Sadaka

Kelime, anlamı 'gerçek olmak, doğruluk' olan 'sıdk' kelimesinden türeyen sadaka, gönüllü olarak ihtiyaç sahiplerine yardım etmek anlamına geliyor. Verilen paradan, selamlaşmaya, güler yüzle sohbet etmeye kadar geniş bir amel dünyasını kapsaması bize, ihtiyacın maddi ve manevi olarak ele alınması gerektiğini hatırlatıyor

Sadaka

Sahabeleriyle sohbet eden Peygamberimiz, “Güneşin doğduğu her gün Müslüman'a sadaka vermek vaciptir" buyurdu. Sahabeler sordular, “Ey Allah'ın Resulü! Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsa ne olacak?" Peygamberimiz, “Çalışır nafakasını sağlar ve bir kısmı ile de sadaka verir" buyurdu. “Buna gücü yetmezse ne olacak?" diye sordular. “O takdirde bedeni yardıma ihtiyacı olan kimseye yardım eder; bu, onun için sadaka olur" buyurdu. “Bunu da yapamazsa?" deyince, “O zaman insanları iyiye, güzele ve doğruya çağırsın. Hakk'a davet etsin ve nefsini başkalarına zarar vermekten korusun" diye cevap verdi.

PARA İLE İLİŞKİSİ

Rabbimiz Haşr Suresi 7. Ayette şöyle buyuruyor, “Mal, içinizde zenginlerin arasında dolaşan bir güç olmasın." İman sahibi tüm kalpleri, ellerinde olan maddi imkânları paylaşmaya çağıran bu ayet aslında Müslümanların da para ile kuracağı ilişkinin temelini veriyor. Kazandığınız her türlü maddi imkân aslında elimizde tuttuğumuz bir imtihan. Bu imtihanı paylaşarak geçebilir veya zenginler arasındaki yeri korumak için de kullanarak kalabiliriz. Maddi genişliği de maddi darlık gibi bir imtihan saymak, atılacak ilk adım olmalı. Çünkü böyle düşünüldüğünde, Rabbimizin istediği için verdiğini ve istediği için aldığını bilerek, paylaşma adımları ardı ardına atılacaktır.

MÜMİN YARIM HURMA BİLE OLSA BİLE SADAKA VERMELİDİR

Milyonlarca mültecinin, evsizlerin, sokak çocuklarının olduğu bir dünyaya güç yetirebilir miyiz? Nereden başlamalıyız? Kimi seçmeliyiz? gibi sorular hep zihnimizde. 'Bizim yardım ettiklerimiz dışında kalanlar ne olacak?' diye içimizden geçiriyoruz. Bu noktada yine Peygamberimiz ve sahabenin arasında geçen sohbet yolumuzu aydınlatıyor. Bir gün Peygamberimizin huzuruna ayakları çıplak ve kıyafetleri eskilikten yırtılmış bir grup geldi. Onların bu halini gören Peygamberimizin yüzünün rengi değişti. Hz. Bilal'den ezan okumasını istedi. Namaz kıldırdıktan sonra, “ Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve kişi yarın için önceden ne getirdiğine baksın" diye başlayan Haşr Suresi'nin 18. Ayetini okuyup, “Mümin, dinarından, dirheminden, elbisesinden, buğdayından, hurmasından (yarım hurma bile olsa) sadaka vermelidir" buyurdu. Bunun üzerine Ensardan bir adam avucuna sığmayacak büyüklükte bir kese getirdi. Ondan sonra herkes birbiri ardından yiyecek-giyecek getirdi. İki küme yiyecek-giyecek birikti. Hz. Peygamber memnuniyetini belirtmek üzere 'Lâ ilâhe illallah' dedi ve “Kim İslâm'da güzel bir çığır açarsa, onun ve onunla amel edenlerin mükâfatı amel edenlerinkinden hiçbir şey eksilmeksizin kendisine verilir" buyurdu.

KİME VERMELİ?

İlim tahsili yapılan kişilere ve eğitimi verilen yerlere, gerek zekât, fıtra, adak ve akika, gerekse sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazalardan belalardan korur. Sadaka, dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan cihad ve ilim yayma sevabına kavuşulur. Böylece yardım yapan kişi, hem dünyada hem de ahirette çok büyük nimetlere kavuşmuş olur. Sadaka vermenin sevabını Peygamber Efendimiz şöyle ifade buyuruyor: "Birine iyi şeyler öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, sorana yol göstermek, sokaktaki zararlı şeyleri temizlemek, birer sadakadır."

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.