Konya
Açık
13°
Aksaray
Açık
14°
Karaman
Açık
13°
Ara

Stratejik körlük çağı

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir gün bir tarihçi ile tanışmıştım, ‘Prof. Dr.’ unvanlı. Tanışmadan önce de kendisini tanıyanlar bana, “Bu adam bir siyasi partinin ekseninde tarih anlatıyor” demişlerdi. İsmini, cismini vermeyeceğim…

Karşılaşıyorduk kendisiyle divanda, dergahta...

Kendisi hakkında söylenilen sözlerin doğruluğunu sarf ettiği cümlelerden anladım.

Yine bir gün kalabalık bir ortamda “Nasıl büyük devlet olunur” şeklinde bir soru yöneltti, bir muhabbet başlatma çabasındaydı. İstiyor ki onun düşüncesine “kanalize” olalım. O öyle sorunca ben de kendi kendime “Oğlum Fatih, orta geldi, röveşatayı vur, golü at, mevzuyu bitir” dedim. 

Ayrıca şunu da belirteyim, birilerinin sürekli bana sözlüye kaldırılan öğrenci muamelesi yapmasına gıcık oluyorum. Sıklıkla karşılaştığım bir durum bu. Vaktim nispetince, ölmez de yaşarsam bir gün bu konuyu da detaylıca anlatırım…

Her neyse, o gün aldım sazı elime…

“Sözde Ermeni soykırımından ötürü Ermenistan’dan her yıl özür dileyen devlet, bu mantaliteyle büyük devlet olamaz. Büyük devletlerin özür dilediğine rastlanılmıştır, evet ama tarihi gerçekler ortadayken, Türk milleti ve onun kurduğu devlet kimseye özür borçlu değildir.

İlla bir özür dilenilecekse Azerbaycan’dan özür dilenilmelidir. Boraltan Köprüsü hadisesinden tutun Karabağ’da zamanında verilmeyen desteğe, Bursa’da Ermenistan ile oynanan milli maç dolayısıyla Azerbaycan bayraklarının çöpe attırılmasına kadar Azerbaycan’dan helallik istenilmelidir.

Hadi aradaki kan, kardeşlik bağını bir kenara bırakalım, “devletlerin dostu olmaz” diyelim. Her daim müttefiki olan bir devlete sırt çeviren devlet, kendi çıkarlarına aykırı hareket etmiş olur. Bir doğal afet durumunda herkesten önce senin halkının imdadına koşan, en ufak bir tehditte bile senin yanında duran bir devletten bahsediyoruz. O devletin topraklarını işgal edenlere, halkına zulmedenlere, katledenlere ‘şirin görünmeye’ çalışan, tavizler veren büyük devlet olmaz.”

2 dakika falan sessiz kaldı, baktı, söyleyecek söz bulamayınca “Sen gazetecisin, sözlerine dikkat et. Sen bir de bu memlekette ‘aydın’ olacaksın” dedi. O gün orada bulunanlar da “Yaa işte, memlekette ‘profluk’ ne kadar ucuz, adamın girdiği hallere, şu sarf ettiği söze bak” şeklinde yorumlarda bulundu. Uzatmadım, polemiğe girmedim, ortamı terk ettim, bir daha da bir araya gelmedik.

Şimdi, niye bu anıyı anlattım... 

Sizler de benim gibi sosyal medyada İsrail-Filistin meselesi üzerinden Azerbaycan hakkında yapılan ‘olumsuz yorumları’ görüyorsunuzdur. O yorumlar bir yana, biri video paylaşmış, “Azerbaycan kim ki yeaaa, bize ne faydaları var, bırakın bu Türkçülük-Turancılık işlerini” gibi sözler sarf ediyor. Epey de görüntüleme, etkileşim falan almış…

Tarihi ve stratejik bağlarımız varken, Azerbaycan’ı küçümseyen bir dilin yanlış olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin Azerbaycan’a ne faydası var, Azerbaycan’ın Türkiye’ye ne faydası var diye oturup hesap kitap yapsak Türkiye borçlu çıkabilir yani…

Dünya garipliklerle dolu. Strateji konusunda ‘kör’ olanlar, hiç yoktan bir gözü görenleri eleştiriyor.

Bu vesileyle 26 Şubat 1992’de Ermenistan silahlı birlikleri tarafından Hocalı’da gerçekleştirilen, 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 soydaşımızın katledildiği saldırıyı lanetliyorum.

“Azerbaycan’ın kederi kederimiz, sevinci sevincimizdir.” 

Esenlikler…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *