Ağaçlandırma inadı

Merve Çetin

Malumunuz olduğu üzere her yaz olduğu gibi bu yaz da gündemin üst sıralarında yine orman yangınları yer alıyor…

Dünya, güneş, ağaç, göl, deniz hepimizin. Üzerinde yaşayabileceğimiz başka bir dünya da yok. Dolayısıyla meydana gelen yangın, kuraklık ve benzeri durumlar hepimizi üzüyor.

Burada dikkat çekmek istediğim bir husus var.

Ülkemizde her yıl 11 Kasım günü Milli Ağaçlandırma Günü olarak kutlanmakta. Bu Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında yurdumuzun dört bir yanında fidan dikimi yapılıyor, eş zamanlı olarak. Çok güzel, devam da etmeli.

“Türkiye’de orman varlığı şu-şu yıllar arasında şu kadar arttı, bu yıldan şu yıla kadar orman varlığımız şu kadar kat artış gösterdi” şeklinde bir istatistik de paylaşılabilir. Doğrudur, olabilir...

Ben şöyle bir şey gözlemliyorum; Konya da dahil olmak üzere yurdumuzun birçok yerinde fidanlar dikiliyor ezelden beridir. Hatta öyle ki aynı bölgelere fidan dikiliyor. Dikilen fidanların bugün bir ormana dönüşmesi beklenirken, bir bakıyorsunuz orman falan yok. Yıllarca fidan dikimi yapılan yerler öyle ‘kelcene’ duruyor. Bu fidanlara ne oluyor kardeşim? 11 Kasım günü Milli Ağaçlandırma Günü olarak ilan edilmeden önce de fidan dikiliyordu. Peki bu fidan dikme etkinlikleri niye başarıya ulaşmıyor? Göstermelik mi dikiliyor? Merak etmeden edemiyorum…

Sadece soruyorum; kaç kişi diktiği fidanın akıbetini merak ediyor? “Ben falanca yere fidan diktiydim, ne oldu ki” diye kim gidip bakıyor? Ya da kaç kişi bakıyor? Kim, ne kadar ilgileniyor?

Böyle bir durumda ne oluyor, söyleyeyim size:

Ağaç nerede? Balta kesti.

Balta nerede? Suya düştü.

Su nerede? İnek içti.

İnek nerede? Dağa kaçtı.

Dağ nerede? Karşı köyde.

Köy nerede? Yandı, bitti, kül oldu.

Diktiğimiz fidanlara bakıyor muyuz? Bakmıyoruz kardeşim. Ekseriyetle böyle, bakmıyoruz. Fidanlar ya bakımsızlıktan kuruyup gidiyor ya da koyun, keçi yiyor. Bir türlü orman olmuyor. Gerçi ormanlık bir alan olunca da çoğu kişinin aklına hemen gidip orada mangal yapmak geliyor ama. Hele bir de o civarda bir ırmak, göl vesaire varsa, pöf. Neyse...

Bu “illa Konya’da böyle oluyor” demiyorum. Hemen hemen her yerde böyle.

Bir de her mevzuda olduğu gibi bu mevzuda da milletçe, “Devlet korusun, belediyeler de şunu yapsın” ve türevi düşüncelere kapılıyoruz. Kimse de “ben yapayım” demiyor. Diyen de ‘orman baba, orman dede’ falan oluyor. Millet onları alkışlıyor ama onlara özenen yok. Ne hikmetse hep yanlışa özenme, meyletme var. Gerçi onlara da samimi bir şekilde sorsan, zaman zaman bazı vatandaşlar tarafından deli muamelesi bile gördüklerini söyleyebilirler...

Sözün özü, ağaçlandırma konusunda milletçe inatçı olmamız lazım. Madem “Mevzubahis vatansa gerisi teferruat” o zaman vatanın ciğerlerine sahip çıkmak, vatan toprağını nefessiz bırakmamak vatandaşlık görevidir.

Esenlikler...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.