Emel Şerife Hasçağan

Emel Şerife Hasçağan

Elma Üzerinden Tespit

Kimi hikayeler, masallar insanları uyuturken, kimileri ise derin uykulardan uyandırır. Fakat uyanmak istemeyeni ne bir hikaye uyandırabilir, ne masal, ne de bir kıssadan hisse… Bu haftaki yazımda hikaye anlatacağım. Öyle uzun değil. Özet geçeceğim. Kısa ama etkili…

Memleketin birinde ihtiyar elmacının biri elmalarını satmak için bağırmış “Güzel elmalarım var” diye. Kral da şatafatlı mülkünde bulunan taht odasında otururken, pencereden gelen “Güzel elmalarım var!” diye bağıran bu elmacıyı duyuvermiş. İşi, gücü boşlamış çıkmış, bakmış. Görmüş ki yaşlı başlı bir şahsiyet elma satıyor at arabası ile. Etrafında da ahali. Kralın canı birden elma çekivermiş. Çağırttırmış baş vezirini, “Aha sana beş altın, elmacı ortadan kaybolmadan koş git bana elma al” demiş ve altınları baş vezirin eline saymış. Baş vezir düşünmüş, “Koskoca baş vezir oldum, buyurduğu işe bak” demiş kendi kendine. Vezirlerden birini çağırmış, “Yahu canım çok elma çekti, dışarıda da yaşlı bir elmacı var. Al sana dört altın, koş elma al gel” demiş. Vezir de saray görevlilerinden birini çağırmış “Al sana üç altın, koş elma al” diye emretmiş. Saray görevlisi muhafız komutanı çağırmış, “İki altın vereyim, elma al gel” buyurmuş.  Muhafız komutan nöbetçi askere bir altın vermiş ve emretmiş elma al diye…

Nöbetçi asker gitmiş arabanın yanına vakur bir şekilde. Arabaya yaklaşınca kılıcını çekmiş ihtiyar elmacının gırtlağına dayamış. Ahaliyi de dağıtmış oradan.  Asker, “Hey elmacı, ne bağırıp duruyorsun burada? Koskoca sarayı görmüyor musun? Yoksa sarayı, han falan mı sandın? Şimdi arabana da elmalarına da el koydum. Buradan defol git yoksa bir dahaki sefere seni öldürürüm” demiş ihtiyar elmacıya. Elmacı da çaresiz, arabasını ve elmalarını bırakıp gitmiş…

Sonra nöbetçi asker dönmüş muhafız komutanının yanına, “Bak şef, dalavere çevirdim. Bir altına yarım araba elma aldım” demiş. Muhafız komutan saray görevline gitmiş, “Buyurun, iki altına bir çuval elma” diye elmaları teslim etmiş. Saray görevlisi vezire dönmüş, “Efendim işte, üç altına bir torba elma” demiş. Vezir, baş vezire gitmiş, “İşte, dört altına yarım torba elma” diye yarım torba elma vermiş. Baş vezir kralın huzuruna varmış, “Kralım emir buyurduğunuz üzere beş elma getirdim, buyurun” demiş…

Kral almış eline elmayı tahtına oturmuş ve düşünmüş; “Beş elma=beş altın. Bir elma=bir altın. Halk elmalara hücum ediyor. Halkımızın durumu demek ki çok iyi. O halde vergileri hemen arttırayım” demiş…

Bugün bunu nereye uyarlarsanız uyarlayın, halimiz ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.