Başbakan Yıldırım'dan samimi açıklamalar

TRT'nin yeni programı 'Gönül Dağı' özel bölüm programında Başbakan Binali Yıldırım hayat hikayesini anlattı.

Başbakan Yıldırım'dan samimi açıklamalar

Hollandalı sunucu Wilco Van Herpen ile yola çıkan konukların hayat hikayelerinin anlattıldığı TRT 1 ve TRT Haber ekranlarında "Gönül Dağı" programının özel bölümüne Başbakan Binali Yıldırım konuk oldu.

KEYİFLİ SOHBET

Programda sunucu Wilco Van Herpen ile yolculuk yapan Başbakan Binali Yıldırım, çocukluğundan Başbakanlığa uzanan hayat hikayesini anlattı.

"HEM OKUDUK HEM İŞLERE YARDIM ETTİK"

Başbakan Yıldırım, çocukluğunu şu sözlerle anlattı:

Biz, 10 kardeşiz benden büyük bir ablam var. 1955 yılında doğdum. İlkokulu köyümde okudum, ondan sonra ortaokul ve lise için İstanbul'a geldim. Çocukken köyde durumumuz iyiydi, köyün en ileri gelen ailesiydik, hem okuduk hem işlere yardım ettik.

"BAZEN OKULA GİTMEZ BABAMA YARDIM EDERDİM"

Tarım işleriyle hayvancılık işleriyle çok uğraşırdık. Tarlalarda ekmek için biçmek için okuldan çıkınca bazen de okula gitmeyerek babama yardım ederdim.

ZOR AMA ONURLU BİR İŞ YAPIYORUZ

Eski günleri özleyip özlemediği sorulan Yıldırım, "Tabii. Orada sorumluluklarınız biraz daha az. Kendinize, ailenize daha çok zaman ayırabiliyorsunuz. Ama şimdi burada daha geniş, bütün memleketin sorunları, vatandaşların sorunları, her şeyle ilgilenmeniz gerekiyor, sıkıntıları çözmeniz gerekiyor, vatandaşın beklediği hizmetleri yapmanız gerekiyor. Tabii zor ama bir o kadar da onurlu bir iş.

"BİR HİZMET YAPINCA BÜTÜN YORGUNLUKLAR GİDİYOR"

İnsan bir eser meydana getirdiği zaman, bir hizmeti yaptığı zaman bütün yorgunluklarını unutuyor. Mesela geçtiğimiz Osman Gazi Köprüsü 50 sene Türkiye'nin gündeminden düşmeyen, bir türlü yapılamayan bir köprüydü. Şimdi bu köprüyü de Allah'a şükür yaptık, ne kadar büyük kolaylık oldu. İnsanlar buradan, İstanbul'dan Bursa'ya 45 dakikada gidiyorlar, iskender yiyip geliyorlar." ifadelerini kullandı.

"BU BENİM İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT OLDU"

Başbakan Binali Yıldrırım, bir dönemler babasıyla birlikte yolcu taşımacılığı yaptığını belirterek, "Şöyle söyleyeyim, herhalde 15 senedir doğru dürüst araba kullanmıyorum. Başbakanlık döneminde çok fırsat olmuyor araç kullanmak için. Bu benim için büyük fırsat oldu. Eski günlerimi hatırladım. Bu sürdüğümüz otobüsün büyük bir anlamı var benim için. Aynı model otobüsten almıştık. O zamanlar çok meşhurdu. Babamla birlikte başladık bu ise 1978'de, 1984'e kadar bu işi yaptık. O vesileyle Türkiye'nin her tarafına yolcu taşımacılığı yaptık. O zamanlarda aklımızda bakan olmak, başbakan olmak yoktu" dedi.

"GÜZEL YEMEK YAPARIM"

Başbakan Binali Yıldırım, "Kasımpaşa'da kokoreç meşurdur. Cumhurbaşkanımız da kokoreçi çok sever. Türkiye çok güzel bir ülke aynı anda 4 mevsimi yaşayabilirsiniz. Eşimle akrabayız. Eşim emekli öğretmen. Birbirimizi tanıyorduk. Ben üniversitedeyken evlendik. Biz nikah yaptık. Köy düğünleri çok farklıdır. Yolda giderken konaklama tesisleri var. En lezzetli yemekler kamyon sürücülerinin durduğu yerlerdedir. Güzel yemek yeparım. Şimdi pek fırsatım olmuyor. Arnavut Ciğerini güzel yaparım" diye konuştu.

YILDIRIM'DAN GENÇLERE TAVSİYE

Herpen'in "Ne hoşuma gidiyor biliyor musunuz? Şimdi bazen insanlar çok da pozitif düşünmüyorlar. Yani bir köy çocuğu ile ne olacak? Ama bir köy çocuğu görebilir işi yani, büyüyor başbakan olabilirsin. Yani çalışman lazım" demesi üzerine, Yıldırım, "Doğru. Türkiye demokratik bir ülke, hukuk devleti ülkesi. Türkiye'de herkesin her şey olabilmesi mümkün. Ben Erzincan Refahiye’nin Kayı köyünden Topal Dursun’un oğlu, okumuşum, gayret etmişim, Allah nasip etmiş bu görevlere gelebilmişim, bir engel yok. Onun için gençlerimize tavsiyemiz, çalışsınlar, çabalasınlar bu ülkenin geleceği için, bu ülkenin büyümesi için, kalkınması için, elbette çok büyük hizmetler, büyük sorumluluklar mutlaka alacaklardır." şeklinde konuştu.

YENİ HAVALİMANI 200 MİLYON KAPASİTELİ

Herpen'in, neden Kayseri değil de İstanbul'a okumaya gittiğini sorması üzerine Yıldırım, "Çünkü dedem ve amcalarım İstanbul'da oturuyorlardı, orada çalışıyorlardı. Okumak için dedem beni İstanbul'a götürdü. Dedem kış aylarında İstanbul'da dururdu, yaz ayları da köyümüze giderdi. Yine köyümüzde tarla işinde, bostan işinde çalışmaya devam ediyordu." yanıtını verdi.

Yıldırım, "Orası bir kültür şoku olmadı mı? Köyden bir anda böyle büyük bir şehre..." sorusunu ise, şöyle cevapladı:

HER İLDE ÜNİVERSİTE VAR

"Tabii alışmak o kadar kolay olmadı, birkaç sene sürdü. Küçük bir köyden çıkıyorsunuz, İstanbul gibi bir dünya şehrine geliyorsunuz. Ama çok hızlı uyum sağladım. Eskiden imkanlar sınırlıydı, yani diyelim ki ilkokulu okudunuz, ortayı da belki en yakın ilçede okuyabilirsiniz, liseyi de ilde okuyabilirsiniz ama ondan üniversite için mecburen başka bir şehre giderdiniz ama şimdi her ilimizde üniversite var."

Herpen'in, İstanbul'a gelişinde indiği Atatürk Havalimanı'nın artık yetmediğini söylemesi üzerine Yıldırım, "Dünyanın en büyük havalimanı, yeni İstanbul havalimanının ilk etabı açılacak, 90 milyon yolcu kapasiteli. Ama ilk etap, sonra ikinci bölüm, üçüncü bölüm yapıldığında 200 milyona çıkacak." ifadelerini kullandı.

Herpen'in, "200 milyon, nasıl bir rakam ya." ifadesi üzerine Yıldırım, bu rakamın Hollanda nüfusundan 10 kat fazla olduğunu söyledi.

Wilco van Herpen, "Ben 1999'da Türkiye'ye geldim, millet soruyor, arkadaşlar röportaj için, 'Wilco sen Hollanda'yı özlemiyor musun, yani anne-babayı?' 'Yok' diyorum, yani Hollanda'ya gitmek sadece 3-3,5 saat sürüyor, istersen uçağa biniyorsun birkaç saat sonra oradasın." ifadesine ise Yıldırım, "Doğru" diye karşılık verdi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.