CHP’de Dönüşümün Bedeli Ne Oldu
Arapçası “teşkilat”, Türkçesi “örgüt” olan kelimeden bahsetmek istiyorum. Örgüt Türkçe olmasından ötürü daha çok bu kelimeyi kullanıyorum. Örgüt, “aynı amaç” için “aynı araçları” kullanan insanların bir araya geldiği bir oluşumdur.
Bunun çeşitleri bulunur. Oluşum açısından kitlesel örgütler, ideolojik örgütler gibi isimlere ayrılır. İdari biçimiyle demokratik veya antidemokratik diye ayrılır. Yani örgütleri sınıflandırmak mümkündür.
Siyasi partiler bu örgütlenmelerden birisidir. Siyasi partileri oluşturan kişiler de aynı amaca ulaşmak için aynı araçları kullanan kişilerdir. Buradaki amaç ve araçlar partilerin tüzüğünde ve programında yazılıdır. Vatandaş, kendisini en yakın hissettiği tüzük ve programa göre partiye üye olur ve destek verir.
CHP 1980’de kapandıktan sonra 1992’de tekrar kurulmuş ve o zamandan bu zamana siyasi hayatına devam etmektedir. Bazıları CHP ile ilgili yazı yazdığımda “sen CHP’li değilsin nereden bileceksin” gibi yorumlarda bulunuyorlar. Burada anti-parantez şunu belirteyim. Konya’da CHP’yi 1992’den bu yana en iyi bilen ve hala hayatta olan birkaç kişiden birisi bendenizdir. Birkaç kişi sayacak olursak da; Musa Akgül, Bekir Yetiştirici, Şeref Doğan gibi isimler gelir. Bu isimler de 1992’de hem il yönetiminde bulunan hem de Konya ve ilçelerinde CHP’yi örgütlemek için uğraş veren isimlerdir.
Dolayısıyla 1992 yılından bu yana CHP’yi en iyi bilenlerden ve emek vermiş birisi olarak birçok kişiden fazla konuşma hakkım vardır.
CHP, 1992’den itibaren, Deniz Baykal’ın liderliğinde Atatürkçü, milliyetçi ve devletçi çizgisinde politikalarını 2009 yılına kadar sürdürmüştür. 2009 yılında büyük Devlet Adamı Deniz Baykal’ı yıkamayacağını anlayan bazı güçler kurdukları komplo ile koltuğundan indirmişler ve yerine de Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirmişlerdir. Türkiye’deki siyasi yapılanmaya baştan aşağı bir değişim uygulamak isteyen bazı güçler, aynı şekilde, aynı zamanda MHP’yi de dizayn etmeye kalkmışlar ve ardından İyi Parti ortaya çıkmıştır. Tabii bilhassa 2013 yılından itibaren içindeki FETÖ’yle mücadele etmeye çalışan Ak Parti’de de, MHP’de olduğu gibi dizayn çalışmaları yapılmış buna bağlı olarak sonuçta Ak Parti’den Gelecek Partisi ve DEVA Partisi ortaya çıkmıştır.
İşte Türkiye’deki siyasi “dizayn” içerisinde CHP bulunduğu Atatürkçü yapısından kopartılmaya başlamış ve içindeki Atatürkçü kimliği ile öne çıkan partililer de tasfiye edilmişlerdir.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile başlayan CHP’deki bu değişim, CHP’nin o ana kadar olan politikalarını bitirmiştir. Bu durum aynı zamanda CHP’nin kurulduğu 1923’ten bu yana süregelen CHP ekolünün de sonu olmuştur. Bundan sonraki süreçte artık CHP ekolünde yetişmeyen, CHP okulunda büyümeyen yöneticiler partiyi istila etmiştir.
2009 yılından sonra Kılıçdaroğlu “parti ekolünde” yetişen birçok yöneticiyi tasfiye ederek parti ekolünde yetişmeyen birçok insanı da partiye dahil etmiştir. Şimdi bazıları “yeni insanlar kazandırmıştır” gibi düşünebilir. Ama yeni insanlar kazandırmış, fakat daha çok eski insanların da partiden ayrılmalarına yol açmıştır (Bu arada laf arasında Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasıyla partiden istifa edenlerden biriyim bendeniz de).
İşte Özgür Özel de Kemal Kılıçdaroğlu’nun, parti ekolünde yetişmeyen yeni insanlarından birisidir. Şansı yaver gitmiş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun da desteğiyle genel başkan olmuştur.
Ve şimdi gelinen aşamada CHP’nin yönetiminde adı geçen dört isim vardır. Bunlardan birisi Kılıçdaroğlu, diğeri İmamoğlu, diğer Özgür Özel ve Mansur Yavaş’tır. İşin ilginç yanı da bu 4 ismin de CHP okulunda yetişmeyen, CHP ekolünden uzak isimler olduğudur.
İşte CHP ekolünden uzak isimlerin partiyi getirdiği yer yolsuzluklar, ahlaksızlıklar ve şaibeler ortamıdır.
Şimdi görünen odur ki, CHP yönetimi en kısa zamanda el değiştirmelidir. Ve de CHP ekolünde yetişen, CHP’yi tanıyan bir genel başkan kesinlikle göreve gelmelidir. Aksi halde CHP’nin bu olayların içerisinden doğru ve dürüst çıkması mümkün değildir.
Hatta şunu söyleyeyim, eğer ders almışsa, Kılıçdaroğlu’nun bile genel başkanlığı CHP için şimdilik bir kurtuluş yolu olabilir.
Dostlukla kalın.