Konya
Kapalı
2°
Aksaray
Parçalı bulutlu
10°
Karaman
Parçalı bulutlu
9°
Ara

Üzerimize biçilen rollerimizde kaybolan gerçek biz miyiz?

YAYINLAMA:

Hayat boyunca hem kendi seçimlerimizle hem de başkalarının bizden bekledikleriyle üzerimize giydirilen toplumsal rollerin, bizi nasıl şekillendirdiğini ve arada kendimizi nasıl bulduğumuzu bu yazıda birlikte inceleyelim.  

Hayat, biz daha doğmadan bizimle ilgili kararlar vermeye başlıyor. Bir isim seçiliyor, bir renk belirleniyor, bir beklenti ekleniyor yanına. Kızsan “uyumlu olursun”, erkeksen “güçlü durursun”.

Kimse sormuyor: “Peki sen ne olmak istiyorsun?” Zaten sorulsa da cevap verecek yaşta olmuyoruz. Büyürken bu roller çoğalıyor. Evde, okulda, sokakta…

Her yerde ufak hatırlatmalar var. “Böyle davranman yakışmıyor”, “Sen daha iyisini yaparsın”, “İnsanlar ne der?”

Zamanla bu cümleler dışarıdan gelmeyi bırakıyor, içimizden konuşmaya başlıyoruz. Ve bir gün fark ediyoruz ki, kendimize bile başkalarının sesiyle sesleniyoruz. Toplumsal roller aslında hayatı biraz daha düzenli hâle getirmek için var.

Herkesin nerede duracağını, nasıl davranacağını bilmesi işleri kolaylaştırıyor. Fakat işin rengi, bu roller bizi tanımlamaya başladığında değişiyor. İnsan, kendi isteklerini bastırıp “olması gereken” bir versiyonuna dönüşüyor. Üstelik bunu çoğu zaman isteyerek değil, alışkanlıktan yapıyoruz. Bir noktadan sonra kendimizi tanımakta zorlanıyoruz.

“Ben gerçekten buyum” dediğimiz şeylerin ne kadarı bize ait, ne kadarı yıllardır üzerimize yapışmış roller? Bu soruyu sormak bile insanı biraz düşündürüyor.  Bu nedenle çoğu kişi hiç sormamayı tercih ediyor.

Bana göre, rolün dışına çıkmak kolay değil. Çünkü toplum farklı olana hemen bir etiket yapıştırıyor.

Bu da ne mi oluyor? Kendi yolunu seçen “inatçı”, sınır çizen “bencil”, kalıplara uymayan “garip” konumuna düşüyor.

Belki de sorun, toplumsal rollerin varlığı değil; bence onların değişmez sanılması. Oysa insan değişiyor. Hayat değişiyor. Roller de değişebilir. Önemli olan, bu değişimin neresinde durduğumuzu fark edebilmek.  

Aslında baktığımızda şunu görüyoruz: Rol kalıpları bizi tamamen belirlemiyor. Asıl belirleyici olan, onları ne kadar içimize aldığımız ve ne zaman “ben buradayım” diyebildiğimiz.

Belki yüksek sesle değil, belki herkese karşı değil… Ama en azından kendimize karşı dürüst olabildiğimiz anlar yaratabiliyorsak, bu bile başlı başına bir adımdır.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *