Siyasette biat, Mecliste yumruk
Gel gelelim bir haftanın daha sonuna geldik.
Siyaseten sıcak mı sıcak bir haftanın ardından, biz Sayın Mesut Özarslan’ın AKP grubunda rozet takmasını beklerken bir anda Meclis’in içinde Osman Gökçek ile Tanal’ın yumruklarını izler olduk. Alpay’ı göremedim ama soruyorum: Kavganın yeri Meclis mi? Vekil kavga eder mi?
“Terörsüz Türkiye” gibi bir başlıkta kimsenin gıkı çıkmazken, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın tercihleriyle bakan olan savcı Akın Gürlek için bu kadar ses çıkarmak kimin eline ne geçirdi? Tabii ki hiçbir şey.
Başkanlık sisteminde kararlar gece kararnamesiyle alınır ve sahiplerine tebliğ edilir. “Ben bu şahısları bakan yapacağım” ya da “bakanlıktan alacağım, siz ne dersiniz?” diye muhalefete mi sorulacaktı? Bu beklentiye girmek bile bana göre komikliktir.
Bir de giderek ayyuka çıkan Ali Yerlikaya’nın “Ben özgürlüğe gidiyorum” sözünü unutmam herhalde. Ne demekti bu? Gerek var mıydı? İnsan ağzından çıkanlara dikkat eder; siyasette ise iki kere dikkat etmeli. Lafın nereye gideceğini iyi hesaplamalı. “Hayırdır, tutsak mıydınız Sayın Bakanım?” demezler mi adama? Daha önce de söylediğim gibi, günümüz siyaseti maalesef biat ister.
Farkında mısınız bilmiyorum ama bana göre Bilal Erdoğan ve ekibi hızlı bir şekilde hazırlanıyor. Bilal Bey Anadolu’da birçok yeri geziyor ya da gezdiriliyor. Konya da bu duraklardan biriydi.
Babadan oğula mı? Olur mu? Tutar mı? Oğul bu siyasetin neresinde olacak; tam merkezinde mi? Bu sorular günler geçtikçe elbette yerini bulacaktır.
Bu necip millet, 2026’da enflasyonun istenen rakamlara indirilemediği bir dönemin içinde olacak. 2027 yılı için hazırlıkların başladığı bir yıl yaşayacağız. Tabiri caizse sofra hazırlanacak. 2027 yılı demir mi tavaya gelir, ateş ocağı alır mı, hamur mu biter bilemem; ama 2027 sonu seçim için zemin hızlı bir şekilde hazırlanacaktır.
Bu hafta Sayın Davutoğlu’ndan da “muhalefetin birleşmesi gerekir” açıklaması geldi. Nasıl gelmesin ki? Birleşmeden en kârlı çıkanlar, AKP’den kopup muhalefet yapan Babacan ve Davutoğlu ekipleri. Ben olsam ben de isterim. Karşılığının olmadığını görememek mi, yoksa “biz muhalefetiz” algısına kendini kaptırmak mı; ya da “biliyorum ama kendimi Meclis’e nasıl atarım” hesabı mı?
Bugün Sayın Erdoğan, “Sayın Davutoğlu sizi tekrar AKP’de görmek isteriz” dese sizce Hoca gitmez mi? Bence Hoca ve ekibi gider. Tabana da “ülkenin bana ihtiyacı var” der. Siyasette unutmayın, her şeyin bir kılıfı vardır. Tabandakiler de kendi kendilerine “biz zaten gelecektik, neden bu rezilliği çektik” demez.
Ben feriştahı gelse; üç-beş değil, on parti birleşse bile sonucun değişmeyeceği kanaatindeyim. Değişim; önce kendi siyasi partilerinize katkı sunabilecek insanları alabilmek ve elde tutmakla başlar. Bu da muhalefetin yapamadığı, belki de yapamayacağı tek şeydir.
Bu haftalık da bu kadar.
Ramazan ayının; ülkemize, milletimize ve tüm Müslüman âlemine basiret, feraset ve sağduyu getirmesini temenni ediyorum.
Sağlıcakla kalın.