İnsanın Paketlenmesi
Pazarlamada temel bir kural vardır. Pazara sunulacak olan malın mutlaka bir pakete (kalıba, sisteme, kurala, uygulamaya, listeye vb) girmesi gerekir. Yani herhangi bir şey satılacaksa mutlaka paketlenmek durumundadır. Paketleme bir nevi ürüne etiket vermektir. Paket, bazen bir kutu, bazen bir etiket, bazen de bir sistemdir. Ancak sonuç değişmez. Paket, ürünü tanımlar, sınıflandırır ve değerini belirler. Paket yoksa ürün de yoktur. Bu kural yalnızca mallar için mi geçerlidir? Yoksa insanlar da zamanla bu sistemin bir parçası hâline mi gelmiştir? Eskiden köle ticareti yapılırken kölelerin fiziki durumuna bakılır ona göre bir değer biçilirmiş. Aslında günümüzde kurban bayramlarında da kesilecek danaya aynısı uygulanmıyor mu? Kasap hayvanın orasına burasına bakıyor ona göre bir fiyat biçmiyor mu? Kimse bu durumu yadırgamıyor, çünkü bu bir “piyasa kuralıdır”. Yasal olarak köle ticaretinin olduğu zamanda da insanların alınıp/satılmasında herhangi bir yadırganma olmuyordu. Zira köleleri, sahipleri insan olarak görmüyordu. Birleşmiş Milletlerin kurulmasından sonra İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde (1948 yılında) köleliğin yasaklanması sonucu insan ticaretinin şekli ve türü değişti.
Peki günümüzde özgür olan bir insan nasıl pakete girer, ya da paketlenir? Bu konuda sosyologlar ve psikologlar harıl harıl çalışıyor ve insanı pakete koymanın ve değer biçmenin formülünü arıyorlar. Böylece paketlenen insan bir mal gibi alınıp/satılabilen eşyaya dönüşüyor. Normalde fiziksel olarak insanın bir eşya gibi satılması kölelik ticaretinin yasaklanması ile sona ermiş görünmektedir. Ancak resmi olmasa da gayri resmi olarak ticaretinin yapılması oldukça ilginçtir. Unvanlar, diplomalar, sertifikalar, özgeçmişler, performans puanları, sosyal medya profilleri, takipçi sayıları, atıf indekslerinin her biri insanın üzerine yapıştırılmış birer etiketten başka ne olabilir? İnsan, sahip olduğu niteliklerle değil, nasıl sunulduğuyla, nasıl paketlendiğiyle değer kazanmıyor mu?
Eric Williams, Kapitalizm ve Kölelik kitabında Afrika’nın ve modern dünyanın maddi kökenlerinin izini sürüyor. Kapitalist kölelikle birlikte Afrika’dan Atlantik Okyanusu’nun diğer yakasına kitleler halinde zorla götürülüp köle olarak satılan insanların, emek güçleriyle kapitalizmin ayağa kalkmasında hayati bir rol oynadığından bahsediyor. Şeker, kahve ve pamuk gibi kapitalizmin gelişiminde önemli bir rol oynayan, sanayi için gerekli çok önemli ürünler, bu köleler sayesinde gerçekleşti. Afrika, Avrupa ve Amerikalar arasında Atlantik’te organize edilen insan ticaret üçgeni ve bu üçgende biriken sermaye ile Sanayi Devrimi gerçekleştirildi. Bunun sonucunda da Batı, Doğu karşısında üstünlük kurdu. Diğer bir kitapta ise Maxine Berg ve Pat Hudson, Kölelik, Kapitalizm ve Sanayi Devrimi adlı eserlerinde Britanya’nın sanayileşmesinde köleliğinin yerini anlaşılabilir bir şekilde anlatıyor. Ayrıca Britanya’nın sanayi devriminin oluşumundaki rolünü ayrıntılı bir şekilde belgelemek için de “parayı takip ediyor”. Paranın izi ile insan ticaretinin gelişimi arasındaki ilişki bugün bile görülebilir, şekildedir.
Günümüzde kölelik ve köle ticareti yasaklanmış olsa da paranın satın alamayacağı bir mal kalmamıştır. Yeri geldiğinde sadece insan değil, insanın aklına gelebilecek hemen her şey satın alınabilmektedir. Üstelik artık zincirler görünmezdir. İnsan, kendini daha iyi satabilmek için kendi rızasıyla paketlenir. Daha iyi bir iş, daha yüksek bir statü, daha fazla görünürlük uğruna pakete girer. Bu durumda asıl soru şu olmaktadır. “Paketlenen insan, ne kadar insandır?” Ve daha önemlisi, bu paketin içindekinin gerçekten kendisinin olup olmadığının farkına varabilmişi midir? Yoksa daha fazla para uğruna gönüllü olarak paketin içinde yer almaya devam etmeye ne kadar heveslidir. Eminim birçok kişi para uğruna hemen her şeyi satarım boyutuna gelmiştir. Hal böyle olunca da köleliğin yerini modern anlamda satılmaya hazır insanlar doldurmamış mıdır? Öyleyse birçok mal gibi insanda paketlenmiştir ve satışa hazır hale gelmiştir.
Bu açıdan bakıldığında satın almanın gerçekleşmesinde paketleme çok önemlidir. Bu nedenle pazarlamanın ilk kuralı olan ürünü pazara çıkarmadan önce bir kaba (pakete) konulması önem arz etmektedir. Şimdi yeniden düşünelim. İnsan paketlenir mi?