Konya
Açık
8°
Aksaray
Açık
10°
Karaman
Açık
8°
Ara

Giden Gelmez

YAYINLAMA:

Uzun zamandır düşündüğüm bir konu var. Gidenler acaba gelir mi? Ya da tersinden düşünürsek, gelen gider mi? Bu hemen her konu için geçerli bir ifade. Ancak biliyoruz ki “bir nehir asla tersine akmaz, zaman da öyle. Geçen zamanın aynısını yeniden geri getiremeyiz. Giden gitmiştir, geri getirmek yerine kalanlara sahip çıkmak gerekir.” Bunu iklim gönüllülerinin yaptığı eylemlerde sürekli geri alın sloganları üzerine yazıyorum. Kaybolan, yok olanlar, gitti. Onların yeniden geri getirilmesi mümkün değil. Kuruyan nehirler, boşalan barajlar bir daha dolmaz. Öyleyse kalanları korumak, onları diğerleri gibi yok olmaktan kurtarmak gerekir. Bu nedenle yapacağımız tüm işlemlerde geleceği de düşünmek zorundayız. Atılan bir adımın, israf edilen bir yiyeceğiz, boşa akan suyun geri gelmeyeceğini bilmeliyiz ancak bu şekilde iklim değişimi, kuraklık, sosyal bozulmalarının önüne geçebiliriz. Bir günün beyliği beylik şeklinde bir yaşam doğru değildir. Bugünün beyliği geleceğin felaketi olabilir. Bir karikatür görmüştüm, aynen şu şekilde çizilmiş. Ya bugün çalışıp gelecekte rahat edecek, ya da çalışmayıp, gelecekte sıkıntı çekilecek. Bu konuda benim üniversite yıllarım ikincide olduğu gibi geçti. Önce üniversiteli olmanın verdiği güven, keyif ve zekilik algısı, derslerin yoğunluğu ve sınavların üst üste olması nedenleriyle birçok ders başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak son sınıfta, sınıf arkadaşlarım 2 günde 1 sınava girerken ben her gün sınava, hatta 2 sınava girerek eziyet çektim. Öyleyse bu 2’li paradokstan ziyade günü daha sakin ve gelecek üzerine kurgulayarak yaşamak gerekir. 

Aynı şekilde yaptığımız işlerde de iyi ve doğru düşünmek, gidenin geri gelmeyeceğini bilerek davranmak gerekir. Aksi durumda onu kaybedeceğimizi bilmemiz, sahip çıkma bakımından çok önemlidir. Dünyada da benzer gelişmeler oluyor. İnsanlık hiç bu kadar onursuz ve çaresiz kalmamış durumda. Hemen her yerde çatışmalar, savaşlar ve küçücük menfaatler için birbirini satma diyebileceğimiz, aldatmalar görülmekte. Dünyadaki kaynaklar bugün üzerinde yaşayan 8 milyar insanı taşımaktan yorulmuyor. Bu kaynakların kullanım dışı kalmasının sonucu âtıl duruma gelmesi nedeniyle yoruluyor. Su kaynakları israf edildiği için yetmiyor. Yine yiyecekler gereğinden fazla tüketildiği için yetmiyor. Oysa kaynaklar doğru kullanılsa dünya değil 8 milyar, 25 milyar insanın rahatlıkla yaşayabileceği bir yer. 

Bu konuda Yuva (Özgün adı: Home) olan Fransız fotoğrafçı Yann Arthus-Bertrand'ın yönettiği 2009 yapımı bir belgesel film var. Dünya'daki çeşitli yerlerin havadan çekimlerinin birleşiminden oluşan film, yaşamın çeşitliliğini ve insanlığın gezegendeki ekolojik dengeyi nasıl tehdit ettiğini göstermesi bakımından mutlaka izlenmesi gerekir. Filmi izledikten sonra kendimize acaba ben neredeyim ve ne yapıyorum sorusunu sorarak farkındalık oluşturabiliriz. Yuva belgeseli, dünyanın 4 milyar yıllık birikimini insanoğlunun nasıl da birkaç yüzyılda yok edebildiğini anlatıyor ve daha kötüye gitmemesi için de öğütlerde bulunuyor.

Filmi izleyip, gidenlerin de gelmediğini gördüğümüz halde ders alıyor muyuz? Ben kendi adıma söyleyeyim, elbette almıyoruz. Hep daha fazlasını isteyerek aslında kendi kendimize ihanet ediyoruz diye düşünüyorum. Eski insanlar mezarlıkların yakınına evlerini yapar, oradan mezar taşlarına bakarak ibret alırlarmış. Yaptıkları işleri bu anlayışta yapar, hile ve yalandan kaçınırlarmış. Aradan çok da zaman geçmemesine karşılık günümüz insanı hileyi, kurnazlığı marifet, aldatmayı normal, yalanı sürekli söyler duruma gelmiştir. Acaba filmdeki gibi felaketlerin gelmeyeceğini mi düşünmektedir, yoksa bu felaketler başkalarına gelsin bana gelmesin diye mi düşünüyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki sadece bir dünya var, yaşam herkese başka görevler yüklüyor. Bize düşen hile ve bilerek yanlış yapmadan geleceğe bir tuğla koyabilme anlayışı olmalıdır. Aksi durumda zaten 1 yüzyıl sonra ne ortada bizden birisi olmayacak. Öyleyse bugünden başlayarak her lokmada her yudumda olmayanları düşünmek, doğruya bir adımdır diye düşünüyorum. Sözü filmin sonunda verilen slogan ile bitirelim. Geleceği yazmak bizim elimizde…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *