Ne Gerçeği Pardon?
Hiç düşündün mü nasıl olur da iki kişi aynı olayı yaşarken ikisi de farklı sonuçlar çıkarır? Neden senin felaket ya da kıyamet gibi algıladığın şeyleri en yakın arkadaşın bir fırsat olarak görebilir? Neden aynı toplumda aynı gökyüzü altında yaşayan insanlar sanki başka gezegende yaşar gibi görünür?
Çünkü çoğumuz gerçek olanı olduğundan farklı algılarız. Hayat boyunca yaşadığımız ve gördüğümüz şeyleri gerçek olarak etiketleyip hafıza ve yorumlarımıza sorgulatmadan güveniriz. Ama bence asıl gerçek şu ki tüm bunlar gerçeği göstermiyor, hiç göstermedi. Çünkü asıl gerçek olan senin kendi korkuların, inanç sistemin, geçmiş yaşantıların ve varsayımlarından ibaret. Burada gerçek dediğimiz şey soyut bir fikir ya da felsefi bir çıkarım değil. Bu bir illüzyon.
Hayatının neden “böyle” olduğunu açıklayan en gerçek şey:
-Neden hep aynı sorunlarla uğraştığını,
-Neden hep aynı döngülerden geçtiğini,
-Değişmek isteyip de bir türlü o girdaptan neden çıkamadığını hiç düşündün mü?
Çünkü beyin gerçek olanı değil inanmayı seçtiği varsayımlar üzerinde fazla hassas. Onların “gerçek” maskesi altında sunulmasında da fazlasıyla usta.
Bu sebeple sen, gerçeği değil inançlarının hayatına olan yansımalarını yaşıyorsun. Tıpkı bir TV dizisi gibi.
Ve çoğu insan algılarının ve varsayımlarının üzerine kurulmuş bir hayatı yaşadığının farkında bile değil. Parmaklıklar ardında yaşanan hayatlar gibi. Peki ya kendi elleriyle kurdukları bu kafesi fark etmek her şeyi değiştirebilseydi? Manifesto ya da pozitif düşünmek gibi yüzeysel bir olaydan bahsetmiyorum. Bu inanç sistemi varoluşsal yapının temel yapı taşı. Bu bir kere fark edildiğinde artık hiçbir şey eskisi gözükmeyecek.
Biz kimin haklı ya da haksız olduğunun ispatına, nesnel gerçekliğin dayanılmaz çekimine takıntılı bir dünyada yaşıyoruz. Ama şunu kimse kabul etmek istemiyor ki doğrudan erişilebilecek bir nesnel gerçeklikler aslında sandığımızdan fazlasıyla sınırlı. Bildiğini sandığın her şey inançlarının filtre istasyonuna çoktan uğradı ve geçiş hakkı kazandı. Üstelik bunu yaparken sorgulanmadı. Hissettiğin her şey olaylara yüklediğin anlam üzerinden çoktan şekillendi ve bir sonuca bağlandı bile.
Sonuç olarak, gerçeklik dediğin şeyin aslında senin yorumun olduğunu kabul etmek kolay değildir. Belki yanıldığını, sorunlarının sandığın kadar büyük ve çözümsüz olmadığını, yaşadıklarından senin sorumlu olduğunu fark etmek gerekir. Bu da bazen seni tek çözüm yolu olan ÖZGÜRLÜĞE götürür. Çünkü neye inanacağın sadece sana bağlıdır.