Sema KAVAK ile HAFTASONU

40 lı ve üstü yaşlarda olanlar çok iyi hatırlar ki bir zamanlar bu coğrafyada yaşayan insanları diğer insanlardan ayıran birçok özelliğin var olmasından dolayı kendimizi şanslı ve önemli hissederdik.

Bu özellikleri hatırlayan var mı diye sorsam hepimiz saymakla bitiremeyiz çünkü bunların yok olduğunu her gün konuşuyoruz ama her zaman ki gibi neden kaybolduğunu ya da nasıl tekrar sahip olacağımız üstüne konuşan yok.

Bugün bir şeyleri değiştiremeye başlayalım, ne dersiniz… hem de herkese inat, hatta enayi olmaya bile… bırakın onlar yapmasın, biz yapalım ama yapalım çünkü mutsuzluklarımızın, huzursuzluklarımızın kaynağı özümüze ters olmasına rağmen bize sunulan yaşama uyum çabasından kaynaklanıyor.

Eleştirdiğimiz toplumlara ya da insanlara bakalım, yıllarca gavur dedik ancak onlar ne kadar geleneklerine değerlerine sahip çıktıysa biz de o kadar uzaklaştık, uzaklaştırıldık. Bu durumun sosyolojik, psikolojik, politik, ekonomik açıdan açıklamaları gerekçeleri yapılabilir ancak sonuçta bizler kaybeden olmak üzereyiz. Nasıl mı?

Doğuştan getirdiğimiz doğruluk, dürüstlük, açıklık, sevgi, merhamet, vicdan gibi değerlere büyüklerin kirli elleri bulaşmaya başladı çünkü. O kirli elleri de modernliğe medeniyete uyum dediler. Bu kirli elleri nasıl görebilirsiniz biliyor musunuz, en kolay yol çocuklarınıza bakmaktır.

Çocuklar kavga etse bile küsmez ancak biz ebeveynler olarak çocuğumuzun mutsuzluğu tanıma, sorunla baş etme becerisi geliştirme fırsatı verdirmeden küsme yolunu öğretiriz. Parkta yaşıtı olan herhangi bir çocukla oynarken; çocuğu ailesini tanıyıp tanımadığını sorarak; andan mutlu olmayı, paylaşmayı ya da koşulsuz kabulü öğretmektense kim olduğunu önemli hale bizler getiririz. Bir köpek yavrusunu sevmeye hemen koşan çocuğumuza, biraz dikkatli ol demektense dur ısırır diyerek hayvanlardan korkmayı biz öğretiriz. Yaptığı bir şeyi hemen söyleyen çocuğumuza, doğruyu söylediği için teşekkür etmektense, ceza vererek yalan söylemeyi biz öğretiriz, çocuğumuzu yağmurlu bir günde okula götürürken, su birikintilerinden hızla geçip yayayı ıslattığımızda oluşmayan üzüntüye şahit eder çocuğumuz ve yine trafikte bir başkasının yol/öncelik hakkını elinden aldığımızda çocuğumuza bunu kul hakkı değil de zafer olarak algılatan da yine biziz. Kuyruğun uzunluğuna göre ya mağduru oynamayı ya da müdürle ilişkini kullanmayı da normalleştirmişsen ne bekliyorsun başkasından, ülkenden…

Önce sen, sen olacaksın… başkasından ne bekliyorsan önce sen yapacaksın… doğru, dürüst, merhametli, vicdanlı, şefkatli, hoşgörülü olacaksın önce... bırak salak desinler bırak geri kafalı desinler ama sen insan olduğunu bilecek hissedeceksin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.