Mustafa Ekmekcioğlu

Mustafa Ekmekcioğlu

Bu virüs bir fırsat olmalıdır

Bu virüs bir fırsat olmalıdır

İnsanlık, 20. yüzyılın başından itibaren domuz gribi , mers ve İspanyol gribi gibi bir çok salgın hastalıkla savaşmaktadır. Şimdi de koronavirüs denilen çok salgın bir virüs insanoğlunun yakasına yapışmıştır. 2000'li yillardan itibaren yaygınlaşan makina ve 1990’lı yıllardan sonra ivme kazanan teknolojik gelişmelerin tesiri altında büyüyen özgüveniyle,  kendi akıbeti hakkında çok düşünmeden, rahat ve emin bir yaşam sürüyordu. Ta ki covid 19 isimli virüs ile yüzleşene kadar…

Teknoloji ile her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünen insanoğlu, biyolojik olarak canlı bile sayılmayan bir virüs ile karşılaşınca şaşkın ve ne yapacağını bilemez bir halde evlerine kapandı. İnsanlık, yaşadığı bu sıra dışı deneyimi anlamaya çalışıyor, ancak kafası oldukça karışık. Zira bu kafa karışıklığına sebebiyet veren şey ise yine zorunlu güven kaynağı olan teknoloji.

Çağımız insanı hızlı yaşama biraz olsun ara vermek, hem söz konusu virüsten korunmak hem de yaşadıklarını anlamlandırmak için artık kendi evinde zaman geçiriyor. Uzmanların sıkça tekrarladığı “evinde kal!”, “sosyal mesafeye dikkat et!”  gibi mottoların psikolojik etkisi ve biraz da bu yeni ve bilinmez deneyimin verdiği endişe ile hanesindeki yerini kavileştirmeye çalışıyor.

Gönüllü karantinada, evindeki iklimden ne kadar uzaklaştığı gerçeğiyle yüzleşmiş oluyor. Ne gariptir ki kişi asli yaşam alanı olan evinde duramıyor, vakit geçirecek bir meşgale edinemiyor. Kendisini yurtsuz bırakan teknolojiye bir umutla sarılıp bir süre vakit geçirse de bu geçici çözüm, dış dünyadaki harekete ve tüketmeye alışmış huzursuz ruhuna merhem olmuyor.

Geldiğimiz nokta bize şunu göstermiştir ki; İnsan, kendini çağın teknolojik cihazlarına esir etmiş, oldukça hızlı ilerleyen, ancak kendisinin bir anlam yükleyemediği hayatın esiri olmuştur.

Zihinsel ve bireysel hürriyeti teknoloji ile elinden alınmış modern insandan, bir hareket beklenebilir mi? Covid-19 virüs salgınının bizleri evlerimize kapattığı bu günlerde karantina veya yalıtım sonunda evden hür bir insan olarak çıkmak mümkün mü?

21. yy itibariyle otel hüviyetine bürünen evinde, adeta yuvasız kalmış insan, yaşanılan süreç sonunda hanesini tekrardan yuva edinebilecek mi? Esareti ile yüzleşip kendi “iç ”ine doğru bir yolculuk yapabilecek mi?

Hem sinsi, hem öldürücü bir virüsle mücadele ederken bu asli görevi başarmak mümkün mü?

Elbette mümkün.İnsanın olduğu her yerde umut vardır.Hele de bu insan köklü bir medeniyetin mirasçısı ise.

“Evde kal” günleri “içe dön” günlerine dönüşerek hürriyetimizi engelleyen, aklımızı en önemlisi kalbimizi tesiri altına almış, bünyemize yabancı gördüğümüz her şeye isyan edip ondan kurtulmak için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.