Başkanlık tartışması

Sevgili Anadolu’da Bugün okurları; mümkün mertebe yazılarımda güncel politik konulara değinmeye çalışıyorum. Tabii ki kendi politikasına yakın bulanlar o günkü yazımı güzel buluyorlar, politik olarak yakın bulmayanlar da hemen eleştirilere başlıyorlar.

 

Burada yapılması gereken bir köşe yazarının yazılarını sorgulayarak, hangi ideolojiye mensup olduğunu araştırmak yerine, “böyle de bir fikir varmış” anlayışında yaklaşmak gerekir. Yani artık biraz gelişip, olaylara objektif kriterlerle bakmak zamanı gelmiştir.

 

Gündemde bir başkanlık tartışması süregelmektedir. Yeni bir Anayasa yapma hevesi vardır ve bunun çalışmaları yapılmaktadır. Kimse bunun içeriğini tam olarak bilmemektedir. Kamuoyu bu konuda hemen hemen hiçbir bilgiye sahip değildir. Dolayısıyla “şu yasa olsun, bu yasa olmasın, şu iyi olur bu kötü olur” gibi bir değerlendirme yapma şansı yoktur. Bir kesim körü körüne yeni anayasayı desteklerken, diğer bir kısım da körü körüne karşı çıkmaktadır. Ve bu inatlaşma da yeni Anayasa mantığını kısır bir başkanlık tartışmasının içerisine atmıştır.

 

Bu gibi durumlarda yapılması gereken sanırım sadece niyet belirtmek olabilir. Ülke uzun süredir bir siyaset kısırlığı içerisindedir. Yeni siyasetçiler üretememekte, yeni yüzler ortaya çıkamamaktadır. Bu da Türk siyasetinin, dolayısıyla da Devlet yönetimlerinin gitgide tıkanmasına yol açmaktadır. Buna bağlı olarak yapılması gereken en iyi şeyin bir sistem değişikliği olması kesindir.

 

İşte bundan dolayıdır ki, vatandaşların büyük bir çoğunluğu “Yeni Anayasa”ya itiraz etmemektedir. Yeni bir Anayasa yapılması taraftarıdır. Ama aynı derecede de bu çalışmaların kısır bir “başkanlık mı, cumhurbaşkanlığı mı, partili cumhurbaşkanlığı mı” tartışmalarına sıkışıp kalmasından da memnun değildir. Hele sınırsız ayrıcalıklara ve yetkilere sahip bir başkan, cumhurbaşkanı, adına ne derseniz deyin birini Türk Halkına anlatmak kolay olmayacaktır.

 

Bunun yanı sıra Gazi Türkiye Büyük Millet Meclisi(TBMM)’nden güvenoyunu uygulamasını kaldırmak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından kabul görmeyecektir. Aynen bunun gibi TBMM’nin denetleme yetkisini elinden almaya çalışmak da ülke adına büyük bir handikap olacaktır.

 

Eğer Yeni Anayasa, halkın istemeyeceği, halkın karşı çıkacağı, halkın Türklük değerine, geleneksel değerlerine, halkın beklentilerine karşılık vermeyecekse bilinmeli ki, bu durum, ülkede oluşa gelen birlik ve beraberlik ortamını da zedeleyecektir.

 

Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem AK Parti ve hem de Meclis’teki diğer partiler bu hassasiyetlere muhakkak dikkat etmeli ve yapacakları çalışmaları da buna göre yapmalıdırlar. Eğer halkın taleplerini karşılamayan bir sonuçla ortaya çıkılırsa, kamuoyu tatmin olmazsa, bilin ki ülkeyi çok daha büyük sorunlar bekleyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.