Yeniden Refah Partisi Konya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında, hem ülke genelindeki gelişmeler hem de Konya’nın yerel sorunları kapsamlı şekilde ele alındı. Toplantıya Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili ve AR-GE Başkanı Prof. Dr. Doğan Aydal ile Konya İl Başkanı Hasan Yel katıldı.
"TBMM’ye 118 yazılı soru önergesi sundum"
Toplantıda ilk olarak söz alan Yeniden Refah Partisi Konya Milletvekili Ali Yüksel, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yürüttüğü çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verdi. Yüksel, Konya’nın sorunlarını meclis gündemine taşımak adına yoğun bir mesai harcadıklarını belirterek, bugüne kadar 118 yazılı soru önergesi sunduğunu ve bu önergelerin büyük çoğunluğunun doğrudan Konya ile ilgili olduğunu ifade etti. Bunun yanı sıra 21 adet bir dakikalık konuşma gerçekleştirdiğini, 15 ayrı basın toplantısı düzenlediğini ve kanun görüşmeleri kapsamında dokuz farklı konuşma yaptığını aktardı. Ayrıca bir kanun teklifi sunduklarını ve yeni yasa teklifleri üzerinde çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.

"Konya Çevre Yolu ve Konya Ovası projesi hayati önemde"
Yüksel, konuşmalarında özellikle Konya’nın kronikleşmiş sorunlarına dikkat çektiklerini belirterek, Konya Çevre Yolu Projesi ve Konya Ovası Projesi’nin bölge için hayati önem taşıdığını vurguladı. Beyşehir Gölü’nde yaşanan su kaybı ve çevresel sorunlar, Konya’da giderek artan obruk oluşumları, Konya-Antalya karayolunun bazı bölümlerinin su altında kalması gibi konuların da gündemlerinde önemli yer tuttuğunu söyledi. Ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisi depolarındaki durum ve Ereğli’de ortaya çıkan sahte gübre satışı iddialarını da meclise taşıdıklarını belirtti.
"Türkiye’nin güçlü ve bağımsız bir sisteme ihtiyaç var"
Uluslararası gelişmelere de değinen Yüksel, Türkiye’nin dış politikadaki duruşuna ilişkin eleştirilerde bulunarak, ABD eski Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik sert ifadeler kullandı. Yüksel, Türkiye’nin güçlü ve bağımsız bir ekonomik modele ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, merhum Necmettin Erbakan’ın uyguladığı “denk bütçe” sistemine atıfta bulundu. Türkiye’nin yeniden üretim odaklı bir yapıya kavuşması gerektiğini dile getiren Yüksel, “Bu ülkenin yeniden Erbakan sistemine ve bunu hayata geçirecek güçlü bir iradeye ihtiyacı var” dedi.
“Türkiye Tarımının düzelmesi için geçmişe bakılmalı”
Basın toplantısında söz alan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Vekili ve AR-GE Başkanı Prof. Dr. Doğan Aydal ise özellikle tarım politikaları üzerine kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Konya gibi tarımın merkezlerinden birinde bu konunun ele alınmasının önemine dikkat çeken Aydal, Türkiye’de tarımın mevcut durumunun tarihsel süreç içerisinde alınan kararlar ve uluslararası anlaşmalarla doğrudan bağlantılı olduğunu savundu. Aydal , konuşmasına çarpıcı bir değerlendirmeyle başlayarak, Türkiye’de tarımın düzelmesi için geçmişte yapılan bazı anlaşmaların gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle 1995 yılında yürürlüğe giren Dünya Ticaret Örgütü anlaşmalarının Türkiye’nin üretim politikalarını etkilediğini ileri süren Aydal, bu süreçte ülkelerin üretim rollerinin yeniden tanımlandığını ve Türkiye’nin bu yapı içerisinde üretici konumdan uzaklaştırıldığını iddia etti.

"Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sonrası dezavantajlı hale geldi"
İkinci Dünya Savaşı sonrası küresel ekonomik sistemde yapılan düzenlemelere değinen Aydal, bazı ülkelerin üretici, bazılarının ise işleyici konumda kurgulandığını belirterek, Türkiye’nin bu sistemde dezavantajlı bir noktaya sürüklendiğini söyledi. Tarımda üretimin azalmasının ve ithalata bağımlılığın artmasının ekonomik kayıpları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Aydal, 2002 yılında 1 milyon ton olan buğday ithalatının 2022 yılında 11 milyon tona yükseldiğini belirtti.
"Türkiye savaş halindeki ülkelerden bile ithalat yapıyor"
Tarım politikalarında geçmiş dönem uygulamalarını da eleştiren Aydal, Turgut Özal döneminde tarımsal üretim deseninin daraltıldığını, çiftçiyi destekleyen birçok kurumun kapatıldığını ifade etti. Yerli tohum politikalarının terk edilerek ithal tohumların teşvik edildiğini, bunun da üretim maliyetlerini artırdığını ve çiftçiyi zor durumda bıraktığını savundu. Ayrıca tarım arazilerinin zamanla üretim dışına çıkarıldığını ve sanayi yatırımlarına açıldığını belirtti.
Aydal, Türkiye’nin tarımda dışa bağımlı hale geldiğini ifade ederek, savaş halindeki Rusya ve Ukrayna’dan buğday ithal edilmesinin bu durumun en somut göstergelerinden biri olduğunu dile getirdi. İthal edilen ürünlerin maliyetlerinin yüksek olduğunu ve bu durumun ülke ekonomisine ek yük getirdiğini belirten Aydal, sistematik bir fiyat artışıyla Türkiye’nin zarara uğratıldığını iddia etti.
"Bu model hayata geçirilmeli"
Tarım politikalarının sadece üretimle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toprak kullanımı ve mülkiyet konularını da kapsadığını söyleyen Aydal, köyüne dönen vatandaşlara tarım arazisi verilmesine yönelik düzenlemelere de değindi. Bu düzenlemelerde yer alan bazı maddelerin, talep olmaması halinde arazilerin farklı şekillerde değerlendirilmesine olanak tanıdığını belirterek, bu durumun dikkatle ele alınması gerektiğini ifade etti.
Yeniden Refah Partisi olarak sadece eleştiren değil çözüm üreten bir siyasi hareket olduklarını vurgulayan Aydal, hazırladıkları çalışmalarda emek yoğun tarım modelini önerdiklerini belirtti.
Türkiye’nin sahip olduğu tarımsal potansiyelin doğru politikalarla yeniden değerlendirilebileceğini ifade eden Aydal, üretim odaklı bir kalkınma modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.