Bilgi toplumu yönlendirecektir

Bilgi toplumu yönlendirecektir

Siyasette bazı terimleri bilmek şarttır. Demokrasi, laiklik, hukuk devleti, faşizm, sosyalizm, komünizm gibi kavramların anlamlarını bilmek şarttır. Aksi halde kelimelere “kendimize göre bir anlam katmaya başlayınca; “nasıl olsa cam, o nedenle kül tablası ile bardak aynıdır” gibi bir anlam çıkıyor. İşte belki de ülkede anlaşma sağlayamamanın, bir uzlaşma içerisinde olamamanın en büyük nedeni bu kavram kargaşalarının ortadan kalkmamasıdır.

Çok değerli  üniversite hocalarından, Kasım 2019’da kaybettiğimiz rahmetli Prof.Dr.Erkan Türkmen’den dinlemiştim: “Hz.Musa Tur dağına doğru canhıraş bir biçimde koşuyor, belli ki bir şeylerden kaçıyor. Ama arkasında ne yırtıcı bir hayvan var, ne eli kanlı bıçaklı bir katil. Herkes merak ediyor ve en sonunda durduruyorlar: “Ya Musa, neden kaçıyorsun, arkanda yırtıcı bir hayvan yok, eli bıçaklı bir katil kovalamıyor, neden kaçıyorsun?” diye soruyorlar. Hz.Musa dağın eteğindeki köyü göstererek “cehaletten kaçıyorum” diye cevap veriyor.”

Maalesef ülkemizdeki en önemli sorun, şu zamanımızda cehalettir. Burada cehalet derken de, kişinin mezuniyetinden, okuduğu okullardan falan bahsetmiyorum. İnsanların içerisinde artık bulunmayan ‘aydınlanma isteği’ni kastediyorum. Bugün artık bilgiye erişmek çok kolay.

Yemek yapmaktan hiç anlamayan birisi, bir aşçı kıvamında çok muhteşem yemekler ortaya koyabilir. Hani Konya tabiriyle “elinden kör eşek yem yemez” denilen bir beceriksiz kişi, bir usta edasıyla evinin tamirat ve onarımını çözebilir. Yani kısacası bilgiye ulaşmak bir internet kadar yakınımızda. İngiltere’deki bir müzeyi gezmek mi istiyorsunuz, girin internete sanal bir turla o müzeyi Konya’daki odanızda otururken gezebilirsiniz.

Eskiden bilgiye ulaşmak zordu. Halk arasında “bilmemek değil öğrenmemek ayıp” denilirdi. Ama öğrenmek de o kadar kolay değildi. Şimdi tam da “bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp” lafının geçerli olduğu zamandayız.

İşte tüm bunlara bağlı olarak herkes bilgiye ve aydınlanmaya yönlenmelidir. En azından kendi yaptığı işi iyi yapmak adına o konuda bilgilenmek bile büyük bir avantajdır. Yani sigortacılık yapan birisi, Sigortacılık Kanunu’nu, Reasürans şirketlerin işleyişini vb bilgileri kesinlikle öğrenmelidir.

Bir gazeteci, sosyoloji, psikoloji, felsefe bilmelidir. Kanunlardan bihaber olmamalıdır. İmlayı, grameri, dilbilgisini öğrenmelidir. Genel kültüre sahip olmalıdır. Tüm bu bilgilere sahip olmadan nasıl gazeteci olunamazsa, siyasette de temel terimleri bilmeden siyasetçi olamazsınız.

Siyasetçi örgütçülüğü bilecek. “Örgüt nasıl kurulur, örgütlenme biçimleri nelerdir, tabandan tavana mı, tavandan tabana mı örgütlenilecektir?” bunların hepsini bilecektir.

Siyasetçi psikoloji bilecektir. Çünkü karşısındaki ana malzeme insandır ve insanın psikolojisini hesaplayabilmelidir.

Sosyoloji bilmelidir. Çünkü siyaset aynı zamanda bir toplum bilimidir. Toplumu idare etmektir. Dolayısıyla sosyoloji bilmek zorundadır.

Siyasi düşünceler aynı zamanda felsefedir. Düşüncelerinin felsefesini bilecektir. Neyi savunduğunu en güzel şekliyle felsefeyle anlatabilir. Felsefe bilmek zorundadır. Yani bu tür bilinmesi gereken konuları çoğaltmak mümkündür.

Şimdi içinizden bazıları “ya eskiden böyle değildi” diyebilirler. Zaten eski eskide kaldı. Artık yeni bir dönemde, Yeni bir Türkiye’de eski düşünceler içerisinde bulunmanız imkanı yoktur. “Eskiden böyle yapardık” diye bir hayıflanma cümlesi artık “yeni Türkiye”de yoktur ve olmayacaktır.

İşte bilgi çağının en önemli özelliği bilgi olmadan bundan sonraki süreçte var olmak eskisi kadar kolay olmayacaktır. Hiç kimse bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayacaktır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.