KÜSTAH AVRUPA-MONŞER DİYE KÜÇÜMSENEN DİPLOMASİ

Baştan beri AB’ye girilmesine karşıyım.Avrupa’nın teknolojisine evet,gerisine hayır. Zaten onlarda bizi almayacaklar,sadece oyalıyorlar.

 

Almanya’nın,Hollanda’nın bizim bakanlarımıza gösterdikleri tavır,düşmanca.Kabulü mümkün değil. Ancak,birden bire bu gerilim nereden çıktı? 16 Nisanda yapılacak referandum ile ilgili olarak bizim devlet adamlarımız,yurt dışındaki Türk’lere yönelik bilgilendirme yapmak istiyorlar.Önce Almanya,sonra da Hollanda, buna izin vermiyor. Bunun evveliyatı 2008 yılına dayanıyor.O dönemde, yurt dışında yaşayan Türklerinde Türkiye’deki seçimlerde oy kullanmaları arzulanıyor,ancak özellikle Almanya, bizim vatandaşlarımızın oy kullanmalarına uzun bir süre olumlu bakmıyor. Bunun gerekçesi ise, Türkiye’deki siyasi tartışmaların kendi ülkelerine yansıması endişesi. O dönemde Başbakan olan Sayın Erdoğan, güvence veriyor ve bizzat kendi imzası ile 22 Ocak 2008 tarihinde TBMM Başkanlığı’na, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da değişiklik öngören yasa tasarını göndererek, bu Kanun’un 94 ncü maddesine; ‘yurtdışında, yurtdışı temsilciliklerde ve gümrük kapılarında her türlü propaganda yasaktır.’’fıkrasını ekletiyor.

 

Avrupa’nın bizi sevmediği malum.Ancak ülkesindeki Türk’lere yönelik propaganda yapılmasını da istemiyor.Bu yüzden(yada bu gerekçeye sığınarak)bizim bakanlarımıza izin vermeyeceğini önceden açıklıyor.Dışişleri bakanının uçağına iniş izni verilmemesine rağmen,Aile Bakanımızı,Almanya’dan karayolu ile ve aynı nitelikte birden fazla araçla (adeta Hollanda’yı karambole getirerek)birden fazla yoldan Hollanda’ya el altından sokmaya çalışmak ne demek oluyor? Sonuç bizim bakanımız sınır dışı ediliyor.Ülkeler arası gerginlik tavan yapıyor, halkın referandumda niçin evet vermesi gerektiğini bir türlü izah edemeyen taraf,bu gerilimden medet bekliyor.Muhtemeldir ki bu manevra evet oylarını artırmıştır.Abdurrahman Dilipak;hükümetin Avrupa’ya teşekkür ilanı vermesi gerektiğini yazdı.Aynen doğrudur.

 

Bakanımız Fatma Hanım’ın saatlerce bekletilmesi ve zorla sınır dışı edilmesi beni rencide etmiştir.Şayet bu manevra sırf evet oylarını arttırmaya yönelik yapılmışsa kabulü mümkün olmadığı gibi,sonuç ne çıkarsa çıksın ülkeye maliyeti yüksek olacaktır. Hükümet bunu iyi yönetmemiştir.

 

Evet oylarını arttırma  ile ilgisi yoksa, yine Hükümet’in başarısızlığıdır. Bu durumda iki ihtimal vardır: birincisi; Türkiye diplomaside sınıfta kalmıştır.Halbuki bizim ülkemizde çok köklü ve başarılı üç kurumun başında Hariciye teşkilatı gelir.Bir bakan,yurt dışında bir program yapmadan önce gerekli izinler ve güvenlik önlemlerinin alınması için büyükelçilik teşkilatı harekete geçer.Bu izinler alınmadan hiçbir ülkenin bakanı başka bir ülkede bir toplantı yapamaz.Nitekim İncirlik’e gelmek isteyen Alman Milletvekillerine biz de izin vermedik ve vekiller izin almadan gelemediler.Öyleyse gelmeyin denen bir ülkeye neden ısrarla gitmek istiyoruz?Bizim elçilik (sanmıyorum ama)diplomasiyi yönetememiş midir?Gerçi sayın Cumhurbaşkanımız,hariciyenin yerleşmiş kurallarını alt üst etmiş,bunları ‘monşerler ’diye küçümseyerek,uluslar arası ilişkilerde diplomasiye yerine iç politikada puan kazanacak yöntemleri tercih etmiştir.

 

İkincisi ve daha kötüsü,Türkiye’mizin  tüm dünyada süratle itibar kaybetmesidir. Bunun sorumlusu 15 yıldır ülkeyi yönetenlerdir.2007 yılına kadar insanlarımızı AB nin peşinden koşturanlar sizlersiniz.2007-2013  döneminde fetö’cülerin kumpası ile oranın buranın kazılarak silah çıkarılması,askerlerin darbeci diye içeri atılması,kozmik odada Arınç suikasçılarının aranması gibi kurgularla millet aldatılıp oyalanırken,sanal düşmanlar yaratılırken ülkeyi yönetenler,bu günkü yöneticilerdi. 2013-den sonra ise Fetö belası ile meşgulüz.İktidarda yine aynı kişiler var.Yani sözün kısası, 15 yıldır tek başına ülkeyi yönetenlerin, başarısızlıklarına mazeret gösterdikleri  bir sanal düşman hep var. Veee önümüzde bir referandum…Eğer bir bayan bakanımız Hollanda’dan sınır dışı ediliyor ve bunun evet cephesini arttırma oyunu ile bir ilgisi yoksa, ülkemizin getirildiği bu durumdan yine ülkeyi yönetenler sorumludur.

 

Yani nereden bakarsanız bakın olaylardan Hükümetimiz ve Cumhurbaşkanımız sorumludur.Ülkemiz iyi yönetilememektedir.Elin gavurundan ne bekliyordunuz?Her türlü tedbiri siz alıp,ülkeyi bu duruma düşürmeyecektiniz.

 

Daha 6 ay önce 3 milyon Suriyeli karşılığında Euro ve serbest dolaşım anlaşmasını  imzaladınız mı?Hani 80 milyon Türk Avrupa’ya vizesiz gidecekti?Buna nasıl inanırsınız?Adamlar Bakanımızı dahi almıyorlar.Sahi Rus uçağını biz mi düşürmüştük? Sonra özür diledik mi-dilemedik mi?

 

Bizim ülkemiz bunları hak etmiyor.Bir ülke böyle yönetilmez.Oy uğruna hamaset yapılamaz. Niyetiniz Avrupa’nın bu tutumlarına yaptırım uygulamaksa, gelin ilk iş hemen yarın okullarımızda andımızı okutmaya başlayalım.Tüm milli değerlerimize sahip çıkalım.Hollandalılara sattığımız tüm işletmeleri geri alalım.Yapılan özelleştirmeleri bir sorgulayıp geri kazanmanın yollarını arayalım.Canımızı dişimize takıp ülkemiz için çalışalım,üretelim,fabrikalar yapalım,mevcutlara sahip çıkalım.Başka bir formül yok. Efelenmek hiçbir sonuç doğurmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.