Ekrana baktığınızda aylardır ufak tefek oynamalar dışında yerinde sayan bir dolar kuru görüyorsunuz. Enflasyon rakamları her ay çarşı pazarı biraz daha yakarken, dövizin bu kadar "sakin" kalması normal mi? Finansal okuryazarlığı olan herkesin kafasındaki bu haklı soruyu, ünlü ekonomist Bayram Başaran oldukça sert bir dille yanıtladı.
Gülay Tunçel’in sunduğu Yeniçağ TV yayınına konuk olan Başaran, uygulanan mevcut ekonomi politikalarının gerçeklikten tamamen koptuğunu ve döviz kurları üzerinde sürdürülemez bir baskı kurulduğunu savundu. Farklı ekonomik parametreleri üst üste koyduğunda çıkan sonucun oldukça ürkütücü olduğunu belirten Başaran'a göre, açıklanan o "resmi" enflasyon rakamları ile sokağın gerçeği birbirini tutmuyor. Ve bu tutarsızlık, Türk lirasının değerini adeta bir saatli bombaya dönüştürüyor.
Başaran'ın açıklamalarındaki en can alıcı nokta, şüphesiz telaffuz ettiği o dudak uçuklatan rakam oldu. Hesaplamalarına göre dövizin şu anki seviyelerinden çok daha yukarılarda olması gerektiğini belirten tecrübeli ekonomist, "Ortalamanın 70-72 lira bandında olması lazım. Ancak gerçek enflasyon açıklanmadığı için Türk lirası kur baskısıyla suni olarak değerli gösteriliyor" diyerek sistemin yapaylığına dikkat çekti.
Peki, liranın "suni" olarak güçlü kalması neden kötü olsun? Sonuçta paramız değerli görünüyor, değil mi? İşin aslı hiç de öyle değil. Başaran, bu yanılgının Türk sanayisine ve üreticisine kestiği o ağır faturayı şu çarpıcı sözlerle özetliyor:
"Her şeyin sunisi kötüdür, doğalı ve gerçeği iyidir. Siz lirayı suni olarak değerli gösterdiğinizde içerideki mal pahalı kalıyor, üretim yapamıyorsunuz ve mal satamıyorsunuz. Bu sefer ne oluyor? Dışarıdan mal akmaya başlıyor, ithalat patlıyor."
Yani, doların düşük tutulması aslında yurt dışındaki fabrikaları zengin ederken, içerideki atölyelerin, fabrikaların şalter indirmesine neden oluyor. Yerli malı, ithal ürün karşısında rekabet şansını tamamen kaybediyor.
Ekonomi yönetiminin gerçek rakamlardan giderek uzaklaştığını savunan Başaran, şeffaflık uyarısı yaparken asıl tehlikenin çok yakın bir tarihte gizli olduğunu işaret etti. Piyasaların alt akıntılarında ciddi bir beklenti oluştuğunu vurgulayan Başaran, Mayıs ayında bir "kur şoku" yaşanabileceği ihtimalinin altını kalın çizgilerle çizdi.
Suni baskının bir yerde mutlaka patlak vereceğini ve bu durumun uzun vadede Türkiye'nin ihracat pazarlarına kalıcı zararlar bırakacağını belirten uzman isim, ekonomi yönetimini acil bir şeffaflık ve rasyonelleşme sürecine davet etti.
Eğer Başaran'ın işaret ettiği o 70-72 TL'lik gerçek değer piyasalara bir anda yansırsa, iğneden ipliğe her şeyin fiyat etiketinin baştan yazılacağı o zorlu sürece hazır mıyız? Mayıs ayı yaklaşırken, elinde döviz tutan veya borcu olan yatırımcıların kısa vadeli rüzgarlara aldanmayıp uzun vadeli ve temkinli bir koruma stratejisi geliştirmesinde büyük fayda var.
(Not: Bu haber metninde yer alan uzman görüşleri ve rakamlar tamamen bilgilendirme amaçlı olup, kesinlikle yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır.)