Siyasete de gülünür

Asgari ücret görüşmeleri bitti ve asgari ücret belli oldu. Bu görüşmelerde çok sık kullanılan bir fıkra vardır:

“ABD, İngiliz ve Türk Maliye Bakanları bir araya gelmiş çalışanlarının durumlarını görüşmektedirler.

ABD Maliye Bakanı der ki: Bizim araştırmalarımıza göre kamu görevlilerimizin bir aylık geçimi için 1000 dolar gerekiyor. Biz onlara 1500 dolar veriyoruz. Bunun 1000 dolarını çeşitli ihtiyaçlarına harcıyorlar, 500 dolarını nereye harcıyorlar bilemiyoruz.

İngiliz Maliye Bakanı sözü alır: Bizim araştırmalarımıza göre kamu görevlilerimizin bir aylık asgari geçim endeksi 1000 sterlin. Biz çalışanlarımıza 1400 Sterlin veriyoruz. 1000 sterlinini çeşitli ihtiyaçlarına harcıyorlar. 400’ünü ne yapıyorlar bilmiyoruz.

Bizim Maliye Bakanı söz alır: Bizim çalışanlarımızın asgari bir aylık geçimi için 1000 TL gerekiyor. Biz 500 TL veriyoruz. Gerisini nereden buluyorlar bilemiyoruz.”

Siyasetten yine güzel bir anekdot: Malum eskiden liderlerle, bakanlarla zaman zaman espri yapma şansımız vardı. Artık o şans kalmadı. Eskilerle idare edelim.

MSP-CHP koalisyon hükümetinde MSP'li Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu anlatıyor:

“Birinci Kıbrıs Harekatından sonra Ecevit'in Cenevre'ye gitme durumu söz konusu olunca Necmettin Erbakan MSP tarafından da ilgili bakanın Cenevre’de bulunması gerektiğini söyledi. Dışişleri Bakanı Turan Güneş'in ve benim de içinde bulunduğumuz 20 kişilik heyet Cenevre'ye gittik.

Mavras, Callaghan ve Güneş arasında üçlü bir zirve oluyordu. Görüşmeler arasında Güneş'e, Ecevit'in Ankara'dan aradığı söyleniyordu. Güneş toplantıyı yarıda bırakıp telefonla görüşüyor, geldiği zaman da biraz önce müzakerelerde söylediklerinin tam tersini ifade ediyordu. Güneş'in daha sonra anlattığına göre; Ecevit, Kissinger ile toplantı halindeydi. Telefonları da toplantı anında ediyordu.

Aradan biraz zaman geçti. Bir sabah erkenden Callaghan'ın daveti üzerine yine Turan Güneş görüşmeye gitti. Fakat çok fazla zaman geçmeden üzüntü içinde geldiğini gördük. Haluk Ulman ile beni çağırarak bir odaya oturduk. Elleri cebinde ağlar bir vaziyette dert yandı:

    - Ben bu vazifeyi yürütemeyeceğim. Böyle iki de bir talimat değiştirmekle haysiyet kaybetme noktasındayız. Biraz önce görüştüğümüz Hariciye Vekili Callaghan bana son derece büyük hakaret yaptı.

Biz bu sözler üzerine şaşkına döndük. Hemen olayı anlatmasını istedik.

Turan Güneş konuşmasına şöyle devam etti:

    - "Callaghan bana; ben bir bakan ile konuşuyorum zannediyordum. Halbuki bir telefon ahizesi ile konuşuyormuşum!" dedi.

    Güneş, bu hadiseyle birlikte teleks ile Başbakana istifasını göndermek istedi. Kendisini çok zor ikna ettik. Bundan sonra gazeteler Turan Güneş'in ismini "telefon ahizesi" olarak anmaya başladı.”

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.