Kardeşliğin sınavı
Ders, siz öğrenene kadar devam eder...
Yazılarımı takip edenler bilir, daha önceki yazılarımda Azerbaycan ile ilgili düşüncelerimi, yaşananları anlatmıştım. Son günlerde içerisinde "Azerbaycan", "İsrail", "Karabağ" geçen cümleler kurulduğuna ben de sizler gibi şahit oluyorum. Konuşurken, yazarken tekrara düşmekten hoşlanmıyorum ama "Yeterince anlatamamışız" hissi de uyandı...
Ayrıca Azerbaycan'dan da sitem dolu mesajlar paylaşıldığını görüyorum. "İnsan sevdiğine sitem eder, kardeşler arasında böyle şeyler olur" diyorum.
"Azerbaycan'ın avukatı" değilim ama doğruların bilinmesi, konuşulması, anlatılması lazım...
Öncelikle, Türkiye'de "Biz tüm 'Türki Cumhuriyetlerin' ağabeyiyiz. Bizim isteklerimizin dışına çıkılamaz. Bizim politikamıza göre hareket etmek zorundalar" şeklinde bir düşünce var. Doğru bulmuyorum. Nereden ağabey oluyoruz? Kardeşlik var, evet ama ağabey değiliz.
"Karabağ'ı biz aldık da Azerbaycan'a verdik" söylemleri var. Bu da doğru değil. Şehitleri, kayıpları Azerbaycan verdi, zaferi Azerbaycan kazandı. Savaşta olup bitenleri yakından takip edenler de hatırlayacaktır, Azerbaycan Özel Kuvvetleri adeta 'harp sanatı' dersi verdi. Türkiye'nin desteği oldu ve Karabağ'da zafer kazanılmasının ardından bölgede yürütülecek çalışmalara dair ihaleler Türk firmalarına verildi.
Bu arada "Karabağ'ı biz aldık, Azerbaycan'a hediye ettik" diyenlerin neredeyse hemen hepsi Karabağ'ı sadece bir şehirden ibaret zannediyordur, konumundan da haberi yoktur...
Azerbaycan ve İsrail arasındaki müttefiklik eleştiriliyor. Sanki Azerbaycan, İsrail'in Gazze'de yaptıklarını destekliyormuş gibi.
"Azerbaycan, İsrail'e petrol desteği veriyor" diye bir eleştiri var. Adamlar "E kardeşim ben bunu havadan mı gönderiyorum, senin topraklarından geçiyor" dese ne diyeceksiniz?
"Yahudileri niye destekliyorsunuz, siz nasıl Müslümansınız" deniliyor, "Kardeş sen daha dün Ermenilere şirin görünmek için Akdamar'da kilise açmadın mı, sen mi Müslümanlıktan söz ediyorsun" dese ne diyeceksiniz?
Bir de Azerbaycan ve İsrail müttefikliği yeni bir şey değil ki. Karabağ'da savaş olduğu dönemde de Azerbaycan ve İsrail müttefikti. Diyelim ki siz haklısınız, "İsrail'in müttefiki olan bir devlete niye toprak hediye ediyoruz, niye onlara yardım ediyoruz" diye düşündünüz mü, sorguladınız mı?
Her neyse...
Bir klişe vardır ya, "Bizim bordo berelileri sal İsrail'e yarım saatte İsrail'i haritadan silerler" diye. İşte o iş o kadar kolay değil. Bu işler strateji işi, diplomasi, taktik işi. Bu İsrail denen zalim yanına Yunanistan'ı çekti mi? Çekti. Güney Kıbrıs'ı da çekti. Haritayı bir gözünüzün önüne getirin. Türkiye'nin de bölgede hamleleri var, tehditlere karşı anlaşmalar yapılıyor. Ancak, böyle bir dönemde Azerbaycan'a sırt çevirmek pek de akıl karı gelmiyor bana. Şu an hükümetler nezdinde bir problem söz konusu değil. Olmamasını da temenni ederim...
Öte yandan Türkiye-İsrail arasında doğrudan diplomatik görüşme olmuyor. Bu iki devletin gerektiğinde diplomatik görüşme yapabilmesi için 'gri alan' olarak adlandırılan bir devlete ihtiyacı var. Bu 'gri alan' Azerbaycan. Tabii bir de ABD, o da şimdilik gri. Dolayısıyla Azerbaycan bizim için çok önemli...
Yani özetle demek istediğim şu, nasıl ki Türkiye'nin iç ve dış politikalarına kimsenin karışmasına "Eyvallah" etmesini kabul etmiyorsak, Azerbaycan'ın etmemesi durumunda da hesap sormaya hakkımız yok.
Dezenformasyona, fitneye prim vermeyin. Bir ananın iki evladıyız, kardeşliğimiz bakidir.
Esenlikler...