz önünde bulundurarak düşünün, ondan sonra suçlayabiliyorsanız suçlayın…

Bazıları, “Türkiye, Azerbaycan’a İHA desteğinde bulundu ve Karabağ yeniden Azerbaycan’ın oldu” diyecektir. Tamam da Türkiye bu işten payını aldı. Azerbaycan’daki ihaleleri kimler alıyor diye bir bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.

Bir hususa daha değinmeden geçmek istemiyorum.

İngiltere ve ABD komünizmi, sosyalizmi ‘düşman’, ‘tehdit’ olarak görmelerine rağmen, Sovyetlerle anlaşıp Almanlara saldırmadılar mı? Topraklarını aralarında pay etmediler mi? Şartlar öyle gerektirdi, yaptılar.

Avrupa ülkeleri yüzyıllarca birbirleriyle savaşmadılar mı? Birbirini yiyen ülkelerin bir araya gelmesi mümkün müydü? 

“Gün gelecek, Avrupa ülkeleri birleşecek” denilseydi, “Hadi canım sen de” derlerdi. Peki, ne oldu? Günü ve zamanı geldi, şartlar oluştu ve Avrupa Birliği’ni kurdular.

Daha nice örnek verilebilir. Şuraya getireceğim; zamanı geldiğinde, şartlar oluştuğunda Türk birliği olamayacağını kim iddia edebilir ki?

İmkansız değil. Bir bakmışsın “Olmaz” dediğin oluruna varmış…

ABD-İsrail-İran arasında yaşananlar hakkında yazma niyetim vardı ama onu artık bir sonraki yazıya bırakayım. Hem gelişmeleri doğru bir şekilde değerlendirmek için 1-2 gün beklemek daha isabetli olacaktır.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Esenlikler…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *