Mustafa Ekmekcioğlu

Mustafa Ekmekcioğlu

Yeniliklere açık olmalıyız

Mübarek Kurban Bayramı’nın ardından yeniden  mesaiye başlamanın tatlı bir huzurunu yaşıyoruz. Dört günlük bayram tatilinin ardından “Salı” sendromu yaşamayan yok zannedersem. Bayram ve onun getirdiği güzelliklerin ardından işe başlamanın buruk tadını hep birlikte yaşıyoruz.

 

İnsanoğlu, bir çok şeyi zamanla ya değiştiriyor ya da yeniden şekillendiriyor. İnsanın hayatında her şey “siyah” ya da “beyaz” olmuyor. Zaman ve duruma göre değişken bir yapıya sahip olmaktayız.

 

Daha düne kadar “nerede o eski bayramlar” derken, bayramın bitmesinin ardından bu düşüncemizi olduğu gibi çöpe atıyor ve yaşadığımız zamanın kıymetini bilmeye çalışıyoruz. İnsanoğlu her gün yeni bir güne uyanarak, düşüncelerindeki değişiklikleri yaşıyor. Dün “olmaz” dediğimiz bir çok şeye bugün “olabilir” demeyi de başarıyoruz.

 

Hayat büyük bir hızla akıp giderken bu akan zaman içerisinde de düşünce ve zevkler zamanın akışına paralel olarak değişebilmektedir. Çünkü insanın olduğu yerde kalması ve de aynı kalması mümkün değildir. Değişim  ve yenilenme insan için önemlidir. Zaten, insani yaşatan, kimlik sahibi yapan, insana, söz söyleme gücü veren, kısacası insani, hayatin içinde var eden tek sebep, sadece yeniliktir. Yeni bir ay, yeni bir mevsim, yeni bir gün, kelime olarak dahi, “yeni’’ her daim umut ve mutluluk verir insana.

 

 

Yenilenme ve yeni olma insan için önemlidir. Çünkü “yeni” olan her şey güzeldir ve anlamlıdır. Ancak, hayatin her noktasında olduğu gibi, yeni’nin özünde de, farklı şeyler yatıyor. Misal, “şimdi böyle’’ dediğimiz yeni zaman, bizi, “biz’’den çalıyor, ama kimse farkında olmuyor. “artık bu şekilde’’ dediğimiz yeni zaman, bize “modern yaşam’’ gibi, bir saçmalığı aşılamaya çalışıyor.

 

Modern yaşamla birlikte aşılanmaya çalışılan şey, insanın sadece kendisini düşünmesi anlamına geliyor. Modern yaşam ayrıca işi, yoğunluğu ve yorgunluğu bahane kılarak aile ve komşuluk ilişkilerini zayıflatıyor.

 

Yine her bayram da olduğu gibi bu bayramda da “uzun tatil” damgası vurulan bayram tatili bayramın ulviliğini ve kutsallığını alarak sadece “tatil” kelimesi ile baş başa kalmamızı sağladı.

 

Bayramın kendisine has akraba, arkadaş ve dost gezmesinin yerini havuz veya deniz kenarındaki şezlonglardaki tatil muhabbetleri aldı. Artık bayramlaşmalar SMS ile veya telefonla hatır sorularak yapılmaya başlandı. Tele akrabalık dönemi çoktan başladı bile.

İnsanın artık kendisine dönmesi, yeniliklerle beraber geleneksel adetleri de beraber götürmesi gerekmektedir. Yenileşmek her zaman tek başına yetmez, beraberinde gelenekler, adetler ve göreneklerle yoğrulması gereklir.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.