Konya
Parçalı bulutlu
-2°
Aksaray
Kapalı
-1°
Karaman
Parçalı bulutlu
-2°
Ara

30 euronun faturası tüketiciye kesildi

YAYINLAMA:

Aslında bu konu hakkında daha önce yazacaktım ama konunun Avrupa'daki örneklerini araştırmam biraz zamanımı aldı. Bir de itiraf edeyim; Avrupa'daki ekonomiye bakıp, "Ah vah benim ülkem" diye üzülmem, iç çekmem ve toparlanmam da ayrıca zamanımı aldı.

7 Ocak 2026'dan bu yana '30 euro' konusu gündemdeki yerini koruyor, son günlerde en çok konuşulan konulardan bir tanesi. Tabii, bizim de gündemden geri kalacak halimiz yok...

Nedir bu 30 euro konusu? 7 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla, yurt dışından posta veya hızlı kargo yoluyla yapılan vergisiz alışveriş dönemi sona erdi. 30 euroya kadar vergisiz alışveriş uygulaması kaldırıldı.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç konuyla ilgili olarak sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşımda bulundu. Şu an bu yazıyı yazarken gördüm, 14 milyon kişi Avdagiç'in paylaşımını görüntülemiş. Kendisinin görüşlerini destekleyenler olduğu gibi, eleştirenler de had safhada. Paylaşımın tamamını burada aktarmayacağım, Avdagiç "30 euro limitinin kaldırılmasını yerli üretim için çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz" demiş...

Benim aklıma şu soru geliyor, yargılamıyorum, sadece soruyorum: Yerli üretici gerçekten bu işten zarar görüyor mu? Yerli üretim yapan firmalarımız, "AliExpress", "Temu" gibi platformlarda satılan 3-5 dolarlık ürünler yüzünden üretim yapamaz durumda mı?

Vaziyet eğer böyleyse çözüm gümrüksüz alışveriş dönemini sona erdirmek mi? Bence değil.

Rekabet, gümrük kapılarında değil fabrikada kazanılır. Markalaşma ve teknolojide mesafe kat etmemiz, sorunu ve çözümü burada aramamız gerekirken, alınan kararla "rekabet etmeye gerek kalmasın konforu" sağlanıyor gibi.

Evet, Avrupa Birliği ülkelerindeki örneklere baktım, "onlar ne yapıyor?" diye. Malum, biz hemen her konuda kendi iç dinamiklerimize göre hareket etmeyip, Avrupa'dan "esinlendiğimiz" için...

Avrupa Birliği ülkeleri de bu uygulamayı kaldırıyor. Fakat onların gerekçesi şu: "Arkadaş, ha bu Çin piyasayı ele geçiriyor. Biz, kendi üreticimizi başta Çin platformlarına karşı regüle etmek maksadıyla böyle bir uygulamayı yapıyoruz."

Avrupa bu kararı rekabet edemediği için değil, rekabeti regüle etmek için alırken Türkiye'de durum nasıl? Her ne kadar "yerli üreticiyi koruma", "yerli üreticiye kazandırma" vurgusu yapılsa da bu işten tüketici zararlı çıkmıştır, çıkacaktır. Bu karara ithalatçı sevinmiş, tüketici üzülmüştür.

Yukarıda bahsettiğim uygulamalarda 150 TL'den satılan bir ürünün aynısı Türkiye'de piyasada 3 bin-3 bin 500 TL arası fiyatlarla satışa sunuluyor. Olacak iş mi?

Tüketiciye ülkeyi idare edenler tarafından, "zor günler yaşadığınızı biliyoruz, farkındayız, biraz daha sabretmenizi rica ediyoruz" denildiği bir dönemde, yine ülkeyi yönetenler tarafından alınan bu kararın yanlış olduğunu, yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yönetenlerin sıklıkla kullandığı şu sözü kendilerine hatırlatmış olayım: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."

Milleti, "Benim sahip olduğum şeye sıradan bir vatandaş da sahip olup benim gibi görünmesin. Benim ondan farkım çok net bir şekilde belli olsun. Zengin ile fakir belirgin bir şekilde ayırt edilebilsin" noktasına da getirmeyin.
 
Esenlikler...

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *